Darbecilerin isimleri okullardan niye silinmiyor?
Kaybettiklerimiz ile..
Kazanımları ile..
Yerinde sayan sorunları ile..
2018-2019 eğitim-öğretim yılı, bugün başlıyor..
Neler kaybettik?
Neler kazandık?
Neler devam ediyor?
Örneklerini verelim..
Neyi kaybettik?
Eğitim-öğretimde; büyüklere, öğretmene saygıyı kaybettik..
İlim öğrenilen ve dolayısı ile Hz. Ali’nin beyanı ile 40 yıl kölelik yapılmayı hak eden insanı sıradanlaştırdık.
Öğretmeni ile alay eden öğrenciler..
Okul idarecilerine posta koyan liseliler..
Yaptıklarını sosyal medyada yayınlayabilen saygısızlar..
Kaybettiklerimiz hanesine yazılacak örnekler..
Ya kazanımlarımız?
Eğitimde eşitsizliğe son verilmesi..
Kılık kıyafet yasağının kaldırılmış olması..
Ayrımcılıkların bitmesi..
Biraz daha açalım..
4 yıl öncesine kadar, okullarımızda kızlarımızın başlarını örtmesi yasaktı..
Sadece klasik liseler değil..
İmam hatip liselerinde bile sorun vardı..
“Yönetmelik gereği, Kur’an-ı Kerim dersinde başını örtebilirsin, diğer derslerde açacaksın” deniliyordu..
Sadece öğrenciler değil..
Öğretmenler için de, aynı sorun yaşanıyordu..
Öyle ki..
Din kültürü dersi öğretmeni bayan dahi, derste başını örtemiyordu..
Hatta hatta..
“Öğrenciler için Kur’an-ı Kerim dersinde istisna var, başlarını örtebilirler. Ama öğretmenler için istisnai durum düzenlenmemiş.. Genel kural başın açık olması olduğuna göre, Kur’an-ı Kerim dersinde de olsa, bayan öğretmenler başlarını örtemez” gibi acımasız uygulamaları geride bıraktık, özgürlük eksenli eğitim-öğretime geçtik..
Yine kazanımlarımıza somut örnek..
Aslında kazanım demeyelim..
Çünkü fazladan bir şey edinilmiş değil. Böyle bir şeyi, istemeyiz de zaten..
Nedir bu anlamdaki kazanım?
Üniversiteye girişte, meslek lisesi mezunlarının 30-40 puanlarının, hiçbir mantıklı gerekçe gösterilmeden silinmesi..
Bu uygulamaya da son verildi..
Tüm lise mezunları, kaç soru çözerse, eşit puanlamanın yapıldığı bir sisteme geçildi..
Okul eğitimi alınırken, Kur’an kursuna gitmenin önündeki engeller kaldırıldı..
Son 3-4 yıllık atılımlarla, daha özgürlükçü, daha eşitlikçi, daha yasaksız bir eğitim-öğretime geçmiş olduk..
Yerinde sayan sorunlar neler?
Lise sonuna kadar öğretilemeyen yabancı dil..
Yoğun bir programla, 5-6 ayda öğretilmesi mümkün halbuki..
Ancak neredeyse 10 yıl yabancı dil eğitimi gören çoğu öğrenci, sokaktaki bir turiste yol tarifi bile yapamıyor...
Bu tablo, çok acıklı..
Boşa giden, binlerce saatlik yabancı dil eğitimi..
¥
Eğitim-öğretim dünyamızın, başka sorunları da var..
Mesela?
Öğrencilerin (eğitim için motive edici unsurlardan birisi olan) devam ettikleri okulun adları..
Belki öğrencilerin bilinç altına kazınacak olan, aidiyet duygusu sayesinde öğrencileri başarıya mecbur bırakacak olan, devam ettikleri okulların isimleri..
Bakıyoruz okulların isimlerine..
Nelerle karşılaşıyoruz, nelerle..
Biraz önce belirttiğimiz, yasakların, ayrımcılıkların, eşitsizliklerin müsebbibi olan siyasetçiler mi dersiniz..
28 Şubat döneminin Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun isminin verildiği okullar gibi..
28 Şubat döneminin yasakları ile özdeşleşen Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın isminin verildiği okullar gibi..
Düşünebiliyor musunuz; okulda öğrencilerin eğitimlerini engelleyen, öğretmenleri meslekten ihraç eden siyasetçiler, bu ülkenin geleceğinde söz sahibi olacak çocukların okudukları okulların isminde yaşıyor..
Niçin?
Örnek kişilikleri sebebi ile mi?
Despotlukları, yasakçılıkları, hainlikleri sebebi ile mi?
Niçin?
Siyasetçiler bir yana..
Okullara isimleri verilen darbeci generaller mi dersiniz?
Cemal Gürsel’i ile..
Kenan Evren’i ile.. Tahsin Şahinkaya’sı ile..
Niçin, bunların isimleri, okulların tabelalarında, hâlâ durabiliyor?
Hele hele..
Kenan Evren yargılandığı halde..
Mahkum olmaktan ölerek kurtulduğu halde..
Hangi akla hizmetle okulların isminde yaşatılmaya çalışılıyor?
Siyasileri, darbeci generalleri bir kenara bıraktık..
Daha ne isimler var okulların tabelalarında..
Batık bankacılar..
Korkmaz Yiğit mesela..
Cavit Çağlar mesela..
Nedir bu adamların yaptıkları?
Banka batırmak, çok mu güzel bir iştir ki, okullara isimleri verilmiştir?.
Dahası var..
Uyuşturucu sanıklarının bile, bu ülkede isimleri okullara verilmiş durumda..
Haydi onun ismini verip, o okullarda okuyan öğrencileri daha da fazla rencide etmeyelim..
Üç kuruş yardım yaptı diye..
Haramdan kazandığı para ile, okul binası yaptı diye..
Uyuşturucudan sabıkalı kişilerin isimlerinin okullara verilmesinin hangi mantıkla izahı yapılabilir?
Siyasetçilerden tutun, darbeci generallere.. Batık bankacılara.. Sabıkalı isimlere kadar..
Hepsi için söylüyorum..
Çok mu zordur, o isimlerin okulların tabelalarından silinmesi?
Kaç dakikalık iştir?
“Başkanlık sistemi” dedik..
“Artık kararlar hızlı alınacak” dedik.
“Müdür kaymakama, kaymakam valiye, vali bakana, bakan başbakana havale etmeyecek, başkan bir çırpıda gerekeni hayata geçirecek” dedik..
Haydi o zaman, icraata..
Solcusu ile, sağcısı ile..
Akl-ı selim herkesin kabul edeceği önerimizi hayata geçirsinler..
Sabıkalılardan başlayıp.. Darbecilerden devam edip.. Yasakçılara solcular belki itiraz ederler ama..
Onları da, solcuların itirazlarına rağmen..
Okul tabelalarından silelim..
Öğrencilerimizin, okul isimlerinde yaşayacakları çelişkilere son vermiş olalım..
İnşallah..







