Gelin de “birlik-beraberlik” mesajı verin!
Okurlarımız itiraz ediyorlar.
“Birlik içinde olmamız gereken şu günlerde, bu yönde yazılar bekliyoruz” diyorlar..
Prensipte, ben de bu itiraza hak veriyorum..
Böyle bir günde..
Hangimiz, enkazın altında kendisine el uzatılmayı bekleyen insanın, milliyetini, ırkını, partisini, siyasi görüşünü sorar..
Cevaba göre, hangimiz “yok ben bu enkaza değil, diğerine yardım edeyim” der..
İnsanız ve aciziz..
Her muhtaç insana; dinine/ırkına/partisine/siyasi görüşüne bakmadan el uzatmamızın karşılığı ile belki, Allah da bize acır, bize el uzatır..
Ama, gelin de binlerce insanın can verdiği bir deprem sonrasında dahi..
Olayları siyasi bakış açılarına göre yorumlayıp, üzerinden rant devşirmek isteyenlere karşı sessiz kalın..
Nasıl itiraz etmeyiz, nasıl sessiz olabilir, görmezden gelip, “birlik-beraberlik” üzerinden söylemlerle yaşanılan rezillikleri gözardı edebiliriz.
Üç ay sonra yapılacak seçimde, kendisi veya göstereceği adayın cumhurbaşkanı olacağı iddiaları ile ortalıkta dolaşan
anamuhalefet partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu konuşuyor..
Bekliyorsunuz ki, bulunduğu makamın ağırlığını taşısın..
İddiası o ya, bekliyorsunuz ki, cumhurbaşkanı seçtirdiğinde hangi ağırlıkta olayları yorumlayacak ise, şimdi de aynı ciddiyet ve ağırlıkta yorumlar yapsın..
Üç sene önce, Malatya’da yaşlı engellilerin kaldığı bir huzurevinde yangın çıkmış, içerdeki insanlar alelacele dışarı çıkarılmış sedyelerde görüntüleri çekilmiş.
Kimisi “acil yardım gelsin” diyor..
Kimisi “üşüyoruz” diyor..
Sosyal medyayı takip eden birçok insan, deprem sonrasında yeni bir görüntü imiş gibi yayılmaya çalışılan bu videonun 3 yıl önceki bir başka olayda anlık gelişen bir çekim olduğunu biliyor.
Engellilerin kaldığı huzurevi Malatya’da olduğu için, Malatyalılar haydi haydi biliyor.
Ama CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, basın mensuplarının önünde, Malatya’da 3 yıl önceki bir yangın sonrası dışarı çıkarılan engelli yaşlıların görüntülerini depremden sonra çekilmiş gibi göstererek şöyle söylüyor:
“Veli Ağbaba’yı aradım ve kendisine şunu söyledim: Ne pahasına olursa olsun bu insanları otellere yerleştirin dedim. Bu insanlar soğukta beklemesinler dedim.”
Hata, insana mahsus.
Hepimiz hata yapabiliriz..
Dolayısı ile bekleriz ki, Kemal bey yanıltılmış olsa bile, patatesten soğana, kayısıdan incire, her konuda bir fikri ve bilgisi olduğunu iddia eden Malatya CHP Milletvekili Veli Ağbaba, genel başkanını uyarsın..
“Genel başkanım, o görüntüler bizim Malatya’dan, 3 yıl önceki yangında çekilen görüntüler. Yeni değil” desin..
Demiyor..
“Genel başkanım, burda oteller de yıkıldı” diyor..
CHP kafası işte budur..
Yalan olmasını bir kenara bırakın..
Videodaki görüntüler, aktüel olsa, bu CHP’lilerin bir çözüm getiremeyeceklerini de böylece anlamış oluyoruz..
Bu yalanlar, algı operasyonları karşısında, bizden kim “siyasetçilere yönelik eleştiriler”den kaçınmamızı
isteyebilir..
Bu kadar planlı, programlı..Algıya dönük profesyonel çalışmalar var iken..
Örnekler bir tane, iki tane değil..
Onlarca..
Eski dönemin AKUT Başkanı Nasuh Mahruki, bir televizyon kanalına çıkmış..
Birilerinin, “demokratikleşme adı altında, FETÖ’yü temizleme adı altında, TSK’nın etkisizleştirildiği”
imalarını haklı çıkarmak için..
“Türk Silahlı Kuvvetleri, 17 Ağustos 03.02’den itibaren çok etkin bir şekilde sorumluluk aldı. Tabii o zamanlar yasa da öyleydi.”
Evet, biz 28 Şubat sürecinin devamındaki süreçte yaşadığımız Gölcük depreminde, darbeci askerlerin, üç gün sonra sahaya çıktıklarını, orada da dini vakıfların muhtaç vatandaşlara yardım amaçlı organizasyonlarını engellediğini, Fazilet Partili milletvekillerinin gizli dinleme kayıtları ile takip edilip, söylediklerinin parti kapatma davalarına konu edildiğini çok iyi biliyoruz..
Nasuh Mahruki, Milli Savunma Bakanlığı’nın yaptığı ilk aşamada 9 bin asker, 38 helikopter, 8 gemi, 50 nakliye uçağı ile deprem alanına koşan TSK’yı yetersiz buluyorsa, bizzat kendisi de deprem alanına gidebilirdi..
Kimse ona “Niye geldin” demezdi..
Deprem alanına gidemese de, Türkiye’nin hemen her ilinde organize edilen yardımlar çerçevesinde, marketlerden birisinin önüne gitseydi, vatandaşın nasıl seferber olduğunu, devlet ile milletin nasıl bir arada, yaşanılan afetin zararlarını asgariye indirmek için çaba sarf ettiğini görürdü..
Şimdi bana, “Keşke, birlik-beraberlik mesajı verseydin” diyenlere hatırlatıyorum..
“Bu şartlar altında, siz ‘birlik-beraberlik mesajınızı’ verebilirsiniz. Size bir şey demem. Ama, bırakın da, bizim gibi birkaç kişi de, bu hokkabazlıkları gün yüzüne çıkarsın..”
Bu vesile ile..
Artık bugünden sonra..
1999 depreminden sonra çıkarılan kanunlardaki gibi..
Derhal kanuni düzenleme yapılarak..
“Fay hattı olarak kabul edilen yerlerin üstünde, sağlı sollu, 30’ar metre mi dersiniz, 50’şer metre mi dersiniz, 100’er metre mi dersiniz, bilim adamları söylesinler, kesinlikle inşaat yapılmayacağı, yapılmışların yıkılacağı”; şu partinin oyları ile bu ittifakın oyları ile değil, tüm milletvekillerinin oybirliği ile kabul edilsin..
Sonraki aşamada da, yine tüm milletvekillerinin oybirliği ile (niye oybirliği diyorum, çünkü ‘bu işin arkasında, rant var’ söylemleri ile insanların canları ile oynamaya tekrar kalkanlar olabilecektir), 1999 öncesinde yapılan binaların kentsel dönüşüm zorunluluğu kanunlaştırılmalıdır.
Belki yüz tane, iki yüz tane, depreme dayanıklı 1999 öncesi yapı çıkabilir..
Ama büyük çoğunluğunun depreme dayanıksız olduğunu, hepimiz biliyoruz, ve bu yükü artık taşımamalıyız.







