--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

1 Mayıs emek bayramı…

Atilla Özdür
Atilla Özdür

Ne bayramı olduğu pek belli değil. 365 günlük çalışma hayatının bir gününü istirahate çeviren sosyo politik bir güç…

Halen kullanageldiğimiz Kenan Evren Anayasası devletin niteliklerini belirtip sosyal olunmasını emrederken, çalışanların haklarını sosyal devlet anlayışıyla kabil-i telif olunamayacak biçimde tıraşlama anaforunda kullanılan afyonlama vasıtası bir bayram…

Mesela, sendikalara gelelim…

İşverenlerin istek ve arzularını genişliğine kabullenen bu anayasa, kabullenmenin doğal sonucu olarak işçi, memur ve emeklilerle dar ve sabit gelirli vatandaşların geçim düzeylerinde gerilemelere yol açacaktı…

Açtı ve kapatılması da hemen hemen imkânsız…

Kenan Evren’denbu yana, özellikle işçilerin milli gelirden aldıkları pay günden güne sürekli düşüş gösteriyor. Bu manzara bizlere şunu ima eder. Hangi markadan olursa olsun siyasetin güçsüzlerden aldığı değerlerin, hiç kesintisiz, varsıllara tokalanmasını…

1 Mayısçı sendikalar bu tokalaşmada kimin parmağını kırabildi ki, emeğin bayramı diyerek ortalıkta fır dönüyorlar…

Sendikaların görev ve amaçları, siyasi, sosyal ve de adil bir düzenin kurulup işletilmesinde fonksiyonerlik etmek. Lakin siyasetle birlikte egemenliğin kullanımının iktisadi gücü sebebiyle eline geçiren sermaye, sendikaları söz konusu görevlerini yerine getirmelerinden hiçbir zaman hoşnut olmaz. Bu hoşnutsuzluk da son tahlilde, sendikaları bir tek uğraş alanına zorlar.

Siyasete müdahale ve suya sabuna dokunmaksızın, ücret sendikacılığı!…

Dünden bu güne, belki şimdinin iktidarı hariç tutulabilirse de, dünden bugüne siyasetin çalışma bakanları hep sendika şefleri arasından ortaya çıkarıldı…

Niye?...

Asli görevi olan, “demokratik, siyasi ve sosyal adil bir düzenin kurulmasına” kafa yormaması için…

1 Mayıslar da, sendikaların yorgun olmayan kafalarını az buçuk ısınma turuna koyvermek için organizatörlüğünü kendilerinin üstlendiği işte böyle bir bayramdır…

Sendikalar ve sendikacılığa komünizan patentli bir sınıf egemenliğinin vasıtasıymış gibi bakmak, özellikle Türkiye’nin muhafazakâr kadroları sendikalara böyle baktıkları için işyerlerinde sendika istemezler. Oysa bu bakış, sosyal ve ekonomik adaletsizliklerin sürüp gitmesini istemek anlamında sakat ve yanlış bir bakıştır.

İslam’da sendikacılık ve sendika yoktur ve işçilerin devlet denetimi altında çalışmaları – çalıştırılmaları, gerekir!”

Diyenlerin günahları da, sadece kendilerinin olur.

Mesela sorabilirsiniz. Sendikalar niçin ve neden işçilerin kafasını, parasını kirletir ve hiç tıkanmadan ha babam terör yiyip terör içerler. En sonunda da bayramlarını yine terör ile kapatırlar…

Solcu oldukları, hain oldukları için” der geçersiniz. Amma düşünemezsiniz “acaba öyle midir?” diye…

Kayıtdışılığa ‘evet’ dedirttiğiniz işçinizin zamanı geldiğinde alacağı emeklilik maaşlarını kalleşcesine şimdiden siz onun elinden kaparak zavallının karşısında çıtır çıtır yerseniz, sualinizi cevaplayamazsınız…

Zira sual, bilhassa sizlerin kolektif uygulama alanlarınızdaki kara kalem çalışmalarının gerçek hayata akseden portresidir… 

 

Atilla Özdür Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle