Evrim teorisi, maskeleri bir defa daha indirdi!
Evrim teorisi üzerinden yapılan tartışmalar, maskeleri bir defa daha indirdi..
“Özgürlük” diyenler..
“Özgür tartışma” diyenler..
“Sansüre karşıyız” diyenler..
“Basın özgürlüğünün, demokratik hayatın vazgeçilmezi olduğu”nu hatırlatanlar..
“Bilim, her şeyden şüphe etmeyi gerektirir” diyenler..
“Her şeyi tartışmamız gerekir.. Tartışılmaz hiçbir şey olmamalı” diyenler..
Küçücük farklı bir düşünceyi..
Anında cezalandırdılar ve yazarlarını kapının önüne koyuverdiler..
Kimden bahsediyorum?
Nuray Mert’ten..
Hangi gazeteden bahsediyorum?
Cumhuriyet’ten..
Takip etmeyenler için hatırlatayım..
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, okul müfredatları ile ilgili açıklamasının hemen sonrasında..
“Evrim teorisi”nin okul kitaplarında “bilimsel gerçek” değil, bir “teori” olarak okutulacağı anlaşılır anlaşılmaz..
Bizdeki maymuncuları bir korku aldı..
“Ya bizim maymundan gelmediğimiz kanaati, toplumda baskın görüş olarak kabul edilirse? Biz ne yaparız? Biz ne ederiz” diye dertlendiler..
Milli Eğitim Bakanlığı’nı topa tuttular..
Yetmedi, yeni müfredattan sorumlu tuttukları, 15 yıldır seçim üstüne seçim kazanan, ama o müfredatı daha yeni değiştirmeye gücü yetebilen AK Parti’yi yerden yere vurdular..
“Tamam olabilir.. Bu da onların görüşleri.. ‘Biz maymundan geldik’ diyenler, topluma da bunu empoze etmeye çalışıyorlar.. Kendilerinin maymundan geldiğine inananların, başkalarının insandan gelmiş olabileceğini kabullenmek istememelerine saygı duyalım” dedik..
Ciyaklamalarını, anlayışla karşılamaya çalıştık..
Ama..
Birkaç sene evvel, Aydın Doğan kontenjanından Cumhuriyet’e pike edilen Nuray Mert, “Evrim teorisi bir teoridir” diye yazınca..
Özgürlükçü Cumhuriyetçileri hafakanlar bastı..
“Bu nasıl olur? Bunu kabul edemeyiz” diye ayaklandılar..
Sabahtan akşama kadar “Özgürlük, özgürlük” diyenler..
Akşamdan sabaha kadar, “Her şey tartışılabilmeli.. Tartışma dışı kalacak hiçbir kavram yoktur” diyenler..
Bir anda fikir değiştirdiler ve “evrim teorisi”nin tartışılmaz olduğunu deklare ettiler..
“Yerçekimi kanunu nasıl bilimsel bir gerçek ise.. Evrim teorisi de öyle bilimsel bir gerçektir” diye yazarak, kendilerini tüm dünyaya güldürdüler..
Şunu yazanları bile çıktı:
“Hayır, teori kanıtlanmamış anlamına gelmez. Bir hipotezden bahsetmiyoruz. Einstein’ın göreliliği de bir teoridir. Teori, kanıtlarıyla gösterilmiş, kabul edilmiştir, ama ‘yanlışlanmaya açık’tır. Yani birisi kalkar da ‘bu teoriyi çürüttüm, işte kanıtlarım...’ diyerek bilimi ikna edinceye kadar geçerli ve gerçektir.”
Beyefendi o kadar tepeden bakıyor ki..
“Aksini ispatlama hakkınız var yani” diyor..
Sanki o kendi iddiasını ispatlamış da..
Şimdi bize dönüyor, “Siz de aksini ispatlayın.. Aksini ispatlama hakkını size tanıyorum” diyor..
Behey köftehor..
Önce sen, kendi iddianı ispatla..
Bilimsel anlamda ispatını yap..
Sonra bana, “Bunu çürüt” de..
Sen kendi iddianı ispatlamadan..
Bir sürü mavalı sıralayıp..
Sonra da, “Ben ispat ettim. Siz de aksini ispat edin” demekle..
İspat yükü, bize mi geçecek?
Biz, geçmişe dönük “bilimsel bir ispat”ın olamayacağını savunuyoruz..
Ve vahiyle bize bildirilene “iman” ediyoruz..
Eğer birisi, “Hayır, o konu iman ettiğiniz gibi değil” diyorsa..
“Sen istediğine inanabilirsin” diyoruz..
Amaaa..
“Hayır, bu inanç meselesi değil, sen de benim gibi evrim teorisini kabul etmek zorundasın” derseniz..
İşte orda “Dur” demek, her akıl sahibinin hakkıdır..
Nitekim Nuray Mert de (PKK konusunda çok zıt görüşlerimiz olsa da), bunu yaptı..
Ve evrim teorisini bilimsel gerçeklik sanan Cumhuriyet’çilerin “Atın.. Atın.. Atın.. Kovun.. Kovun.. Kovun..” kampanyalarına hedef oldu..
Nitekim bir yazarın farklı düşünce serdetmesi sebebi ile gazeteden atılmasını isteyen Cumhuriyet’çiler dün itibari ile, başarıya ulaştılar..
Nuray Mert’i Cumhuriyet’ten attırdılar..
Ama kamuoyu önünde, kendi maskelerini de indirmiş oldular..
“Özgürlük”ten yana olmadıklarını..
“Bilim”den yana olmadıklarını..
“Bilimsel tartışma”nın tarafında olmadıklarını ispatladılar..
Hemen tüm konularda, kendileri gibi düşünen, AK Parti karşıtı bir gazetecinin..
Tekil bir konuda..
“Farklı bir düşünce”yi savunmasına..
“Hayır, biz buna tahammül edemeyiz” dediler ve kapıyı gösterdiler..
Sansürcü olduklarını ispatladılar..
Basın hürriyetine inanmadıklarını belgelediler..
•
Nuray Mert’e, “evrim teorisi” ile ilgili farklı düşüncesi sebebi ile kapıyı gösteren Cumhuriyet, dün manşet atmış: “Savunmayı susturun”
Neymiş?
Üst başlıklarından aktarıyorum:
“Yargı bağımsızlığını hiçe sayan AKP hükümetinden bu kez de avukatları ‘yok etme’ talimatı!”
Merak ettim..
“AK Parti, savunmayı nasıl susturuyormuş” diye..
Meğerse şöyle susturuyormuş..
Kendileri terör örgütü üyeliğinden yargılanan avukatlar..
Bundan sonra..
Terör örgütü eksenli davalarda, sanık avukatlığı yapamayacaklarmış..
Türkiye genelinde 100 bin avukat olduğunu kabul edersek..
Terör örgütü üyeliğinden yargılanan avukat sayısı, 250-300’ü geçmez..
99 bin 700 avukat, yine terör örgütü üyelerinin avukatlığını yapmaya devam edebilecek..
Ama böyle bir düzenleme..
Terör örgütlerine adeta yeni yeni eleman bulmak için..
Avukatların militanca savunma yapmalarının önüne geçmek için yapılmak istenen bir düzenleme..
Cumhuriyet gazetesi tarafından, “Savunmayı susturma” olarak nitelendiriliyor..
Gelin, aynı mantıkla, Nuray Mert’in Cumhuriyet gazetesi tarafından kapının önüne konulmasını yorumlayalım:
Aynı mantıkla manşet yazacak olursak, Nuray Mert’in atılmasına ne diyebiliriz?
“Yazarları susturun!”
Üst başlığını da verelim: “Basın özgürlüğünü hiçe sayan Cumhuriyet gazetesi yayın kurulu, bu kez de yazarları ‘yok etme’ talimatı verdi”
Ne dersiniz?
Cumhuriyet’in manşetine göre..
Benim manşetim çok daha isabetli değil mi?
Siz, Cumhuriyet’teki Mustafa Balbay’ı atın. İbrahim Yıldız’ı atın.. Nuray Mert’i atın. Nerede ise gazetenin yazarlarının yarısını atın..
Sonra..
100 bin avukattan 250-300 tanesine getirilen kısıtlama için, “Savunma susturuluyor” deyin..
Kim susturuluyor; savunma mı, yazarlar mı?







