Alçak toprakların çocukları...
Hiç kimse, hukuki meşruiyetini haiz olarak kanunla kurulmuş kamu düzenini bozmadıkça, dini düşünce ve inançlarından ötürü kınanamaz...
İnsan Hakları Beyannamesi’nin bu onuncu maddesiyle verilmek istenen güvence, maalesef yeter derecede güçlü değil. Bu gerçek son kez alçak toprak köpeklerinin, Hollanda polisince Türk vatandaşlarının üzerlerine salınmasıyla doğrulanmış bulunuyor...
Böyle olunca, hiç kimse, kamu düzenini bozmadıkça dini düşünce ve inançlarından ötürü kınanıp cezalandırılamaz kuralının politik ifadesi olarak demokrasinin, bilhassa Hollanda özelinde, temel insan haklarının ilahi yüceliğinde pürüz oluşturduğu açıkça görülüyor...
Dahilden buna bir örnek aradığımızda, başörtüsü düşmanlığı, mesela...
Örtünmek ve inanmak, temel ihsan haklarından bir hak değil miydi, güya!...
¥
Allah ile kendi arasına giren pürüzün gölgesinde idrak ve insaf duygularını kaybedip yitiren insan, çevresinde kutsanmaya değer hiçbir şey göremez hale geldiğinde, başlayıverir militan köpeklerini bîgünah insanların üzerine salmaya...
Hariçte de, Alçak toprakların ilahlarınca, polis esvaplı kullarına emirle yaptırtılanlar gibi...
¥
İnsanı, toplumu ve hükümetleri din konusunda yanlışa düşmekten koruyucu fıtrat hediyesi olarak fikir ve idrak dayanakları vardır. Ferdi planda da bunlar, hükümet denilen beşeri mekanizmanın icadından evvel Allah ile kulları arasında yapılan sözleşmedir. Hiçbir kuvvetin uygulamaya koyduğu ve koyacağı kanunlar ve zorbalıklarla, bu andlaşmayı iptal ya da değiştirmeye gücü yetmediği-yetmeyeceği gibi, tekil halinde beşerin kendisinin de...
Hz. Musa peygamberimizin şahsında anlaşmayı yok etmeye kalkışan alçak toprakların çocuklarından Firavun’un akıbeti ise, bu konuda kitaplarımızda tafsilatlı örnekler oluşturmakta...
Gözünü açıp da kendini, kendisinin yaratmadığını fark ederek uyanan insanın ilk yapacağı iş, Yaradan’ına bağlanmak olmalı...
Hükümetlerle organize toplumların, beşerin bu inancına karışmaya, hatta daha da ileriye giderek, bunu yasaklamaya kalkışması, en azından buna niyetlenmesi, fesatçılıktır...
Firavun taslaklarının Allah’ı inkar edercesine Türkiye’nin devlet ve hükümet erkanının şahsında Allah-ü Zülcelal’e ve din olarak da O’nun kullarına lütfettiği İslam’a yönelik yaptıkları bu fesatçılığın hukuk dilindeki karşılığı ise,
Tek kelimeyle,
Irkçılıktır ki, çeşnisini belirtmek gerekirse,
Her türlü ibneliğin, dinsizliğin, fuhşiyat ve madde bağımlılığının yatağı,
Alçak toprakların faşizmi...


