--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Referandum sonrası, Barzani bağımsız olacağını mı sanıyor?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

K.Irak’da referanduma adım adım gidiliyor gibi..

Ertelense de..

“Akacak kan damarda durmaz” misali..

Sonunda bu referandumu yapacaklar gibi..

Yapınca ne olacak?

Dünyanın bizim için sonu mu gelecek?

Yooo..

Veya referandumu erteleseler ya da tümü ile iptal etseler..

Bizim için dünya güllük gülistanlık mı olacak?

Ona da yooo..

Olaya onlar açısından bakarsak..

Referandum yapmasalar..

Kendileri için dünyanın sonu mu gelecek?

Şu an neleri eksik?

Veya..

Referandumu yaptıklarında..

Başları göğe mi erecek?

Farzedelim referandumdan istedikleri sonucu da aldılar..

Dünyanın süper devleti mi olacaklar?

•

Yanlış anlamayın..

“Referandum yapsınlar, bağımsızlıklarını da ilan etsinler, bu gelişme çok doğru” diyecek değilim..

Onların “Bağımsızlık” dedikleri şeyin, ABD’ye nasıl bir bağımlılık olacağının çok iyi farkındayım..

Şu an Irak üzerinden ABD’ye bağımlılar..

Eğer hedeflerine ulaşırlarsa, değişecek tek şey olacak..

Irak üzerinden ABD’ye olan bağımlılıkları, direkt ABD’ye bağımlılık olarak değişecek..

Yani referandumdan istedikleri sonucu alırlarsa..

Emirleri artık Irak üzerinden değil..

Direkt Washington’dan alacaklar..

Farklılık bu olacak.

Buna da “Farklılık” derseniz tabii..

Yoksa..

Kimse sanmasın ki, referandum sürecinde her şey istedikleri gibi giderse.. Kürtler bağımsız bir devlet kurmuş olacaklar!..

Şu an federe devlet olarak bağlı oldukları Irak bağımsız mı ki, kurulmasını istedikleri Kürt devleti de bağımsız olsun..

Diyeceksiniz ki, “Kendilerine bir faydası yok ise..

Kime faydası var?”

Emperyal devletlere..

Ne elde edecek, emperyal devletler?

Şu anki sömürü isteklerine.. Her zaman olmasa da.. Zaman zaman kafalarını kaldırıp,  itiraz eden mevcut devletler yerine..

K. Irak örneğinden söyleyecek olursak..

“Bu kadarı da çok olmuyor mu” diyebilecek olan bir Irak devleti yerine..

Daha küçük..

Pazarlık gücü daha az olan.

Dolayısı ile her istenileni yapma ihtimali daha kolay olan küçük bir Kürt devleti kurularak..

Sömürü düzeni, daha acımasızca sürdürülecek..

Yeni kurulacak olan sözde devlet tanınana kadar onlarca yıl geçecek..

Her üç-beş yılda bir toplantılar yapılacak..

Konferanslar düzenlenecek..

“Tanındı, tanınıyor” tartışmaları yapılacak..

O arada, el altından sömürgeci devletler..

“Bizden şu kadar silah alırsan, tanınman için seni destekleriz” pazarlığı ile..

Veya..

“Maddi zenginliklerini, benimle şu oranda paylaşırsan, seni tanırım” diyerek..

Sömürülerini, daha da katmerleştirecekler..

Sonuçta da.. 

Şu an istedikleri gibi, federe devlet olarak kendi bölgelerini yönetirlerken..

Arzuladıkları yeni düzende..

Washington’dan gelen her telefona..

Hatta İngiltere’den..

İsrail’den..

Almanya’dan.. 

Fransa’dan gelen her “Höt” ikazında..

“Buyur başkan” cevabını verecekler..

Yoksa..

ABD’den bağımsız bir devlet kurabileceklerse..

Diğer sömürgeci devletlerden emir almayacaklarsa..

Buna inanıyorlarsa..

İsrail’e boyun eğmeyecekler ise..

Söz geçiremedikleri, Kandil’deki PKK’lılara yol açıcılık görevini ifa etmeyecekler ise..

Güneyimizdeki devletin adı ha Irak olmuş.

Ha da bir başka isimle anılan devlet...

Ne farkeder ki?

Ama yapılmak istenilen..

Küçük küçük devletler ile, bölgeyi daha kolay karıştırma planı ise..

Kürt devleti kurdurulmak istenilen güneyimizdeki o bölgelerdeki başka etnik yapıları diskalifiye etmek ise..

Bu diskalifiye sırasında sürekli iç savaş, sürekli dışardan silah alma, sürekli maddi zenginlikleri emperyal devletlere peşkeş çekme oyunları oynanacak ise..

Bu noktada..

Kürt kardeşlere doğru yolu gösterip, makul olanı tavsiye etmek de, hem din kardeşliğinin, hem de bölge kardeşliğimizin gereğidir..

•

Milliyetçi duyguları baskın olan okurlarımız, belki bana itiraz edecekler.

“Yeteri kadar sert değilsin” diyecekler..

“Bu yumuşaklığın sonu felakettir” diyecekler..

“Onlar bununla da yetinmezler, yarın bizden de toprak isterler” diyecekler..

Yoooo..

O kadar da değil..

Ne zaman ki, sınırımızdan bir karış içerisine gözlerini dikerlerse..

Hadlerini bildirme kararlılığını da, tavizsiz göstermeliyiz..

Bunun yolu da..

Referandum yaptırmama tavsiyesi ve o maceraya atılmamalarını sağlamanın çok ötesinde..

Bizim..

Kendi devletimizin gücünü artırmamızda yatar..

Düşünsenize..

Daha düne kadar..

İnsansız hava araçlarını, İsrail’den alıyorduk..

Kendi insansız hava araçlarını..

Hatta silahlı insansız hava araçlarını yapamayan.. Dışardan kendisine satılmasını bekleyen bir devletin..

Komşularına hangi sözü geçer ki?..

Komşusu, federe devlet olsa hangi sözü geçer, komşusu direkt bağımsızlığını ilan eden bir devlet olsa, ne sözü geçer?..

Ama..

Türkiye’nin gücü bölgede hissedilirse..

Türkiye gerçekten, güçlü olduğunu tüm dünyaya gösterirse..

İçerde yaşayageldiğimiz, kısır kavgaları bırakıp, muhalefet ile siyasi iktidar el ele verip, Türkiye için hep birlikte ayağa kalkarsak..

“5 yıl önce şöyle yapmıştın. İki yıl önce böyle yaptın” şeklindeki gündemden kopuk, saçma sapan eleştirileri bir kenara bırakıp..

Halktan oy alarak iktidara gelen meşru hükümeti bir sonraki seçime kadar elbirliği ile desteklersek..

“Halk değiştirmedikten sonra, hükümetin yaptıklarını başımız üstüne koyarız” anlayışı yerleşirse..

Sadece Barzani değil..

Bölgedeki tüm isimler, Türkiye’yi izlemeye başlarlar.. Adımlarını Türkiye’ye bakarak atarlar..

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle