--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Oyuna gelen ‘hero’ (kahraman)!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Şu FETÖ’cüleri anlamak için, ne kadar çaba sarfetsem..

Hep direğe tosluyorum..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı canlı veya ölü derdest etmek üzere görevlendirilen ekipteki özel eğitimli astsubaylardan Gökhan Güçlü, dünkü duruşmaya, üzerinde “hero” yazılı tişört ile katılmış.

“Hero” İngilizce bir kelime..

Türkçe’deki karşılığı da, “Kahraman” demek..

Bana sorarsanız..

Sadece FETÖ’den yargılananlar için değil..

Sokakta gezen vatandaşların da, Türkçe dışında bir yazı içeren giysilerle dolaşmasını istemem.. Hatta mümkün olsa, üzerine yabancı dille yazı yazılmış giysilerin satışının da yasaklanmasını isterim..

Türkiye’de, İngilizce kelimeler içeren giysi, aşağılık kompleksinden başka bir şey değildir..

Sömürge ülkesi miyiz biz?

Hele hele..

Bir yandan Türkçe’yi dünya dili haline getirmek istediklerini iddia edenlerin..

Bir yandan da, İngilizce yazılı tişörtlerle duruşmaya çıkmaları, bence riyakarlıklarını ispatlıyor..

Ayrıca..

249 kişinin şehit olduğu vahim bir olaya sebebiyet verdiklerinin üzüntüsünü de, hiç yaşamadıklarını da gösteriyor..

Duruşmaya gelirken “pis pis sırıtma”lar..

Duruşmada, Feto’nun Pensilvanya’dan yaptığı “Tiyatro” veya “Film” nitelemelerine benzer bir savunma ile “Oyuna geldik” açıklamaları..

Ve en sonunda da..

Üzerinde “kahraman” yazan tişört ile duruşmaya gelme..

Tüm bunlardan sonra da..

“Hero” yazılı tişört için, sonra da, “Ne bileyim ben, cezaevi yönetimi verdi” numarası..

17 Aralık darbe operasyonuna imza atan polis müdürleri de, “Ne bilelim.. Yaptığımız operasyonların kaynağı olan dinlemelerde, yasadışı işlemler var ise.. Bir suç var ise, dinleme kararını talep eden savcıya sorun. Kararı veren hakime sorun. Savcı istemiş, hakim karar vermiş.. Bizden ne istiyorsunuz” diyorlardı...

FETÖ’cülerin klasik taktiğidir bu..

Sorumluluğu başkalarına atıp, kendilerini kurtarmak..

Sorumluluğu attıkları kişiler, kendileri ile aynı örgütten olsa bile..

Onlar da, bunu bilse bile..

Yine aynı taktiğe başvuruyorlar..

Ki, böylece, “Polis müdürü işin içinde. Savcı işin içinde. Hakim işin içinde.. En iyisi biz bu suçu görmezden gelelim” yönlendirmesi yapmış oluyorlar..

17 Aralık’taki sorumlu polis müdürlerinin taktiğini..

Şimdi “hero” tişörtü giyen astsubay, “Tişörtü cezaevi yönetimi verdi” diyerek uyguluyor..

•

“Kendisini kahraman sanan astsubay, suçlama hakkında nasıl bir savunma yapmış” diye merak ettim..

Suçlama, “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kaldığı otele giderek, kendisini derdest etmeye kalkışmak!”

Silahlarını temin etmişler..

Cumhurbaşkanı’nın kaldığı otele gitmişler..

Hatta orda, bir koruma polisini de şehit etmişler..

Böylesi açık bir suç fiilinin içinde oldukları halde..

Bakın “kahraman” olduğunu sanan astsubayımız, ilk duruşmada ne savunma yapmış:

“Terör örgütü operasyonu adı altında yola çıktık. Darbenin haberini 4-5 saat sonra öğrenmemize rağmen nasıl darbeci olduğumu öğrenemiyorum. Birbirini tanımayan 40 adam aralarında darbeyi nasıl konuşacağını anlayamıyorum. (..) Araziye gittiğimizde, telefonumu açtığımda Cumhurbaşkanı’na gittiğimizi, oyuna gelerek Cumhurbaşkanı’na götürüldüğümüzü anladım.”

Kahraman’a bakın kahramana!..

O kadar aptal, o kadar şapşal ki..

“Terör örgütü operasyonu” diye, Cumhurbaşkanı’nı derdest etmeye götürülüyor..

İşi ancak, 4-5 saatte öğrenebiliyor..

Öğrendikten sonra da..

“Biz ne halt yedik” diye bir pişmanlık duymuyor..

Hava basıyor:

“İyi bir eğitim almış biri olarak 700 metreden 20 santimetrekare plağı ortasından vuran biriyim. İnanın böyle bir şey yapacak olsaydım orada katliam olabilirdi.”

Bu adamın olduğu yerde bir polis şehit olmuş..

Bu adamın kafasındaki başka FETÖ’cülerin olduğu yerlerde de, insanlar tankların altında kalmış, iç organları ortaya çıkacak şekilde vahşice can vermiş, uçaklardan atılan bombalarla kafaları kopmuş, şehit olmuşlar..

“İsteseydim katliam yapardım” demeye getiriyor..

Sanki katliam yapmamışlar gibi..

Sanki 15 Temmuz’da, tek bir vatandaşın tırnağına zarar gelmemiş de..

Beyefendi, “İsteseydim katliam yapardım” diyerek, kendisini savunuyor!

Eğer savunmasında samimi ise, Cumhurbaşkanı’nı derdest edilmeye götürülürken, “Terör örgütü operasyonuna gidiyoruz” yalanını yediğini düşünüp, birazcık mahcubiyet duyacağına..

“700 metreden 20 santimetrekare plağı ortadan vurma”nın derdine düşüyor..

Bre hain..

O dediğini vursan ne yazar, vurmasan ne yazar?

Ekmeğini yediğin bu ülkenin insanlarına karşı elin hainliğe gittikten sonra..

700 metreden değil, 7 bin metreden.. 20 santimetrakere değil 2 santimetrekare plağı ortadan vursan ne olur?

Sen ki..

“Gel, terör örgütü operasyonuna gidiyoruz” denildiğinde..

Oyuna gelebiliyorsun..

Saatler sonra..

“Oyun”u farkediyorsun..

Ama duruşmalara gelirken sırıtabiliyorsun..

Bir de fazladan..

“Hero/kahraman” yazılı tişört giyebiliyorsun..

Mahkeme başkanı “Tişörtünü değiştir gel, yoksa duruşmaya almam” dediğinde..

“Duruşmaya katılmak istemiyorum” diyebiliyorsun..

Yani bas bas bağırıyorsun..

“Ben FETÖ’cüyüm..

Ben Pensilvanya’dan emir alıyorum..

Ben CIA’den talimat alıyorum..

Ben hainim..

Ben kendi ülkesine ihanet eden bir örgüt üyesiyim..”

Başka bir izahı var mı bunun?

•

Adalet Bakanlığı, hızlı şekilde karar alarak, tüm cezaevi yönetimlerine yabancı dilde yazı bulunan tişörtlerin engellenmesini istemiş.

Doğru bir karar.. Ama yetmez..

Bu FETÖ’cüler ki..

Aptala oynayarak.. Sırıtarak.. Kendilerini kahraman göstererek, hâlâ hainliğe devam ediyorlarsa..

Hepsine tek tip elbise giydirilerek..

Elbiselerin üzerine de “Vatan hainliğinden yargılanmaktadır” yazdırılarak..

Yargılanmaları yapılmalı..

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle