• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

SELECT çalışmasında semaglutid, kalp-damar olayı riskini yaklaşık yüzde 20 azalttı

Yeniakit Publisher
Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
SELECT çalışmasında semaglutid, kalp-damar olayı riskini yaklaşık yüzde 20 azalttı

Doç. Dr. M. Erkam Sencar, faydanın diyabeti olmayan fazla kilolu veya obez kalp hastalarında da görüldüğünü, ilaçların herkese uygun olmadığını belirtti.

Medicana Sağlık Grubu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. M. Erkam Sencar, son yıllarda obezite tedavisinde kullanılan yeni nesil zayıflama ilaçlarının yalnızca kilo vermeye yardımcı tedaviler olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, bu ilaçların belirli hasta gruplarında kalp-damar sağlığı açısından da önemli faydalar sağlayabildiğini söyledi.

GLP-1 reseptör agonisti adı verilen ilaçların, vücudun yemek sonrasında doğal olarak ürettiği, kan şekeri ile iştahın kontrolünde rol oynayan GLP-1 hormonunu taklit ettiğini belirten Sencar, etki mekanizmasını şöyle anlattı: "Bu ilaçlar yemek sonrası kan şekeri yükseldiğinde insülin salgılanmasına yardımcı oluyor, iştahı azaltıyor ve tokluk hissini artırıyor. Ayrıca mide boşalmasını yavaşlatarak kişinin daha çabuk tok hissetmesini sağlıyor. Böylece hem kan şekeri kontrolüne hem de kilo kaybına katkıda bulunuyor."

SELECT çalışmasında risk yaklaşık yüzde 20 düştü

Sencar'ın aktardığına göre, 17 binden fazla kişinin katıldığı SELECT çalışmasında, diyabeti olmayan ancak fazla kilolu veya obez ve kalp-damar hastalığı bulunan kişilerde haftalık semaglutid kullanımının kalp-damar hastalığına bağlı ölüm, kalp krizi veya inme gibi önemli olayların riskini yaklaşık yüzde 20 azalttığı görüldü. Sencar, çalışmanın en önemli mesajının, faydanın diyabeti bulunmayan ancak fazla kilolu veya obez ve kalp-damar hastalığı olan kişilerde de gözlemlenmiş olması olduğunu kaydetti.

Tip 2 diyabetli hastalarda yapılan büyük çalışmalarda da benzer sonuçlar elde edildi. Sencar, liraglutid, dulaglutid ve semaglutid ile yapılan çalışmalarda kalp krizi, inme ve kalp-damar kaynaklı ölümlerde azalma görüldüğünü söyledi. SOUL çalışmasında oral semaglutidin yüksek kalp-damar riski taşıyan tip 2 diyabetli kişilerde önemli kalp-damar olaylarını yaklaşık yüzde 14, REWIND çalışmasında dulaglutidin yaklaşık yüzde 12 azalttığı gösterildi. SUMMIT çalışmasında ise tirzepatid ile obezite ve belirli bir tip kalp yetersizliği bulunan hastalarda kalp yetersizliğinin kötüleşmesi veya kalp-damar kaynaklı ölüm riskinin yaklaşık yüzde 38 azaldığı görüldü.

İnflamasyon göstergesi kilo kaybından önce geriledi

Faydanın kilo ve kan şekeriyle sınırlı olmadığını vurgulayan Sencar, SELECT çalışmasında semaglutid kullananlarda inflamasyonun önemli göstergelerinden hs-CRP düzeylerinde yaklaşık yüzde 38 azalma görüldüğünü, bu azalmanın kilo kaybından önce başladığını aktardı. "Bulgular, bu ilaçların kalp-damar üzerindeki faydalarında inflamasyonun azalmasının da rol oynayabileceğini düşündürüyor" diyen Sencar, tirzepatid ile yapılan çalışmalarda da inflamasyon göstergelerinde benzer bir azalma görüldüğünü söyledi.

En sık yan etkiler bulantı, kusma ve ishal

Sencar, en sık görülen yan etki şikayetlerini bulantı, kusma, ishal, kabızlık, karın ağrısı, hazımsızlık ve şişkinlik olarak sıraladı. "Tedaviye genellikle düşük dozla başlanması ve dozun doktor kontrolünde kademeli olarak artırılması önemlidir" diyen uzman, nadiren safra kesesi sorunları ve pankreatit görülebildiğini, şiddetli ve geçmeyen karın ağrısı, yoğun kusma veya ishal durumunda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini belirtti.

Semaglutid kullanımında nadir görülen NAION adı verilen bir göz hastalığı ile ani görme kaybı arasında da ilişki bildirildi. Sencar bu riskin oldukça düşük olduğunu, yine de ani görme kaybı veya görmede hızlı bir kötüleşme yaşanırsa vakit kaybetmeden tıbbi değerlendirme yapılması gerektiğini söyledi. Uzman, ilaçların herkes için uygun olmadığını, bu tedavilerin yalnızca "zayıflama ilacı" olarak görülmemesi ve kontrolsüz kullanılmaması gerektiğini vurguladı. Kararın; hastanın diyabet durumu, kilosu, kalp-damar ve böbrek sağlığı, kullandığı diğer ilaçlar ve tedaviye engel oluşturabilecek durumları değerlendirilerek verilmesi gerektiğini kaydeden Sencar'a göre doğru hastada, doğru dozda ve hekim kontrolünde kullanıldığında bu tedaviler kilo ve kan şekeri kontrolünden kalp-damar sağlığına kadar önemli faydalar sağlayabiliyor.

Sencar, bugünkü bilimsel veriler ışığında "zayıflama ilaçları kalp ilacına dönüştü" demenin doğru bir ifade olmadığını, ancak bu tedavilerin kilo ve kan şekeri üzerindeki etkilerinin yanı sıra belirli hasta gruplarında kalp-damar hastalıkları açısından koruyucu etkilerinin de artık bilimsel çalışmalarla gösterilmeye başlandığını ifade etti. Sözlerini şöyle tamamladı: "Bu nedenle obezite tedavisini yalnızca kilo vermek olarak değil, uzun vadeli kalp-damar sağlığını da gözeten bir tedavi yaklaşımı olarak değerlendirmek gerekir."

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23