Aşk üzerine...
Mebus dokunulmazlığı, memur dokunulmazlığı olur da, dinin ve dince kutsal değerlerin niye olmasındı?...
Dinin dokunulmazlığını, dine karşı saygı ve dokunmama anlamında kullanıyoruz... O kutsaldır. Fikir ve düşünce hürriyeti adına da olsa, politikada ve pazarda metalaştırılamaz...
Zaman oluyor, dinin kendine özgü dokunulmazlık ihlalleriyle karşılaşıyoruz.
Cumhuriyet eseri olan Şişli Camii’ni, en azından altmış, belki de yetmiş küsur yıl evvel ziyarete gitmiştik. Yapının güzelliği ve çirkinliğinden anlamayan sıradan bir orta mektep talebesiyiz. Giriş cephesinin bir yerinde duvara çakılmış bir “İftihar kitabesi”...
“Koyu laiklik ortamında bu CAMİ İNŞAATINA maddi anlamda yardımlarından ötürü teşekkürü haketmiş ZENGİN büyüklerimizin isimleri” listelenmişti...
Kitabe, halen duvardaki yerinde çakılı mıdır, değil midir? Bilmiyorum...
Kitabe kavramını kullanmak belki doğru ve yerinde olmayabilir. “Tabela, ilanat, duyuru, bildiri” ve benzeri kelimeler de kullanılabilirdi sanırım. Türkçe’nin inceliklerinden anlamayan, dil fukaralarından biriyim. Her neyse, iftihar kitabesinin bir benzeri de Kuleli Askeri Lisesi’nin tam karşısına düşen, Boğaz kıyısındaki kırmızı boyalı ahşap caminin orta bedenine çakılmıştı...
“Bu caminin tadilat ve restorasyonu, Sabancı Vakfı tarafından yaptırılmıştır” mealindeki gibi...
Bu tabela da, halen cami duvarında çivili midir, onu da bilmiyorum...
Dinin dokunulmazlığına dokunmamak lazımdır. Bütün kavga, döğüş ve huzursuzluk ve hatta bereketsizlik, dokunulmazlık ihlalinden dökülüyor...
Bu arada, dokunmamada aşırı hassasiyet göstermenin de çoğu yerde, özellikle politika pazarının bir kesiminde, samimiyetten kaynaklanmadığını da belirtmek gerekir...
•
Devletin laik olduğu yazılıp çizilse de, aslında bu laiklik parçalıdır. Ülkemizde siyaset, yeri gelende laik, yeri geldiğinde de mevzuun nitelik ve niceliklerine göre, la-laik...
Dünya sosyetesinin en palikarya takımının cirit attığı Maldiv Takım Adalarında Türkiye’nin Müslüman müteşebbisleri arasında görünen birisi, yedi yıldızlı İslami tatil köyü kurmaya kalkışmıştı. Başarı durumunu bilmiyor ve fuhşiyatla cascavallaklığın merkez üssünde kurulacak İslami eğlence ve dinlence mekanının ismi de, “Eba Eyyübel-ensari Evi” olacaktı...
Alın size, dokunma geleneğinden bir örnek de, yurtdışından, “denizaşırı” coğrafyasından...
•
Dinin dokunulmazlığına ika edilen siyaseten dokunma örnekleri, hep sağ mahreçlidir. CHP ise, toplumun kahir ekseriyetince solcu diye bilinirdi. Halkın bu inancına karşı saygıda kusur etmekten muhtemelen kaçındığından olmalı, CHP de solcuymuş gibi görünmeyi kabullenmişti...
Ne zamana kadar?..
Çankaya Belediyesi”nin, bölgesindeki imamlarla elbirlik ederek; camilerin bakım, onarım ve ihtiyaçlarını üstleninceye kadar...
Çankaya Belediyesi şimdi, destekçilik anlamında bölgesindeki camilere el atıyor, imamlarının da istek ve ihtiyaçlarını kalıcı bir şekilde karşılamaya çalışıyor...
Bu çalışmaları (Halk TV. ve Halk Radyo) tarafından haberleştirilince, CHP’nin halk nezdindeki fotoğrafı da, haliyle, sağ tarafa pozlanacak...
Bundan böyle CHP, hiç kimseyi ve hiçbir siyaseti, din istismarcılığıyla suçlamamalı, suçlayamaz...
•
Ortamektep talebesiyken Bursa’daki kitapçı Ali Haydar vitrinin önünde durup, “Aşk aşk, sen her şeye kadirsin” isimli bir kitabı, uzun uzun gayri şuuri seyrederdim...
“Aşk” denilen ne ise de, geçim pazarının geçer akçesi, “para” olmalıydı, yani,
Günümüzün tanrısı olan, Para...


