--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Başkanlık böyle mi olacak?...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Kılıçdaroğlu, hayırlı olup olmayacağı henüz meçhul yerli ve Türk modeli başkanlık sistemini kendince yorumlayıp, sonunda da “böyle bir sistemi kan dökmeden gerçekleştiremezsiniz” dayatmasıyla, Tayyip Erdoğan’a karşı çıkmıştı…

Devlet başkanlarının ısrarla üzerinde durduğu başkanlık modelinde Kılıçdaroğlu’nun demesine göre;

Bir kişi konuşacak, Türkiye susacak. Biri konuşacak hakim ona göre karar verecek, bir kişi konuşacak ona göre milletvekili listeleri hazırlanacak. Bir kişi konuşacak istediği adam hapse girecek”miş.

Böyle bir sistem kan dökmeden gerçekleştirilemezmiş.

Kılıçdaroğlu’nun, doğru yanlış demeksizin Devlet başkanları Tayyip Erdoğan’a atfen ortaya salladığı bu ifadenin Türkçe açıklamasına göre;

Anası; kadılar tarafından halledildiğinde insancıklar, kimden kime hak davasına kalkışacağını bilememe perişanlığına düşermişler”… 

Anlayabildiğimiz kadarıyla Kemal bey bu karşı çıkışıyla, henüz perişanlığa düşmeden daha atik davranarak ahalinin hak ve hukukunun savunmasını biz üzerimize alacağız” demek istiyor…

Kemal beyin, bilerek, bilmeyerek gözden kaçırdığı bir gerçek var. Zaten kırk elli yıllardan beri ahali, köylünün efendiliği örtüsünün altında gizlenen bu perişanlığı yaşayıp gidiyor…

Halbuki bıraksınlar milletin yakasını. Ahali bir de başkanlığı deneyerek kullansın şansını ve de alsın boyunun ölçüsünü…

Devlet başkanları Tayyip Erdoğan, iki lafın arasında kendisinin milletin serbest oyu ile cumhurbaşkanı seçildiğini söylüyor. Hem de yüzde ellinin üzerindenmiş…

MHP’de de mebuslar hali hazırdaki genel başkanlarını, memnuniyetsizlikten ötürü değiştirmek istiyorlar…

Devlet Bahçeli gitsin, onun koltuğuna bir başkası otursun. Bu amaçla hazırlıklar tamamlandı ve başkan olmak isteyenler kendi hesaplarına ve kendi iradeleriyle parti meydanına fırladılar…

Ne var ki, Tayyip beyin seçimindeyse adaylar, “hodri meydan, ben de varım” diyerek kendi hür iradeleriyle halkın huzuruna çıkmadılar. Her parti, o da meclistekiler sadece, bağımsızlık-tarafsızlık adına kendi adaylarını kendileri tesbit ederek milletin tercihine sundular…

Eskilerin kesin seçimi, mebusların oyu ile Meclis’te, yenilerin de, Erdoğan dönemindeki gibi, halk meydanında yapıldı ve yapılacak…

Cumhurbaşkanlığı mevsimi geldiğinde adaylar Meclis içinden veya dışından kendi adlarına Seçim Kuruluna müracaat etmedikçe, seçilen kişinin gerçek anlamda Cumhurbaşkanı sayılabilmesi zorlama bir sıfat olur.

Cumhurbaşkanında aranan özellikler nelerse, onlara sahip olan her kişi serbestçe seçim kuruluna adaylık müracaatında bulunabilir.

Bundan ötürü kendilerine hitabım her daim, biraz da Batının Ekselansları’nı çağrıştırırcasına, özellikle de çoğul takısı kuyruğunda olarak, Devlet başkanları olmuştur, bundan evvelkilere bakışım gibi…

AKP’nin anayasa tadil komisyonu, sistemin krokisini bir çizip de özelliklerini ve çalışma şemasını da ortaya dökse, bizler de rahatlayacağız, Kılıçdaroğulları da…

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle