Tutuklanmadan önce son istek: Müdahil olmak istiyorum!
Temel idama mahkum olmuş.
“Son arzun nedir?” diye sormuşlar..
Temel, “Anneannemi görüp, onunla helalleşmek” demiş..
“İyi de, anneannen öleli, 30 yıl olmuş. Sana nasıl getireceğiz” demişler..
Temel, “O sizin sorununuz” cevabı ile yetinmiş..
Bir başka fıkra..
İdama mahkum olan Temel’e son arzusunu sormuşlar:
“Beni oğlumun yanına gömün!” demiş.
Diyalog şöyle gelişmiş:
“Ama oğlun yaşıyor!”
“Olsun... Ben beklerim...”
Olmayacak şeyler üzerinden, idamı engellemek isteyen Temel örneği..
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun şahsında, karşımıza çıkıyor.
Adım adım sanık sandalyesine doğru yol alıyor ya..
“Son arzu” kabilinden..
Aklınca davayı kilitlemek için..
Kendisinin yargılanmasını önlemek için..
“Darbe davasına müdahil olmak istiyorum” demiş..
Hay aklınla sen bin yaşa, e mi Kemal!
Tutuklanma ve müdahil olma..
Bir davada iki zıt kutup..
Biri; suçun faili olmayı gerektiriyor.
Diğeri, suçun mağduru olmayı..
Fail iseniz otomatik sanıksınız.
Mağdur iseniz, dilekçe verip, oluyorsunuz müdahil..
Ama kişinin, bu iki zıt kutuptan birisine dahil olması..
Diğer zıt kutba geçmesini ilanihaye engellemez..
Hatta bazen..
Aynı dosya içindeki olayların birisinde kişi fail, o dosyanın içindeki diğer olaydan mağdur dahi olabilir..
Sizi teknik ayrıntılara boğmadan, bu kadarcık teorik bilgiyi verip..
Pratiğe geçelim..
Avukatlık yaptığım yıllarda..
Beni tanıyan müvekkilerimden değil ama..
Dolaylı olarak gelenlerin içinden bazen çıkardı..
“İddianame yazılmış. Benim ismim yok. Bundan sonra beni de bu dosyaya sanık olarak ekleyebilirler mi?” diye danışırken..
Muhatabımın birden gözleri faltaşı gibi açılır..
“Ne kadar uyanığım ama” dercesine..
Şu soru yöneltilirdi: “Ben müdahil olsam?”
Adam hakkında ek iddianame düzenlenme ihtimali var..
O karşı atağa geçiyor: “Ben davaya müdahil olsam!”
Tilkilik yapmaya kalkışıyor..
Kulaktan dolma hukukçuların taktiği ile, sanıyor ki, “Müdahillik dilekçesi verip, bir de bunu mahkemeye kabul ettirirse.. Artık o davada kendisinin sanık olma ihtimali kalmayacak..”
Böyle uyanıklara ne yaparsınız?
Kapıyı gösterirsiniz..
Biz kapıyı gösteririz de..
Kemal Kılıçdaroğlu’na gösterilmemiş olmalı..
Gösterilmemiş olmalı ki..
Aynı taktiği hayata geçirdiler..
Darbe girişimleri ile ilgili davalar kapsamında kendisinin tutuklanacağı tartışılmaya başlanınca..
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, “Enis Berberoğlu ile irtibatlı çıkarsa, şaşırmayın” dedikten sonra..
Kemal Bey hemen atağa geçti..
Darbeci FETÖ’cülerin yargılandığı davaya, önceki gün müdahale dilekçesi verdiler..
“Sanık olmayı önlemek için, dosyaya müdahale dilekçesi verme” planını hayata geçirdiler..
Bu atak, Kemal Bey’e bir fayda getirir mi?
Hiç sanmam..
O istediği kadar “Darbeden ben de zarar gördüm” desin..
Mahkeme, işin gerçeğine bakacak..
Zarar görüp görmediğini inceleyecek..
Darbenin kilit taşları tek tek tespit edilirken.. Darbe çorbasında Kemal Kılıçdaroğlu’nun da tuzu var mı, yok mu incelenecek..
Ve bu tespite göre bir karar verilecek..
Hele hele..
Darbe davaları ve özellikle de 15 Temmuz çatı davasına, Kemal Kılıçdaroğlu’nun azmettirici sıfatı ile sanık olma ihtimalini dikkate aldığımızda..
Kemal Kılıçdaroğlu’nun müdahillik talebi, büyük ihtimalle reddedilecek..
Velev ki kabul edilsin..
Sonunda yine sanık olacak..
“Nasıl olabilir bu?” diye sorarsanız..
Anlatayım..
Ne demiş atalarımız: “Kendi düşen ağlamaz!”
Kemal Kılıçdaroğlu da kendi düşmüş..
Artık ağlamaması gerekir..
Üç ayrı tarihte..
FETÖ ile irtibatını çok net olarak, kendi ağzı ile itiraf etmiş..
Oysa ona soran yoktu.. Sıkıştıran yoktu..
Durup dururken, kendi anlatmıştı:
“Ben gözlerimle gördüm. Gözlüğünü takıp o kasetleri izlediğini gözlerimle gördüm. Bir değil birden fazla kaseti izlediğini. (..) İzletenler aynı zamanda Erdoğan’ı da görüntüye alıyorlar. Dizüstü bilgisayarın üstündeki kameradan Erdoğan’ı da görüntüye alıyorlar.”
Soruluyor Kemal Bey’e: “Nerede gördünüz?”
Cevap manidar: “Ben onu açıklayamam!”
Bunu not edin..
Ve ikinci “izleme vakası”na gelin..
MİT TIR’ları ile ilgili tartışmalar yaşanırken..
“İçinde ilaç vardı, yok insani yardım vardı” karşı tezleri dillendirilirken..
Bir yandan da yardımın kime gittiği konusunda farklı iddialar ortaya atılırken..
Kemal Bey ne yapmıştı?
FETÖ’nün iddialarına tam destek vererek..
Şunları söylemişti:
“Filmleri var, kamyonlardaki kasaların nasıl açıldığının, bombaların görüntüleri var. Ben de seyrettim.”
FETÖ’cülerin video getirip, Kemal Bey’e “izlettirme vakaları”nın ikincisini de böylece not edin..
Gelelim üçüncüsüne..
Kemal Bey dün itiraf ediyor:
“Akıncı iddianamesinden 3 paragraf çıkartıldı. Savcılar 15 Temmuz darbesini araştırıyorlar, yazıyorlar. İddianamelere son şeklini Adalet Bakanlığı veriyor. Hepsinin belgesi var. Bir şeyi söylüyorsak gözü kapalı söylemiyoruz!”
Haydi bakalım şimdi, kimi avukat tutarlarsa tutsunlar..
Hangi savunmayı yaparlarsa yapsınlar..
Tayyip Erdoğan’ı gizli kayda alan çekimi Kemal Bey’e kim seyrettirdi?
MİT TIR’larındaki yükün kapaklarının açıldığı filmi Kemal Bey’e kim getirdi, kim izlettirdi?
Hazırlanan iddianamelerin Adalet Bakanlığı’na götürülüp, orda üç paragrafın çıkartıldığına dair, “Gözlerim kapalı söylemiyorum” diyecek kadar, kendisinden emin şekilde anlatım yaptıracak görüntüleri, Kemal Bey’e kim izlettirdi?
FETÖ’den başka şüpheli var mı?
İzlenen görüntülerin doğruluğu, yanlışlığı ayrı bir konu..
Ama Kemal Bey, bunların doğruluğuna inanmış ise..
Bunların hukuki açıdan illegal olduğu da ortada ise..
Kemal Bey’in, illegal eylemler içinde olan kişileri (FETÖ’cüleri) korumasının sonucu nedir?
FETÖ’cülerin söylemini partisi adına kamuoyuna açıklamasının müeyyidesi nedir?
Sanık sandalyesine oturmak..
Kemal Bey bundan kurtulabilir mi?
Fıkradaki Temel, 30 yıl önce ölen anneannesi ile helalleşme isteğini dillendirerek idamdan kurtarabildiyse, Kemal Bey de sanık sandalyesine oturmaktan kurtulur..







