Ayı masalı...
Yazımıza bir ayı masalıyla başlayalım. Tarihin başlangıcı sayılan yazı ile tekerleğin icadının hemen akabinde kadim bir ülkede, devlet kesesinden devlete özel resmi bir devlet ayısı beslemeye başlamışlar. Devletin besili ve layüsel bir ayısı olmaz ise, iklimler sapıtacak, kıtlıklar başlayacak ve ahaliye de kıran girecek...
Hurafe de olsa, ahali bu ayı masalıyla afyonlanmış bir kez. Günün birinde devletin resmi ayısı hastalanır ve ölür, devlet de millet de ayısız kalır…
Amma bakmışlar ki buğdaylar yine başaklanıyor, ay ile güneş yine doğup kavuşuyor ve hayat da eskisi gibi şen şakraklıkla sürüp gidiyor…
Bu hal karşısında ahali uyanır gibi olmuş ve başlamış düşünmeye…
“Ulan ahmaklar, devlet adına da olsa kendi kesemizden biz bu ayıyı niye besliyoruz. Baksanıza, ayı ha varmış ha yokmuş, eski hamam eski tas, hayat devam edip gidiyor.”
Vazgeçilmiş ayıcılıktan… Ayı ininin kapatılmasıyla ahalinin zaten yükseklerde seyreden mutluluğu, merdivenin birkaç basamak daha üzerine zıplamış…
•
Bir kanun kötü olabilir. Hükümlerinin, çıkarılan kanun yerine kaim baş eğilecek emirnameleri, tüzükler, tebliğler ve genelgeleri de her zaman ve zeminde halk tarafından beğenilmeyebilir. Bunlara karşı koyarak isyan etmekle; bunların niçin kötü olduklarının izahına başlayıp, yerlerine daha iyilerinin konulmasını istemek, hatta tasarlanmış formülleri açıktan açığa kanun koyucusuna teklif etmek, birbirlerinden farklı ve ayrı eylemlerdir.
Mesela, Marmara depremi sonrasında yaraların sarılması gerekçesiyle telefon faturalarına bir yıllığına getirilen deprem zammında sürenin sonsuza kadar uzatılması, çok kötü ve çirkin bir hükümet icraatıdır…
Buna karşı çıkarak fatura edilen zamları ödemekten kaçınmak; elektrik zamlarına karşı kaçak elektrik kullanmak kadar kolay ve pratik olmadığından, teknolojik zorunluluktan ötürü bu zamları kabul edip paşa paşa ödemek gerekir…
Amma bir şartla;
Bu dayatmalardaki dayanağın kanun olması durumunda, bu kanunun kötü olduğu, çirkin olduğu, hükümetlerin milletine karşı verdiği sözlerden dönme kaypaklığını oluşturduğu için ilgasının, insanlık bakımından şart ve elzem olduğunu, söyleyerek, haykırarak ve ilan ederek…
Polis gelip elindeki biber gazıyla, ağzına boğazına kilit mi vuracak !…
•
Valla, orasını burasını bilemiyor ve düşünemiyorum da, tek istediğim, hükümetlerin, fakir fukaranın nafakasından kolaycasına keserek beslediği dolaylı vergi ayısının artık sırtımızdan inmesi…
Devletin tepesinden tırnağına dek her yerinde lüks ve israf ile ihtişam ve debdebe...
Sanki uçsuz bucaksız bir ayı çiftliğinin mallarıyız!…


