Neredesiniz HDP’liler; neredesiniz Hürriyet, Cumhuriyet, Sözcü?
Türkiye’de gazetecilik nasıl yapılıyor, somut örnekle anlatayım..
Önceki gün gelen acı bir haber vardı..
Şırnak’ta bir madende göçük yaşanmış.. İlk haberlere göre 6 insanımız ölmüş, bir kişinin de yaralı olduğu bildiriliyordu. Sonrasında ölü sayısı 7 olarak açıklandı..
Bu haber, medyada nasıl görüldü?
Ne kadar haber yapıldı?
Kimler suçlandı?
Gelin objektif bir gözle masaya yatıralım..
Şundan emin olabilirsiniz..
Haber ilk geldiğinde, iktidar karşıtı bütün gazete ve televizyonların yazıişlerinde, büyük bir sevinç yaşanmıştır..
Eller telefonda, emirler yağdırılmaya başlanmıştır:
“Acil bilgi alalım.. Birinci sayfayı boşaltın.. Birinci sayfayı bomboş istiyorum..”
Televizyonlarda aynı heyecan yaşanmıştır:
“Ana haber bültenin birinci sırasına veriyoruz. Görüntüleri hemen temin edelim.. Canlı yayın aracı gönderebilir miyiz, araştıralım..”
Çok kısa bir süre sonra..
Enerji Bakanlığı’ndan kısa bir açıklama ile şok yaşanır..
“Göçük meydana gelen maden, kaçak çalışıyordu.”
Bana sorarsanız, o madenin kaçak çalışması ile ruhsatlı çalışması arasında, bir fark yok..
Yaşanan kaza ve kaybettiğimiz insanlar önemli..
Ruhsatlı bir madende insan öldüğünde üzüntümüz ne ise, kaçak madende de üzüntümüz aynı..
Çünkü biz, “insan”a üzülüyoruz..
Gelin görün ki...
Sözde hümanist geçinen, insana ve emeğe değer verdiğini iddia eden solaklar başta olmak üzere, tüm iktidar karşıtı gazetecilerde, madenin kaçak olduğunun açıklanması ile birlikte, büyük bir üzüntü yaşanmıştır..
Hayır abartmıyorum.
Aynen böyledir..
“Ölüm haberi” geldiğinde sevinç!.
“Ölümlerin meydana geldiği madenin kaçak olduğu bigisi”ne ise üzüntü duymuştur, bu ahlaksızlar...
Nereden belli?
Sayfalarının halinden belli.
Ekranlarda o ölüm haberine verdikleri önemden belli..
Hürriyet’ten başlayalım..
En sert solcu geçinen Birgün’den çıkalım..
Hürriyet, 7 insanımızın öldüğü madende yaşanan göçüğü tek sütuna küçücük bir haber olarak vermiş..
Cumhuriyet hakeza..
Birgün ise, birazcık büyük ama..
Sözcü mü?
At nalı kadar başlık bekliyorsunuz değil mi?
Çok beklersiniz...
“Bu işte bize ekmek yok..” diye düşünmüş olmalılar ki..
7 insanın can verdiği olay için..
Küçücük bir haberle yetinmişler..
İktidarı suçlayabildikleri başka olaylardaki 2 işçinin, üç işçinin ölümleri ile kıyaslanmayacak kadar küçücük bir haberle, olayı adeta örtbas etmişler..
Ülkenin batısında yaşanan ruhsatlı madenlerde yaşananların ben diyeyim yirmide biri, siz deyin onda biri..
O kadar küçük..
Mini minnacık..
İşte böyle..
Bizim ülkemizde..
Habercilik böyle yapılıyor..
Hatırlayın Soma’yı..
Kaç gün, kaç ay sürdü tartışması..
Ne kavgalar çıkarıldı.
Ne şehir efsaneleri üretildi: “Ulaşılan işçi sayısı 600, bir o kadar da Suriyeli işçi var.. Onlar en alt katta..”
İddia falan değil..
Resmen iftiralar eşliğinde, hükümete vur ha vur..
Peki, Şırnak’taki 7 işçinin canı yok mu?
O insanların aileleri yok mu?
Onların ölümleri de, Soma’da ve diğer madenlerde ve diğer işyerlerinde ölen insanlar kadar değerli değil mi?
Solculara göre değil.
Solcular şuna bakarlar..
“Biz bu haberle, dindar insanlara vurabilir miyiz?”
Vurabilirlerse, o haber, büyütülür, on katı abartılı olarak verilir.
Eğer olayın, dindar insanlara vurulacak bir bağlantısı yok ise..
Küçültülür, küçültülür, cebe sığdırılıp, yok edilir..
Mantık bu..
Kafa bu.
•
Solakların Şırnak’taki ölümleri görmezden gelmesinin birinci sebebi, “dindarlara vuracak bir bağlantı bulamamaları” olduğu gibi..
İkinci sebebi de, oradaki madenlerin sahiplerinin, büyük ihtimalle PKK bağlantılı isimler olmasıdır.
Düşünebiliyor musunuz..
Bu ülkede, madenin sahibi PKK’lı ise, yaşanan ölümler görmezlikten geliniyor..
Madendeki olayda; dindar bakan, Bakanlar Kurulu, Başbakan, Cumhurbaşkanı suçlanabilecek bir yön varsa..
Kaza, büyütüle büyütüle devasa bir olay haline getiriliyor..
Hani medyadaki bu solaklara, “Siz PKK’lılarla, o madenlerde ortak mısınız” diye sorsak, yanlış olmaz..
•
Şırnak’taki 7 vatandaşımızın can verdiği üzücü olay, bir gerçeği daha ortaya çıkardı..
Hani şu, PKK’lıları bile savunan, onların insan haklarından yararlanmaları gerektiğini söyleyen.. Terörist de olsalar, onları evrensel insan haklarından yararlandırmamız gerektiğini söyleyen HDP’liler..
Bu HDP’lilerin maskeleri de, Şırnak’taki olay ile iniverdi..
İlk gün belki olayın şokunu yaşadılar..
Ama dün dikkatle araştırdım..
“Acaba, bir HDP’li milletvekili, bir parti yöneticisi çıkıp, madende ölen insanlar için bir basın açıklaması yapacak mı, bir kınama bildirisi yayınlayacak mı” diye..
Kimseden çıt yok..
PKK’lılarla bağlantılı kişilerin ocaklarında, insan haklarına aykırı işçi çalıştırma varsa..
HDP’liler için sorun yok..
Ruhsatsız maden işletilirse, sorun yok..
Orda insanlar ölürse.. Dahası Kürt kardeşlerimiz ölürse..
Sorun yok..
Amaaa.
PKK’lı teröristlerle buluşan işbirlikçiler, SİHA’larla takip edilirse..
“Öldük, bittik.. Mahvolduk.. Demokrasi nerede? İnsan hakları nerede?” ile, Sezgin Tanrıkulu’ndan başlarız..
HDP ile işbirliğine soyunan CHP’lilerden çıkarız..
Nasıl bir demokratlık bu?
Nasıl bir solculuk?
Bilen varsa..
İzah edebilecek biri var ise..
Çıkıp anlatsın..







