İlk sayfada ‘Kıyafetime karışma’, arka sayfada ‘Kara çarşaflı!’
Bazı okurlarımız eleştiriyorlar..
Cumhuriyet gazetesini fazla önemsememiz gerektiğini hatırlatıyorlar..
Ama nasıl ki, Sözcü gazetesine yönelik eleştiriler, bir nebze de fayda getirdi, aşırı ideolojik çarpıtma haberlerine birazcık çekidüzen verdiyseler..
Umudumuz o ki..
Cumhuriyet yönetimi de, kendilerine çekidüzen verir..
Çekidüzen verilmesini istediğimiz somut konumuz ne?
Cumhuriyet’in dünkü nüshasındaki, aynı gün yapılan iki farklı haberdeki bas bas bağıran çifte standartlı yorumlar..
İlk haberleri 3. sayfada..
“Kıyafetime karışma” başlığı ile yayınlamışlar..
Spotta da, “Maçka Parkı’nda özel güvenlik görevlisinin bir kadını kıyafeti nedeniyle parktan çıkarmak istemesi kadınları isyan ettirdi” deniyor..
Olayı mutlaka duymuşsunuzdur..
İstnbul Maçka Parkı’nda, dekoltesi biraz abartılı bir kadın, arkadaşları ile gezerken, parkın özel güvenlik görevlisi “Bu kıyafetle dolaşamazsın” deyince, kıyametler koptu..
Polisler geldi.
Eylemler başlatıldı..
Tüm televizyonlar bu olayı verdi.
Gazeteler, çıplak kıyafete karışan özel güvenlik görevlisini topa tuttular.
Sonuçta özel güvenlik görevlisi işten el çektirildi..
Ama çıplaklık yanlısı kadınlar yetinmediler..
Eylemlerine devam ediyorlar..
Malum gazeteler de, olayı köpürtmeyi sürdürüyorlar..
Buraya kadar olanlara bazı itirazlarımız olacak ama..
Cumhuriyet gazetesinin “Kıyafetime karışma” başlığı attığı 3. sayfadaki haberinin 3 sayfa sonrasındaki “Eğitimin sonu” başlıklı haberi, o itirazların tamamını önemsizleştiriyor..
Niye?
Çünkü o itirazlardan çok önce, itiraz edilecek vahim skandallar var..
“Eğitimin sonu” başlıklı haberde, bakın Cumhuriyet gazetesi, neler yazmış: “Sultançiftliği’ndeki bir ortaokul yaz döneminde Kuran kursuna çevrildi.(..) Çarşaflı öğretmenlerin derse girdiği okulda 8 yaşındaki kız çocuklarına erkeklerle konuşmamaları ve onlara güvenmemeleri öğütleniyor.”
Haberde kullanılan çarşaflı bir kadının fotoğrafının altına ise şöyle yazılmış:
“Sultanbeyli’deki Kur’an kursunda kara çarşaflı öğretmenler çalışıyor.”
3. sayfasında “Kıyafetime karışma” başlığını atan ve kıyafete karıştığı ileri sürülen özel güvenlik görevlisinin işten el çektirilmesi ile de yetinmeyen Cumhuriyet gazetesi, üç sayfa sonrasında, Kur’an kursundaki öğretmenlerin kıyafetine böylesine karışırsa..
Siz buna “Çifte standart” demez misiniz?
Dahası, “Ahlaksızlık” demez misiniz?
“Ahlaksızlık” biraz abartılı mı geldi?
Buyrun, haberin içinde yer alan ve “ahlaksızlık” nitelemesinin çok daha fazlasını hakeden ifadelere:
“Hocaları görünce ise dehşete kapıldım. Giydikleri çarşaflar ürkütücü, çocuğumu etkiliyorlardı. Beyni yıkanan çocuklar, gençler radikal örgütlere katılıyorlar. Bu tarz kursların önüne geçilmeli.”
Bu sözlerin sahibi kim?
Kimliği belirsiz bir veli..
Anlarsınız ya..
Aslında öyle bir veli falan yok..
Cumhuriyet’in ateist yöneticilerinin masabaşında yaptıkları bir haber bu..
“Özgürlük.. Özgürlük” diye tepinen..
“Bizim yöneticilerimizi niye tutukladınız? Biz herkes için özgürlük istiyoruz. Biz basın özgürlüğü istiyoruz. Biz kıyafet özgürlüğü istiyoruz” diyen Cumhuriyet yöneticileri var ya..
Onların masabaşında hazırladıkları bir haber bu..
Özgürlüğü kim için istediklerini ispat ettikleri masabaşı bir haber..
Özgürlüğü herkes için değil sadece çıplaklar için istediklerini ispat eden, hayal dünyalarındaki insanları konuşturdukları yalan bir haber..
“Hodri meydan” diyelim..
Özel güvenlik görevlisinin iddiasına göre, göğüslerinin büyük bölümü çıplak olan bir kadının, belki de akşam karanlığında saldırıya, tacize uğramasından endişelenen bir park yetkilisinin müdahalesini, günlerdir haber üzerine haber yapanlar..
“Nasıl bir çağdışı ülkede yaşıyoruz” diyenler..
“Kıyafetime karışma” diyerek, Maçka Parkı’nın önünde davullarla, pankartlarla yürüyüşler yapanlar..
Bu göstericileri kışkırtanlar..
Nasıl oluyor da..
Hem de aynı gün..
Aynı gazetenin bir başka sayfasında..
Kimseye zararı olmayan bir kıyafete (çarşafa) ahlaksızca saldırıyorlar?
Bir bilen varsa, izah ediversin..
Cumhuriyet’in cezaevi görmeyen yöneticileri..
Veya cezaevinden yeni çıkmış yazarları, yöneticileri bir izah etsinler..
Nasıl bir mantıktır bu?
Nasıl bir kafa yapısıdır bu?
•
Cumhuriyet’in haberinde bir ilginçlik daha var..
Şu iddiada da bulunuyorlar:
“Çarşaflı öğretmenlerin derse girdiği okulda 8 yaşındaki kız çocuklarına erkeklerle konuşmamaları ve onlara güvenmemeleri öğütleniyor.”
Ne var şimdi bunda?
Sokaklardaki küçük kızlara taciz olaylarını bir kenara bırakalım..
Binlerce kurstan bir veya ikisinde, tekil bir olay yaşandığında..
O vakıf veya derneğin tamamını mahkum edecek şekilde ahlaksızca saldıranlar siz değil misiniz?
Bunu önlemek için, bahsi geçen kursta, küçük kızlara, “Şu veya bu şekilde sizi kandırmak isteme ihtimali olan erkeklere güvenerek, aldanmayın..” denilirse, bunun neyini eleştiriyorsunuz?
Ne yapsın küçücük kızlar?
Şeker veren erkeklere aldanıp, sapıkların evlerine mi gitsinler?
“Gel seni biraz seveyim” diyen tanımadıkları erkeklerin yanına mı gitsinler?
Nedir, bu “uyarı”da, Cumhuriyet’çileri kızdıran şey?
Bizim anlamadığımız bir şey varsa, söylesinler..
Kurstaki öğretmen, “Babanıza güvenmeyin.. Abinize güvenmeyin” demiyor..
Ki, Cumhuriyet’teki bu haberi yapanlar, dindar insanları karalamak için, gerektiğinde sabahtan akşama kadar, ensest haberleri ile; babaları, abileri bile sapık yerine koyuyorlar da..
“Yabancı erkeklere aldanmayın” denilen bir eğitimcinin sözünde, ne yanlışlık görüyorlar da, itiraz ediyorlar?







