• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

4 Ekim 2026: Günün Ayet ve Hadisi

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
4 Ekim 2026: Günün Ayet ve Hadisi

Bu sözler kulaklarımıza küpe olsun. Sizler için hazırladığımız, Günün Ayet ve Hadisi ile Günün Sözünü, Günün Fotoğrafını istifadelerinize sunuyoruz... (4 Ekim 2026)

ÂYET - VAHYİN DİLİNDEN:



(١٤) وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَتَفَرَّقُونَ
(١٥)فَاَمَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَهُمْ فٖي رَوْضَةٍ يُحْبَرُونَ
(١٦) وَاَمَّا الَّذٖينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَلِقَٓائِ الْاٰخِرَةِ فَاُو۬لٰٓئِكَ فِي الْعَذَابِ مُحْضَرُونَ

Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla  

(14) Yine kıyamet koptuğunda, işte o gün insanlar birbirinden ayrılacaklar.
(15) İman edip dünya ve âhirete yararlı işler yapanlar güzel bir bahçede (cennette) ağırlanırlar.
(16) İnkâr edenlere, âyetlerimizi ve âhiret buluşmasını yalan sayanlara gelince, onlar da azabın içine bırakılırlar.

(Rûm Suresi, 30 /14-15-16)         (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı)


TEFSİRİ:

Dünya hayatında sınav ortamının icaplarından olmak üzere müminler ve inkârcılar bir arada yaşarlarken, mahşer günü bu birliktelik sona erecek, insanlar iki kesim halinde birbirinden ayrılacaklar, iman edip Allah’ın hoşnutluğuna uygun yararlı işler yapanlar Allah katında itibarlı bir mevki kazanmanın ve cennet nimetlerine kavuşmanın mutluluğunu yaşayacaklar, inkâr edip ilâhî bildirimleri yalan saymayı inatla sürdürenler ise âhiret azabı ile baş başa bırakılacaklardır.

14. âyetin “insanlar birbirinden ayrılacaklar” diye çevrilen kısmı, müminlerin görecekleri muamele açısından kâfirlerden ayırt edileceği veya müminlerin bir daha bir araya gelmemek üzere kâfirlerden ayrılacakları şeklinde de açıklanmıştır (İbn Atıyye, IV, 331). 15. âyetin “ağırlanırlar” şeklinde çevirdiğimiz kısmına “sevindirilirler, nimetlere mazhar kılınırlar, kendilerine iyi muamele yapılır, ikramda bulunulur” anlamları da verilmiştir (Şevkânî, IV, 250-251).

Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri  


 HADİS - ALLAH RESÛLÜ'NDEN (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)   

"Kur'ân-ı Kerim'i maharetle okuyan bir insan, Kirâmen Kâtibin melekleri seviyesinde olur.
 Onu o seviyede beceremeyen, fakat halis bir niyet ile okumağa çalışan, okurken de kem küm edip dili dolaşan ve Kur'ân'ı okumak ona zor geldiği halde okuyan insana da iki sevap vardır."

Kaynak: Buharî, Tevnid, 52; Müslim, Müsafirûn, 244

 

GÜNÜN SÖZÜ:





GÜNÜN FOTOĞRAFI:




Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Hakikatin Peşinde: Doğru İnsan, Doğru Bilgi ve İletişim Ahlakı! İnsanoğlunun yeryüzündeki en asil arayışlarından biri, hiç şüphesiz hakikate ve doğru bilgiye ulaşma çabasıdır. Ancak bilgiye ulaşmak kadar, o bilgiyi arama usulü ve karşılaşılan doğrular karşısında takınılan tavır da insan şahsiyetinin en net aynasıdır. Sağlıklı bir iletişim, tarafların birbirine üstünlük kurma savaşı değil; hakikatin ışığında buluşma vesilesidir. Ne var ki günümüz dünyasında, iletişim kurmak ve bir meseleyi istişare etmek, çoğunlukla bir "haklı çıkma" ve ego tatmini yarışına dönüşmektedir. Kişiliği gelişmemiş, dünyayı sadece kendi nefsinin ve menfaatlerinin merkezinden ibaret gören insanlarla girilen tartışmalar, kişiye doğruyu kazandırmadığı gibi ruhuna da ağır bir yük ve dert bırakır. İslam ahlakı ve felsefesi, ilmi ve doğru sözü her şeyin üstünde tutarken, bunu derin bir tevazu şartına bağlar. İslam literatüründe bu durumun en güzel örneklerinden biri, büyük müctehid İmam Şâfiî’nin şu meşhur sözünde hayat bulur: "Bir meseleyi biriyle tartışıp mübâhase ettiğimde, hakikatin onun lisanından çıkmasını isterim." Bu yaklaşım, ilmi bir münazarada gayenin üste çıkmak, kibirlenmek veya karşı tarafı ezmek değil; yalnızca "doğru olana" ulaşmak olduğunun en berrak kanıtıdır. Mümin, doğru sözü kimden gelirse gelsin kabul etmekle mükelleftir. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde, "Hikmetli söz, müminin yitiğidir; onu nerede bulursa almaya daha layıktır" buyurarak, doğrunun kaynağına değil, özüne bakılması gerektiğini bizlere öğütlemiştir. Kibir ve Hakikat Çatışmasının Psikolojik Boyutları Doğru bilgiyi kabullenmek, her şeyden önce yüksek bir ahlak, gelişmiş bir karakter ve psikolojik bir olgunluk gerektirir. Psikolojik açıdan bakıldığında, kibir ve hakikat arasındaki çatışma, bireyin kırılgan benliğini koruma çabasından kaynaklanır. Narsistik eğilimleri yüksek ya da olgunlaşmamış bir egoya sahip bireyler, kendi eksiklikleri ve yanılgılarıyla yüzleşmekten derin bir kaygı duyarlar. Psikolojide "bilişsel çelişki" (cognitive dissonance) olarak adlandırılan bu durumda, kişi kendi inançlarına ve zihinsel şemalarına ters düşen apaçık bir doğruyla karşılaştığında zihinsel bir huzursuzluk yaşar. Kişiliği gelişmiş bir insan bu huzursuzluğu yeni ve doğru bilgiyi öğrenerek, yani kendini güncelleyerek çözerken; kibirli birey savunma mekanizmalarını devreye sokar. Hakikati çarpıtır, inkar eder ve hatta doğrudan doğruyu söyleyen kişiye saldırarak kendi hayal dünyasındaki "kusursuz benlik" imajını korumaya çalışır. Kibirli insan için bir tartışmayı kaybetmek ya da haksız olduğunu kabul etmek, psikolojik bir yıkım ve varoluşsal bir tehdit anlamına gelir. Kalbi hasetle kararmış, nefsinin esiri olmuş ve kendi doğrularını putlaştırmış kimseler için hakikat, kabul edilmesi gereken bir değer değil, aksine düşmanlık beslenen bir tehdittir. Kur'an-ı Kerim, bu tür insan psikolojisini ve onların doğrulardan kaçışını çarpıcı ayetlerle tasvir eder. Furkan Suresi 43. ayette, "Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü?" buyrularak, merkezine sadece kendi egosunu koyanların uğrayacağı hüsran açıkça belirtilir. Bu zihniyetteki insanlar, kendi ezberlerini bozan, çıkarlarına ters düşen apaçık doğruları gördüklerinde ondan nefret ederler. Çünkü doğruyu kabul etmek, nefsani bir teslimiyeti ve kibri ayaklar altına almayı gerektirir; bu ise psikolojik sınırları aşamamış, olgunlaşmamış bir karakterin asla yapamayacağı bir erdemdir. Günlük Hayatta Kibirli İnsanlarla Sınır Koyma ve İletişim Stratejileri Günlük hayatın akışında, iş yerinde, sosyal çevrede veya bazen aile içinde bu tür narsistik ve kibirli yapılarla karşılaşmak kaçınılmazdır. Bu insanları değiştirmek ya da onlara zorla doğruyu göstermeye çalışmak beyhude bir çabadır; dolayısıyla en sağlıklı yaklaşım, kendi zihinsel ve ruhsal sağlığımızı koruyacak stratejiler geliştirmektir: Gri Kaya Yöntemini Uygulamak: Kibirli ve ego merkezli insanlar, çevrelerinden duygusal tepkiler (öfke, savunma, onaylanma arayışı) beslenerek var olurlar. Gri Kaya (Grey Rock) yöntemi, bu kişilere karşı tamamen duygusuz, monoton, sıradan bir kaya gibi tepkisiz kalmayı öğütler. Tartışmayı büyütecek ya da egolarını kışkırtacak çıkışlar yerine, "Anlıyorum", "Bu da senin görüşün" gibi nötr ifadelerle konuyu kapatmak, onların sizden beslenmesini engeller. Haklı Çıkma İllüzyonunu Bırakmak: Karşınızdaki kişinin amacının "doğruyu bulmak" değil "üstün gelmek" olduğunu fark ettiğiniz an, iddialaşmayı bırakmalısınız. Ona haksız olduğunu kanıtlamaya çalışmak, savunma duvarlarını daha da büyütecektir. Haklılığı zamana ve hakikatin kendisine bırakıp, zihinsel enerjinizi korumayı seçmek en büyük kazançtır. Kişiselleştirmemek (Kendi Değerinizi Korumak): Kibirli insanların hırçınlığı, küçümseyici tavırları veya doğrulardan nefret etmesi sizinle ilgili değil, onların içsel yetersizlikleri ve kırılgan egolarıyla ilgilidir. Söyledikleri kırıcı sözleri veya sergiledikleri üstenci tavırları şahsınıza yapılmış bir saldırı olarak görmediğinizde, öfke ve dert sahibi olmaktan da kurtulmuş olursunuz. Net ve Geçirgen Olmayan Sınırlar Çizmek: İletişimin sınırını ve derinliğini siz belirleyin. Kişisel alanınıza, inançlarınıza veya emeğinize saygısızlık yapılmasına izin vermeyecek net bir duruş sergileyin. Konuşmanın saygı sınırını aştığı anlarda, "Bu üslupla konuşmaya devam edemem" diyerek fiziksel veya profesyonel mesafeyi koymak, kendi şahsiyetinize duyduğunuz saygının bir gereğidir. Netice itibarıyla, yanlış ve art niyetli insanlardan doğru bir yaklaşım beklemediğimiz gibi, onların doğrular karşısında sergilediği hırçınlığa da şaşırmamak gerekir. Hakikate kapalı, sadece kendi merkezindeki algıyı yegane doğru kabul eden cahil ve kibirli insanlarla kelam yarışına girmek, vakit kaybından ve ruhi bir yorgunluktan başka bir şey getirmeyecektir. Bu tür beyhude tartışmalardan uzak durmanın mantığı da yine ilahi kelamda gizlidir. Furkan Suresi 63. ayette, erdemli insanların bu durumlardaki tavrı net bir düstur olarak önümüze konmuştur: "Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakarla yürürler. Cahiller kendilerine laf attığı zaman ise 'Selam' der (geçer)ler." Doğru olanı bulmak bir nasip, onu kabullenecek kalbe sahip olmak ise en büyük şereftir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23