--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Aklına geleni söylemek...

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Vatandaş olarak insan oğlunun, Aklına geleni söyleme hürriyeti var mıdır?..       

Denilir ve istenir ki, sözlerimiz her halûkârda doğru olsun. Amma her doğruyu da, her yerde ve her zaman söyleyemezsin, söylememelisin...

Bilfarz, aklınıza gelenin, hükümetin askeri liseleri kapatma projesi olsun...

Bunun, memleket hayrına olmayacağını düşünüyorsunuz. İçinde bulunduğunuz şartlar muvacehesinde, dillendirebilir misiniz, bu düşüncenizi?..

İtiraz ve muhalefetiniz, lise mezuniyetine kadar serazat hayatın kendi başına buyrukluğundan koparılarak ağır disiplinli bir hayata, hem de hiçbir hazırlık ve tecrübesi bulunmayan muhallebi çocuklarının harbiye atmosferine, uyum sağlamada karşılaşacağı zorluklardan ziyade,  mesela, askeri liselerin mekan olarak oturdukları tarihi ve kıymetli alanlara kimlerin gelip çörekleneceğinedir...

Bugünlerin kaotik ortamında düşündüğünüzü ifade etme hürriyeti adına dilinizin ucuna gelen bu konuyu serbestçe dillendirme hakkınızı gerçekten kullanabilir misiniz?..

Düşünme ve düşündüğünü ifade etme hürriyetinin kısıtlanması ya da kökten kaldırılması için tek gerekçe şiddettir, şiddet olmalıdır...

Hükümeti, askeri liseleri kapatma porojesinden vazgeçirtmek için şiddet kullanamayacağınıza göre, o topraklar için daha şimdilerden aporta yatan kurtlar, pişirecekleri aşa su katacak düşüncelerinizden ötürü sizleri başka gerekçelere rapten tedip edecek ya da ettirecektir...

Mesela,                        

15 Temmuz’dan bu yana donanma şenliklerini andırırcasına minarelerden afaka yayılan sela coşkusundan rahatsızlık duyuşunuz”...

Ve sizler, böylece silahlı terör örgütü üyesi oldurulup çıkartılacaksınız... 

Bu yükleme, yalancı şahitlerle de desteklenecek iftira, paralelciliğinizden ötürü alınıp götürülmeniz için yeterli bir delil olamaz mı?..

Türkiye’nin Müslüman ülkesi oluşundan mı yoksa Müslümanların protestanilikle törpülenişinden midir bilinmez, ülkemizde insanın aklına geleni ifade etme hürriyetinin kısıtlanması ya da toptan kaldırılıp atılması, seslendirilen görüş sahibinin kim oluşuna, lehdar veya mağdurlarının  toplum kesimindeki yerlerine ve  yapısına göre, tatbikatta farklılık göstermektedir...

¥

Darbeler, ister istemez asker sivil kaynaşmasındaki yılların ahengini  negatif yönden büyük ölçekte etkiledi. 12 Eylül darbesiyle de askeri sosyete, sivil zeminden hemen hemen  tamamen koparılarak, bakkalından okuluna kadar askeriyeye hasredilmiş özel korunaklı lojman mahallelerine taşındığından, sivillerin hallerine bigane kaldı...

Hükümet, öyle sanıyorum ki, darbelerin eseri bu ayrışmada, tarafların birbirlerinin hallerine biganeliği kırmak amacıyla olsa gerek, asker hastanelerini  sivilleştiriyor...

Niye? diyeceksiniz...

Asker aileleri, alo 182’den güç bela kotarabilecekleri beşer onar dakikalık muayene seansları esnasında, sivil halkın, ne  alemde olduklarını gördüklerinde, kadınlıklarını kullanarak kocalarının ileride kalkışacakları mutasavver darbe teşebbüsünü önleyebilirler düşüncesiyle...

Ne var ki, liberal piyasanın aç kurtları durumdan ballı mama çıkartmanın istek ve ihtirasıyla çoktan var ki, zemin yoklamasıyla sahnede dolanıp durmaktalar. İnşaatçıları, Boğaz arkalarındaki askerden  arındırılacak araziler için şehitlere  sığınacak damaltı verme vaadiyle siyasete çirkin, çirkin yılışırken, çok veçheli holdingler, altın yumurtlayacak asker hastanelerini niye ihmal etsinlerdi!..

Feto terörünün inine girerken, aman dikkat, ipin ucunu kaçırıp da iktisadi ve tarihi değerlerimizi elden kaçırmayalım...

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle