--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

"Cumartesi anneleri" mi "dağa kaçırılan çocukların anneleri" mi?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
47

 

Kimseyi, kimse ile karşılaştırmaya niyetim yok.

Bir “anne”nin karşısına, bir başka “anne”yi koyma niyetim yok.

Ama zekamızla alay edenler var ise.. Midelerinden Kandil’e, beyinlerinden Pensilvanya’ya bağlı olanlar var ise.. Onlara da hadlerini bildirmemiz lazım..

Cumartesi anneleri devam ettirdikleri eylemlerinde ne istiyorlar?

1990 - 1996 döneminde ağırlıklı olarak kaybolan çocuklarını istiyorlar.. “Mümkünse diri, olmuyorsa, bari ölüsünü bulun” diyorlar..

Haklı bir talep mi?

Haklı bir talep..

Üzerinden ortalama 25 yıl geçmiş kayıplar sözkonusu olduğuna göre, o çocukları diri bulma ihtimali var mı?

Pek mümkün değil..

Ölüsünü de bulup, annelere “Şuraya gömelim, en azından mezarını bilirsin” dememiz gerekir mi? Gerekir.

Peki, Diyarbakır’da HDP il başkanlığı önünde bekleyen anneler ne istiyorlar?

Daha birkaç yıl önce. Hatta bazıları birkaç ay önce dağa kaçırılan çocuklarını istiyorlar.

O çocukların canlı bulunma ihtimali var mı?

Var. Hem de büyük ihtimal.

O zaman?

Cumartesi annelerinin talebi mi daha acil, Diyarbakır annelerinin talebi mi daha acil? Hangisinin talebi olumlu neticelenmeye daha uygun?

Birisinde kayıpları canlı bulma ihtimali nerede ise sıfır. Diğerinde canlı bulma ihtimali nerede ise % 100.

Bu tablo karşısında, “Cumartesi anneleri”nin dahi koşup, Diyarbakır’daki annelere destek vermeleri gerekmez mi? Gerekir.

Ama gördüğümüz ne?

Bırakın “Cumartesi anneleri”ni.. Onlara destek verenler dahi. Bir tanesi eksik olmaksızın, Galatasaray Lisesi’nin önüne gelip, gösterilerini sürdürüyorlar. Sezgin Tanrıkulu ile Mahmut Tanal ile Hüda Kaya ile.. Diğer figüranları ile..

Ama aynı isimlerden tek bir tanesi bile.. Diyarbakır annelerinin yanına gitmiyorlar.  Hepsinin ağzında aynı maval: “Gideriz tabii. Niye gitmeyelim..”

Bunu söylüyorlar ama.

Ne hikmetse, şu ana kadar bir tanesi bile, Diyarbakır’daki annelerin yanına gitmediler..

Bu bir kenara.. Cumartesi annelerinin çocuklarını bulma ihtimalleri sıfıra yakın olsa bile. Gösterilerini mazur görmemiz için, ne olması gerekir? Bu iktidar döneminde çocukların kaybolması gerekir..

Çocuklar, bu iktidar döneminde mi kaybolmuş? Hayır.

Şu an gösteriye destek için gelen CHP milletvekillerinin koalisyon ortaklığı döneminde kaybolmuşlar.

O zaman, burada kirli bir oyun yok mu?

Sen parti olarak, iktidarda olduğun dönemde, kadının çocuğunu kaybet, öldürt.

Sonra.

İktidar değiştiğinde, kendi faili olduğun cinayeti gerekçe gösterip, o cinayetleri sona erdiren rakip partinin iktidarında, gösteri yap, huzuru boz..

Sezgin Tanrıkulu için söylüyorum.. Mahmut Tanal için söylüyorum.. Bulunmasını istediğiniz çocukların hemen tamamı, sizin partinizin koalisyon ortaklığı döneminde kayboldu.

Ama sizler.. Kendi partinizin önünde yapmanız gereken gösteriyi, gidip başka yerlerde yapıyorsunuz..

Derdinizin, “kaybolan çocukları” bulmak olmadığını da, Diyarbakır annelerine destek vermemekle ispatlıyorsunuz..

Şunu da kabul ederim. “Ben, Cumartesi annelerinin eylemine gitmek istiyorum” dersiniz..

“Var, git” deriz.. “Niyetini, samimiyetsizliğini gösterdin” deriz.. Destek vermeyiz, normal bir tavır olarak yorumlamayız ama..

Ölümüne size karşı da çıkmayız..

Ama sizler..

Cumartesi anneleri için gösteriye gidip, 25 yıl önce kendi koalisyon ortaklığınız döneminde kaybolan insanlar üzerinden, bugünkü iktidarı suçlarken..

Diyarbakır’da, çocukları dağa kaçırılan annelerin eylemleri için, “Köpürtülüyor. Devlet organize ediyor, kayyım atamalarını gözlerden kaçırmak için devletin bir operasyonu” derseniz.

Ben size.. “Alçaksınız” derim Ahlaksızsınız” derim. “Namussuzsunuz” derim.. “Teröristsiniz” derim..

Ulan öküzler..

Velev ki devletin böyle bir niyeti olsun..

O annelerin çocukları dağa kaçırılmış mı?

Kaçırılmış.

Anneler, çocuklarının dönmesi için eylem yapıyorlar mı? Yapıyorlar..

Bu eylemin arkasında devlet olsa ne olur..

Olmasa ne olur?

Kanal D’ye bağlanan Ayşe öğretmen, “Çocuklar ölmesin” dediğinde..

Biz, “Devlet zaten çocukların ölmemesini istiyor. Siz de destek verin, çocuklar ölmesin. Siz de PKK’ya çağrı yapın, çocukları öldürecek zemini hazırlamasınlar. Terörist yakalayacağız diye, devlet yanlışlıkla da olsa, çocukları siper edenlerin tuzağına düşmesin” dediğimizde, ne dediniz:

“Annelerin isteğine, nasıl karşılık veriyorsunuz?”

Ayşe öğretmeni, Anayasa Mahkemesi kararı ile beraat bile ettirdiniz..

Şimdi geldik, Diyarbakırlı annelere..

“Çocuğum dağa götürüldü. Geri gelmesini istiyorum” diyen annelere.. “Çocuklar ölmesin” diyen annelere.. Ne diyorlar: 

“Gösteriyi devlet organize ediyor, annelerin eylemi için tahriklerde bulunuluyor, onun için her geçen gün, eylemci anne sayısı artıyor..”

Namussuz gördüm ama, bu kadarını görmedim.. Ahlaksız gördüm ama, bu kadarını görmedim. 

Not:

Türkiye İş Bankası A.Ş.’den bir açıklama geldi.

Açıklamada şöyle deniliyor:

“Sayın Karahasanoğlu. Yeni Akit gazetesinin 3 Eylül 2019 tarihinde yayınlanan ‘Ölen Cumhurbaşkanı’na saygılar, hayatta olana ölüm!’ başlıklı yazınızda Eralp Özgen’in bankamızda geçmişte Yönetim Kurulu üyeliği ifade ettiğiniz görülmüştür. Kamuoyunun yanlış bilgilendirilmemesi adına, Eralp Özgen’in Bankamızda Yönetim Kurulu üyeliği yapmadığını bilgilerinize sunarız. Saygılarımızla. Türkiye İş Bankası A.Ş. vekili Av. Adem Ak.”

Ben de düzeltiyorum, Eralp Özgen’in İş Bankası yönetim kurulu üyesi değil, hukuk müşaviri olduğunu belirtiyorum.

 

Yorumlar

(47)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Adnan Keskin

16 Eylül 2019 23:59

Petrole %10 zam gelmiş iken mazota 7 kuruş zammın peşine koşanlar, avrupada bedavaya mı alıyorlar?

Aydın Kaptan

16 Eylül 2019 23:49

İmamoğlu ile hükümet arasındazam konusunda şu fark var. İmamoğlu yapmayacağım dedi. hükümet, gerektiğinde zam yapıyoruz diyor.. Bu farkı farkedemiyor musunuz?

Mustafa Berk

16 Eylül 2019 23:01

Ulan öküz sensin hadsiz.....

ali namlı

16 Eylül 2019 21:56

Murat Aslan kardeşim , doğru, petrolün varil fiyatı %10 arttı ; peki devletin benzin ve mazottan %70 vergi aldığını ne yapacağız !!! Bunun sorumlusu kim ! Bu arada şunu belirtmek isterim ki bir araçtan devlet tam 8 (sekiz ) çeşit vergi almaktadır ! Benim 55 bin liraya aldığım arabanın , 25 bin lirası vergi idi ! Araba sahipleri bu devletin enayisi mi kardeş ! Selam ve sevgilerimle

Ercan

16 Eylül 2019 21:11

Murat Aslan benim amacım Akit gazetesinin İmamoğlu'nun yaptığı zamları manşet yapıp hükümetin yaptığı yaptığı zamları görmezden gelmesini eleştirmektir.

Kadir

16 Eylül 2019 20:26

Meydan da abisi olunca ona buna diklenen çocuk gibisin Ali bey, çırpınışlarını anlıyorum sonu sen de hissediyorsun ondandır böyle sesinin anlamsız gür çıkması, yiğit olan meydan dolu iken erkeklik gösterir. Bu analara da sahip çıkılır Cumartesi analarına da işide katılan oğluna ağlayan anaya da, biz vicdanımızı patronumuzun ağzına bakarak konuşturtmayız, biz kim miyiz Halkız. Senin öve öve bitiremediğimiz sermayenin yanlısı olmayan işçinin emekçinin anaların babaların çocukların oluşturduğu Halk. Senin gazeteni ibb almayı kesti reklamı kesti ondandır bu saldırıların biliyoruz. Bu analar çözüm sürecinde ortaya çıksa onları da fetocu ilan ederdiniz, boşuna bizlere o anaları düşünüyormuş gibi yapma, Yemiyoruz.

Murat kaptan

16 Eylül 2019 20:12

Mahmut tanal, Ali beye giydirmiş.. Ali bey bu konuda ne düşünüyor acaba?

murat aslan

16 Eylül 2019 20:11

Bugün motorine zam geldi diyen Ercan.. Arabistan petrol tesisini Tayyip erdoğan mı bombaladı. Petrolün varili bir günde % 10 artmış, bunu Erdoğan mı yaptı? Biraz akıllı olun. mantıklı olun

II.Murat

16 Eylül 2019 20:08

Ali,Anneler arasinda vicdansizlar ayirim yapar. Sen ve senin gibi vicdani körermisler,ne zaman Cumartesi annelerinin acisini icinizde hissettiniz.Ne zaman o konuda kalem oynattiniz? Simdi de ahkam kesiyorsunuz. Tamda Kindar ve Dinci (Dindar insanlara saygim sonsuz)grubuna giriyorsunuz benim gözümde.

Mustafa

16 Eylül 2019 20:02

Yedi eminlerde Oto parklarda binlerce araba var sahipli sahipleri aranmayan

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle