--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kılıçdaroğlu’nu biz ikiz biliyorduk, yoksa üçüz mü?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
38

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 28 Şubat arefesinde, 28 Şubat mağdurlarından 28 bayan ile görüşmüş..

Onlara demiş ki:

“Sizlerin karşısına bir 28 Şubat mağduru olarak oturuyorum. Bu kardeşiniz 28 Şubat’ta mağdur olan kişilerden birisi.”

Bizim bildiğimiz Kemal Kılıçdaroğlu, sadece 28 Şubat sürecinde değil..

28 Şubat’tan çok sonra dahi..

28 Şubat zihniyetinin temsilcisi olarak, bu ülkede dindar insanlara kök söktürdü..

28 Şubat dediğimiz, 1997 yılı..

Haydi birkaç yıl daha ekleyelim..

2000’e kadar getirelim..

En nihayetinde 2002’de AK Parti iktidarı ile birlikte, 28 Şubat bitmiş sayılır..

Ama 2000’i boşverin..

2007 yılında bile, biz 28 Şubat’ın hakimiyetini yaşayarak gördük.

Eşi başörtülü birisi cumhurbaşkanı olur mu olmaz mı tartışmasında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun da bulunduğu CHP’liler, TBMM’ye girmeyerek, engellemede bulunmuştu.. 

Amaç, 367 krizi çıkarıp, Anayasa Mahkemesi’ne topu atmak ve onun da “CHP’li vekiller olmadan, cumhurbaşkanı seçilemez” kararını vermesini sağlamaktı.

Bu organizasyonda Kılıçdaroğlu da vardı. 

Yetmemiş, AK Parti ile MHP birlikte bir anayasa değişikliği önerisi verip, başörtülü üniversite öğrencilerinin okuma hakları kendilerine verilmek istendiğinde..

Kılıçdaroğlu, TBMM’de “hayır oyu” kullanmıştı..

“Hayır, başörtülü öğrencilerin, üniversitede okuma hakları yoktur” demişti..

CHP’li milletvekillerinin hayır oylarına rağmen, AK Parti ile MHP milletvekillerinin oyları ile, 411 kabul oyu ile, başörtülü öğrencilere üniversitede okuma hakkı tanıyan Anayasa değişikliği kabul edildikten sonra..

CHP milletvekilleri Anayasa Mahkemesi’nin kapısına dayanmışlardı..

Tarih 1997 falan değil..

Tarih: 2008.

Bugünün 14 yıl öncesi, yani..

Yanlış anlamayın..

Memurlar için falan değil..

Liseli öğrenciler için değil..

Sadece ve sadece, üniversiteli kızlar için getirilmiş bir serbestlik idi..

Ona bile itiraz ettiler..

Anayasa Mahkemesi’ne gidip, Kemal Kılıçdaroğlu’nun da imzası ile, “Bu değişiklik iptal edilmeli” denildi..

Nitekim Anayasa Mahkemesi de, Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının istediği şekilde düzenlemeyi iptal etti ve başörtü yasağı üniversitelerde bile, AK Parti iktidarının 7. yılında (hatta 10. yılına kadar) devam etti..

AK Parti, iktidarının ancak 10. yılında, başörtü yasağını üniversitelerden kaldırabildi..

O kaldırma sırasında da, YÖK Başkanı CHP’liler tarafından darağaçlarına çıkarılmakla nasıl tehdit edildi, ne siz sorun, ne ben size aktarayım..

İşte bu Kemal Kılıçdaroğlu, şimdi 28 Şubat’ın 25. yıldönümünde, karşımıza geçip, “Ben de 28 Şubat mağduruyum” deyince..

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ikizi geldi aklıma..

17 Aralık 1948 doğumlu Kemal Kılıçdaroğlu’ndan 2 saat küçük bir kardeşi daha olduğu eski yıllarda kamuoyuna açıklanmıştı..

Ama Kemal beyin ikizi, kendisine fiziken pek benzemiyordu..

“O zaman, olsa olsa, Kemal bey üçüzdür, şimdi karşımıza geçip, ‘Ben de 28 Şubat mağduruyum’ diyen, Kemal beyin üçüzü olmalı” dedim, kendi kendime..

 

Başka nasıl olabilir ki?

28 Şubat mağdurları inim inim inlerken.

Üniversiteye gitmeleri engellenir iken..

Bırakın engellenmelerini.

Sivil sıfatı olan Cumhurbaşkanı eşine bile izin verilmez iken..

Ve bunun asli failleri arasında, Kemal Kılıçdaroğlu da aktif olarak görev üstlenmiş iken..

Yetmemiş.

Anayasa değişikliği yapıldığında, hayır oyu vermesi yetmemiş.

Bir de Anayasa Mahkemesi’ne gidip, “İptal edin bu değişikliği” diyen bir Kemal Kılıçdaroğlu..

Şimdi nasıl olur da, “Ben de 28 Şubat mağduruyum” diyebilir ki?

Olsa olsa..

Kendisine fiziken de benzeyen, bir üçüzü vardır. Belki onun da adını Kemal koymuşlardır..

Üçüz Kemal Kılıçdaroğlu, şimdi “Ben de 28 Şubat mağduruyum” diyordur.

Başka nasıl izah edilebilir ki, yaşanılanlar?..

Hani helalleşmeyi anladık..

“Hata ettik, helallik istiyoruz” denilmesini anladık.

Ama adam, biz sustukça, vites büyütüyor..

Başörtü yasağının sürmesi için yıllarca ölümüne mücadele etmemiş gibi.

Başörtü yasağı 2011’de kaldırıldığında “Yasağı ben kaldırdım” demesindeki gibi..

“Helalleşme” isteğinden sonra..

Şimdi bir de, kendisini 28 şubat mağduru gösterme aşamasına geçti..

Yakındır..

28 Şubat yasakçıları ile kendisinin mücadele ettiğini de söyleyecek..

Eşi başörtülü diye TBMM’ye kilitlemeleri mi?

Boşver canım, kim hatırlatacak ki onu.

Anayasa Mahkemesi’ne gidip, “İptal edin, başörtüyü serbest hale getirecek bu düzenlemeyi” dilekçesi mi?

Boşverin canım, Anayasa Mahkemesi’nin dosyasına kim bakacak ki?

Aynı şekilde..

Yakında, “Ben 28 Şubat yasakçıları ile mücadele ettim” derse de..

Hiç şaşırmamak gerekir..

Onun sonrasında da..

Bir aşama daha gelecek..

“28 Şubatçılarla ben mücadele ederken.. Tayip Erdoğan ise, 28 Şubatçılarla ittifak yapıyordu” diyecek..

“Yok o kadar da değil” demeyin..

Cumhurbaşkanlığı seçimine, daha 1.5 yıl var.

O güne kadar, Kemal Kılıçdaroğlu daha kaç vites büyütecek..

Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için, daha hangi yalanları söyleyecek, hangi rollere girecek, birlikte göreceğiz.

Oysa inancımızda da var..

Hatalardan dönmek, mümkün.

Hatta, hatadan dönmek fazilettir..

Ama ciddi bir pişmanlık ile hatadan dönülürse, kıymeti vardır..

Her türlü şüpheden uzak, tevbe-i nasuha dediğimiz bir tevbe edersiniz..

Tövbe öncesindeki birlikte hareket ettiklerinizle birlikte pişmanlığınızı dillendirirsiniz.

Veya sizinle birlikte pişmanlığını dile getirmeyenlerden ayrılırsınız..

“Tamam, samimi bir hareket” derim..

Ama “Ortaçağ zihniyeti” ifadeleri ile tövbe-i nasuhanın yanından bile geçmeyeceğini deklare eden Özgür Özel’ler..

“Ana okulunda din öğretilmez” diyen genel başkan yardımcıları..

“Diyanet’in bütçesini indirmemiz lazım” diyen milletvekilleriniz yerlerinde durur iken.

Hemen her gün, dindar insanlar aleyhine iftira içerikli haberler üreten Sözcü gazetesi, Cumhuriyet gazetesi ile yol arkadaşlığınız sürerken..

Dindarları tahkir etmek için 24 saat yayın yapan Halk TV ile yol arkadaşlığınız sürerken..

“Ben helalleşmek istiyorum” derseniz..

“Ben de sizin gibi 28 Şubat mağduruyum” derseniz.

Kimseyi inandıramazsınız..

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle