Solcu Kemalistlerin maskesini indirelim, hodri meydan!
Solcu Kemalistlerin maskesini indirelim, hodri meydan!
Ali Karahasanoğlu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla bir kararname yayınlandı.
Solcu Kemalistler, bir yıldır yaygarasını kopartıyorlardı: “Otoyollar ve köprüler satılıyor”
Defalarca söyledik, satılan bir şey yok.
Peki, satılan bir şey yoksa kararname neyi öngörüyor?
Köprü ve otoyolların sadece işletmesinin özelleştirilmesini.
Yani mülkiyet devlette kalmaya devam ediyor. Bakım onarım yapılacak, gelirler toplanacak. Özelleştirme kazanan firma bakım ve onarımı gelir toplamayı profesyonel ve verimli şekilde yaparsa, kazanacak. Ama devlet de bu işlere hiç bulaşmadan, gelir elde edecek. Özelleştirme süresinin sonunda, ilgili firma işlettiği alanı devlete iade edecek.
Konuyu şöyle de inceleyebiliriz.
Karayollarında çalışan bir kişinin, devlet memuru olması gerekiyor mu?
Devlet memuru olmayınca, yolun asfaltında çalışan işçi veya onun amiri pozisyondaki kişi gerekli bakımı yapamıyor mu?
Devletin asli görevleri arasında, “yol yapmak” vardır da, “yolun bakımını ille de devletin memuru yapacak” isteği nereden kaynaklanıyor, anlamamız mümkün değil.
Ben bu solcuların derdini söyleyeyim, konu daha iyi anlaşılsın.
Devleti kilitlemek istiyorlar. Devlet çalışamasın, yalpalasın, avara kasnak usulü boşa emek sarf edilsin, başka ülkeleri sömürerek zenginlikler edinen emperyal devletlerle aramızdaki uçurum kapanmasın.. İstenilen bu.
Yoksa otoyolların ve köprülerin işletilmesinin özelleştirilmesini; aklı olan bir insan, “geleceğimiz satılıyor” diyerek nasıl yorumlayabilir.
Uydurmuyorum, CHP’den milletvekili seçilip, şimdi Yeni Parti’ye transfer olan, şu ifadeyi kasten kullanıyorum; dava açmaya yüreği varsa, dava açsın ki, mahkeme nezdinde de gerçekten kendisinin aklının kıt olduğunu ispatlayayım: Aklı kıt bir adam..
Ekrem İmamoğlu‘nun partisinden milletvekili olmuş Deniz Yavuzyılmaz konuşuyor:
“2 boğaz köprüsü, 8 otoyol ve 2 çevre otoyolunun 30 yıllığına özelleştirilmesi kararı alındı. Devletin ücretli işlettiği 2 Boğaz Köprüsü ve 8 Otoyolun; 2025 yılı toplam kârı 600 milyon dolar; 30 yıllık toplam kârı 18 milyar dolar! Güncel kurla 871 Milyar 920 milyon lira!”
Bu yalancı milletvekiline, hangi hakareti yaparsam bana dava açar?
O hakareti yaptığımı varsaysın.
Biz ahlakımız gereği, kimseye kötü söz söylemememiz gerektiği konusunda terbiye aldık.
Ama yapılan ahlaksızlığı da ifşa etmek zorundayız.
Saf zihinleri zehirliyorlar.
Anadolu insanının iyi niyetini sömürüyorlar.
Tam oturmuş, kesin rakamlara bir bakayım da maddi hata yaparak bu yalancılara malzeme vermeyeyim diye, haberlere şöyle bir göz gezdirirken.
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıklamasını gördüm.
Eski yıllar olsa, gerçekleri ortaya koyan bu açıklamayı, günler sonra ancak görebilirdik.
Kimi zaman; bu tür yalancıları ciddiye almadıkları için.
Kimi zaman; işlerinin yoğunluğunu gerekçe göstererek.
Kimi zaman da; “öyle bir açıklama mı yapmışlar hiç görmedik” gibi bir ilgisizlikle, gerekli cevabı vermekte gecikiyorlardı.
Neyse ki şimdi, anında hak edilen cevap verilmiş:
“Satış değil, işletme hakkı devri” denilmiş.
Biliyorum; bu işte kaşarlı olan bazı solcu arkadaşlar, hemen itiraz edecekler.
“Milleti aldatıyorsunuz. Satıyorsunuz ama, işletme hakkı diye üstünü örtüyorsunuz” diyecekler.
Aynısını 25 yıl önce de söylediler.
Hatırlayınız, Telekom’un özelleştirilmesi sırasında, hem de profesör doktor ünvanı taşıyan anayasa hukuku öğretim üyesi Mümtaz Soysal, bir kere iki kere değil, yüz kere bin kere, “Telekom satılıyor” diye yazılar kaleme aldı.
“Sadece Telekom’un taşınmazları bile, özelleştirme bedelinin üzerinde” diye yorumlar yaptı.
Telekom 25 yıllığına özelleştirilmişti.
Satılmamıştı.
Taşınmazları satma yetkisi de kesinlikle verilmemişti.
Sadece faaliyetlerini sürdürecek, gerekirse teknolojisini yükseltecek.
Ama asla Telekom’un ne bir malını sahiplenecek, ne satacak, ne de süre dolduktan sonra herhangi bir hakkı olacaktı.
25 yıl doldu, şimdi Telekom’un yeni dönemle ilgili özelleştirilmesi süreci yürüyor.
Hani satılmıştı?
Hani taşınmazlarını tek tek satıp, özelleştirme parasının üç katını- beş katını kasaya koyacaklardı.
Hepsi yalan çıktı mı?
Şimdi toprak olan Mümtaz Soysal, o yalanlarının hesabını bu millete şu an veremez.
Ama Mümtaz Soysal’ın izinden gidenlere, aynı yalanları söylememeleri için biz uyarımızı yapalım.
Bakanlık ne dedi, aktarmaya devam edelim:
“Otoyolların yıllık 600 milyon dolar kâr ettiği ve 30 yılda 18 milyar dolara ulaşacağı iddiaları ‘yanıltıcı’dır.”
Bakanlık gerçekten çok nazik.
Kemalist solcuların yaptıkları resmen ahlaksızlık. Yaptıkları resmen sahtekarlık.
Ama 85 milyonun hizmetinde olan bakanlık, çok net olan bu ahlaksızlığa, çok net olan bu sahtekarlığa, “yanıltıcı” demekle yetiniyor.
Ve Ekrem İmamoğlu’nun algı operasyonlarının mimarı konumundaki Deniz Yavuzyılmaz’ı, bakanlık mosmor ediyor:
“600 milyon dolar kâr değil, gelirdir. Bu tutarın yaklaşık 300 milyon doları bakım ve onarım giderleriyle yatırım harcamaları, ayrıca önemli tutarda yatırım ve yenileme harcamaları ile personel ve işletme giderlerinden oluşmaktadır. Tüm bu maliyetler göz ardı edilerek yapılan hesaplamalar, otoyolların gerçek ekonomik değerini yansıtmamakta ve kamuoyunu yanıltmaktadır.”
“Kar nedir, gelir nedir”, bilmeyen adamı milletvekili yapmışlar.
“Ciro nedir, kazanç nedir”, bilmeyen adamlar ülkeyi yönetmeye kalkışıyorlar.
Uçuk bir örnek vereyim, Deniz Yavuzyılmaz öğrensin.
30 milyar dolar geliriniz olabilir, ama 1 kuruş kar etmiyor olabilirsiniz.
Dolayısıyla o işi bir başkasına devretmek için can atarsınız.
“Hatta bedava vereyim yeter ki bu angaryadan kurtulayım”, diyecek noktada bile olabilirsiniz.
Veya yine uçuk bir başka örnek vereyim.
1 milyon dolar geliriniz vardır. Bunun 950.000 doları kar olabilir.
Gelir başkadır, kar başkadır.
Biliyorum, bazı okurlarımız diyecekler ki: “Bu kadar basit bir şeyi, bakkal Ahmet amca bilir. O milletvekilinin bilmediğini zannetmeyin.”
Gerçekten de, bu milletvekili gerçeği biliyorsa, yaptığı sahtekarlık.
Gerçeği bilmiyorsa, “gelir ile kar aynı şey” zannediyorsa bu da büyük bir cehalet.
Onun için diyorum ki, solcu kemalistlere hodri meydan.
Köprülerin-otoyolların geçişten 600 milyon dolar para topladığı bilgisi verildiğinde, gerçekten bunu o köprü ve otoyollardan kazanılan para/kar olarak mı görüyorlar.
Yoksa bu gelirden, bakım ve onarımdan başlayın, çalışan maaşlarına kadar tüm harcamalar düşüldükten sonra kalan bir para varsa onun kar olduğunu, biliyorlar mı bilmiyorlar mı?
Tekrar hodri meydan diyorum .
Özelleştirilecek köprü ve otoyollar, masraflar düşüldükten sonraki kazancı mı 600 milyon dolar, yoksa masraflar düşülmeden toplanan tüm gelir mi 600 milyon dolar?
Şununla bitireyim.
Özelleştirme hangi bedelle yapılacağı henüz belli değil.
Devletin zarar edeceğini bu solcu Kemalist vekil nereden biliyor?
Belki 1 milyar dolara, belki 100 milyar dolara özelleştirme yapılacak.. Şimdiden neyin algı operasyonunu yapıyor?