--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Azmin elinden…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Arefe günüydü, saat 13-15 suları. Elinde bir iki paket, dilinde de Selamün Aleyküm’le, çat kapı bir Ademoğlu...

Hoş geldin beş gittin ile birkaç kelamlık dostluk ve akabinden öğrendik ki, evimizdeki elektrik sayacını kontrol için gelmişler. Tek tarifeli eski model bir sayaç mı kullanıyoruz, yoksa sarfiyatı, zamana göre üç boyutlu kayda alan modernize edilmişlerden mi?..

UEDAŞ’ın bir görevlisi...

Bizim fakirhane, Bursa’nın hemen hemen tamamını oluşturan iyi kötü yirmi yıllık ruhsatsız kaçak gecekonduların arasında yer alıyor. Haliyle, elektrik sayacı da fiziki yapısının özellikleriyle uyuşuyor olacaktı... Memleketin ve insanlarının genel anlamdaki çarpıklığına hoş bakılan Türkiye’de hiç değilse bunların hanelerindeki sayaçlar siyaseten yüzümüzü güldürmeliydi...

Eski model, idarece geri alınarak yerine çağa uygun bir yenisi takıldı...

Uludağ Elektrik Dağıtım Şirketi UEDAŞ görevlisinin hizmet işlerinde kullandığı arabası ilginçti. İngiliz’lerin “Mini Rover”leri gibi mini minnacık bir oyuncak. Tahrik motoru içten patlarlı olmayıp, kol gücüyle arkadan kaktırmalı ya da yerine göre önden çektirmeli iki tekerlekli pazar arabaları benzeri bir şey...

Yıllar öncesinin İstanbul’unda İETT’nin hizmete sunduğu SKODA  markalı otobüslerinin iniş biniş kapıları yüksek olduğundan üç basamaklıydılar. Yaşlılarla çocuklu ve yüklü hanımlar zorlukla faydalanırlardı bunlardan. Türkiye’yi çekip çevirenler ahdedince bunları servisten kaldırıp yerlerine alçak tabanlıları ikame ettiler. Şimdinin anneleri hiç kimsenin yardımını istemeksizin pusetlerinin içindeki bebekleriyle birlikte bu otobüslerle istedikleri yerlere gidip gelebiliyorlar...

Bir de hal hatırlaşma ve sohbetleşme sonrasında birbirleriyle ‘By-By’sız  vedalaşabilseler!..

Azmin elinden hiçbir zorluk kurtulamıyor. Yeter ki, istenilsin. Bursa’daki bizim oralar, çarpık yapılaşma yoğunluğundan, mahallede ömürler yamaçlara tırmanma ve düz ovalara da sallanıvermekle geçiyor. Bu itibarla, kamu hizmetleri de lisanslı mahallelerdeki gibi rahat ve konforlu olamıyor. İşverenlerin elinde de işçilerine yediklerinden yedirecek giydiklerinden giydirecek yeterli atıl fon yok...

Ücret artı yemek, haydi bakalım aslanım göreyim seni...

Ülke çapında geçerli formül bu...

Çalışanlar da ne yapsınlar, şu istihdam krizinin had safhaya ulaştığı günümüzde?.. 

Ya dağ bayır demeden mekkare katırı gibi yürüyerek sağlık ve sıhhatini diri tutacak, ya da nazik bedenini yormamak için nakliye ve ulaşım problemini kendi imkanlarıyla halledecek...

Düşünmüşler taşınmışlar ve sandığıma göre, iki tekerlekli pazar arabasından kopyalanmış birazcık daha iri kıyım, üç beş sayaçla birkaç da takım taklavat kapasiteli çek çek’lerde karar kılmışlar...

Çalışan memnun, çalıştıran memnun. Tabii siyaset de...

Bize ne yahuuu!..

HAMİŞ: Bayram öncesi AKP cenahından birkaç mebustan “Emekliye kurban parası” gibisinde şiirimsi bir  esintiyle cuşa gelip bi-hoş olmuş idik. Uyku mahmurluğunu üzerimizden atınca gördük ki, gerçekte  bağımlılık da böyle başlıyor, başlatılıyor... 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle