Anayasalar, yapanların kanını taşır…
20’lerde yapılanlara ilaveten 60 ve 80 darbelerinin eserleriyle aradaki tadilatlar, militer atmosferin altında gerçekleştirildi. Şimdilerdeyse bir yenisi için hazırlıklar yapılıyor. Halen kullanılan Kenan Paşa anayasası hariç, diğerleri politika müzesindeki hatıra dolabında ziyaretçilerin görüşüne sunuluyor…
20’lerden bu yana bütün anayasalar asker imali olduklarından, devlet başkanlığı, hususan asker kişilere tahsis edilince, başkanlık için ikinci bir görev sıfatı aranıldı.
Tahsil, terbiye ve tecrübe bakımından bu alanda uzmanlaşmış hizmet ve tecrübelerinin bulunmasından ötürü, Cumhurbaşkanları, aynı zamanda Başkumandan sayıldılar…
Son zamanlarda biyolojik ömürlerin hitamı ya da tahsis sürelerinin son bulmasıyla boşalan bu makam, yeni bir hareket de düşünülmediğinden olacak, bilmecburiye, sivil kişilere sunuldu…
•
Bu kertede insanın aklı şu suale gelip takılıyor…
28 Şubat darbesi de, aynı usulden giderek Kenan Evren anayasasını kökten kaldırıp yerine kendi anayasasını getirip oturtsaydı; Devletin, Cumhuriyet’in birinci kademedeki en yüksek temsilciliği hangi kesime lütfedilirdi?
Cumhuri geleneğimize göre, Başkumandanlık görev ve sıfatı da kendilerine verileceğine göre, mutlaka askeriyeden…
Bu arada anti parantez olarak eklemiş olalım…
14 Mayıs Sivil İhtilalindeki,
Celal Bayar’ın Cumhurbaşkanlığı da, bir ihtilal eseridir…
O pembe ihtilali yapan kesim de, askerler gibi yine kendi kanadından getirip oturtmuştur Bayar’ı, başkanlık koltuğuna. Bayar-Menderes hareketi de, diğerleri gibi anayasayı kökten değiştirmeğe kalksaydı, hiç ihtimal veremeyiz,
Cumhurbaşkanlığını, bir de ayrıca Başkumandanlık görev ve sıfatıyla tezyinen popülerleştirmeye gerek duya…
•
Başkanlık mı parlamenterizm mi tartışmaları süredursun, bir süre sonra yeni bir anayasa taslağı önümüze konularak tercihimize sunulacak…
Sivil kanını taşıyan bir anayasa olarak…
Sivil kanından gelen devlet başkanlığına, askeri rütbe ve sıfat uygun düşer mi düşmez mi?
Haydi bakalım, düşünelim ve tartışalım…
Ne dersiniz?..


