Ben bu Çölaşan’a, ‘Kalın kafalı’ demeyeyim de ne diyeyim?
Lafı eğip bükmeyi sevmediğimi bilirsiniz.
Girizgah bile yapmadan.
Bodoslamadan söyleyeyim..
Kim ki, bu ülkede Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının..
Velev ki üniformaları ile..
Camide namaz kıldıklarını aktarıp, “Ancak buna rejim değişiyor denmez, Allah kabul etsin denir!” yorumu yaparsa..
Yani “Allah kabul etsin” ifadesinden sonra, “!” işareti koyarak, kıt aklı ile bir yerlere mesaj vermeye kalkışırsa..
Hiç ahlaksızlık yapmasın.
Riyakarlık yapmasın..
Kalbindekini söylesin, “Benim cenaze namazımı kılmayın.. Ben öldüğümde cesedimi camiye getirmeyin” desin..
Ki, kendisine “Dürüst bir adam” diyelim..
“İlkeli adam” diyelim..
Lafı eğip bükmeyeceğimi söylediğim için, bu ifadenin sahibini de aktarayım.
Sözcü yazarı Emin Çölaşan..
Beyefendi, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının camiye gidip, namaz kılmalarını şaşırılacak bir faaliyet gibi görüyor..
Yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkenin genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarının camiye gidip namaz kılmalarının değil, kılmamalarının şaşırılacak tavır olacağını hatırlatıp, geçiyorum.
Hayatı boyunca, belki birkaç defanın dışında camiye gitmeyenlerin..
Gidenleri de, böyle tahkir etmeye kalkışanların..
Ahlaklı davranıp “Cenazemi camiye götürmeyin” dememelerinin şaşırtıcı olduğunu söylüyor ve geçiyorum..
•
Sözcü gazetesi, birkaç çalışanı tutuklandı diye, kıyametleri kopartıyor..
“Basın özgürlüğü nerede, demokrasi nerede, adalet nerede?” diye, her gün sorgulama yapıyorlar..
Sözcü gazetesi yönetimine sesleneyim..
Siz özgürlük mü istiyorsunuz?
Samimi misiniz bunda?
Samimi iseniz, buyrun, bir yazarınız (Yine aynı adam: Emin Çölaşan), “Ben özgürlük istemiyorum” diye bas bas bağırıyor..
Başı açık veya başı kapalı, birçok büyükelçi atamasının yapılmasının hemen akabinde..
Başı açık büyükelçilerin varlığını gizleyerek..
Sanki büyükelçi olmak için, başörtülü olma zorunluluğu varmış gibi..
Yalan yazıyor..
“Başörtülü olma özgürlüğü”nü kabul etmediğini, büyükelçi olacak herkesin başını mecburen açması gerektiğini savunuyor..
Buyursun Sözcü yönetimi..
“Özgürlük” taleplerinde samimi iseler..
Gerçekten her alanda özgürlük istiyorlar ise..
Bu yazarlarına, “Bizim despotlarla işimiz olmaz..” diyerek, kapıyı göstersinler..
“Biz yargılanma tehlikesini bile göze alarak, Cumhurbaşkanı’nı, Başbakan’ı despotlukla suçlayıp, özgürlük talebinde bulunuyoruz. Bu talebimizi yaparken, bizim bir yazarımız, nasıl olur da.. ‘Başörtü yasak olsun. Başörtülüler büyükelçi olamasın’ diyebilir? Tutarlı olmamız için.. Cumhurbaşkanı’ndan özgürlük isteyebilmemiz için.. Bizim yazarlarımızın özgürlüğe inanması gerekir.. Biz yasakları savunurken, yöneticilerden nasıl özgürlük isteyebiliriz” demeleri ve yasakçı yazarlarını, kapıdışarı etmeleri gerekir..
•
Adamın bir cümlesinde..
İki cümlesinde sorun olsa..
Haklı olarak dersiniz ki: “Adamın bir cümlesini yakalamışsın.. Bir cümle üzerinden, hem adamı işten attırdın.. Hem Sözcü gazetesine özgürlük dersi verdin.. Bu işler bu kadar ucuz mu?”
Doğrudur, bu işler bu kadar ucuz değil. Olmamalı..
Ama bir günlük yazısından iki riyakarlık çıkardık..
Buyrun üçüncüyü de aktaralım..
Aynı riyakar adam, yine dünkü yazısının bir başka bölümünde de şöyle diyor:
“Şimdi Meclis’e gönderilen yasa tasarısında, müftülere-imamlara evlendirme yetkisi veriliyor.”
Dakika bir, gol bir.
Sahtekar hemen “müftü”nün yanına, kasten “imam”ı da ekleyivermiş..
Değişiklik hazırlığında, “imam” var mı?
Yok..
Haydi diyelim, maddi bir hata yaptı..
Devam edelim alıntıya..
“İktidarın amacı nedir?
Bu düzenlemeyle erkeklerin birden fazla evlilik yapmasının önü mü açılmak istenmektedir?”
Bunu sadece bir soru olarak yöneltse..
“Biraz kalın kafalıdır, anlayamamış, konuyu öğrenmek istiyor” diyeceğim..
Ama devam ediyor, her konuda dindarlara sataşmaktan zevk alan riyakar adam:
“Türkiye’de özellikle kırsal kesimde, zavallı kadınlarımızın başına bela olan bir kuma kavramı vardır.
Herif yaşlanmıştır… Gider, karısının üzerine ikinci veya üçüncü evliliğini yapar. Sözde evlilik...
İmam nikahlı!
Ya da medeni nikah kıydırmaz, imam nikahı bahanesinin arkasına sığınır.
İktidar bunu mu yaygınlaştırmak istiyor?”
Bu kalın kafalı adam, bir izah etsin..
Biz yanılıyorsak..
“Aaa.. Adama ‘Kalın kafalı’ diyoruz ama.. Bizden akıllı çıktı.. Bak, ne numaralar dönüyormuş da, haberimiz yokmuş” diyelim..
Gidip özür dileyelim..
Yeni değişiklik ile, kumalara nikah nasıl kıyılacak, bir anlatsın..
Adamın resmi nikahı var..
Belediye memuruna gidip, ikinci olarak bir başka kadınla evlenmek istediğini söylediğinde, ne oluyor?
“Talebiniz reddedilmiştir.. Çünkü Medeni Kanun’un 130. maddesinde ‘Yeniden evlenmek isteyen kimse, önceki evliliğinin sona ermiş olduğunu ispat etmek zorundadır’ yazılı. Nüfus kaydınızda, önceki evliliğinizin devam ettiği görünüyor. Dolayısı ile yeniden evlenme talebiniz reddedilmiştir” diyor..
Yeni düzenleme kabul edilirse.
Müftü ne yapacak?
Aynısını..
Çünkü Medeni Kanun’un 130. maddesi değişmiyor ki..
130. madde, orda aynı yerinde duruyor..
Kanundaki düzenleme bununla da sınırlı değil..
Değişiklik önerisinde olmayan, Medeni Kanun’un 145. maddesi de, aynı konuya engel..
Maddenin başlığı, “Batıl olan evlenmeler”
Hani bir sahtekarlık yapıp da..
Birisi, evli olduğu halde..
Bir aldatmaca ile, yeniden evlenirse..
145. madde bu durumu düzenliyor..
Madde metni şöyle:
“Aşağıdaki hâllerde evlenme mutlak butlanla batıldır:
1. Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması.”
Daha başka izaha gerek var mı?
İkinci evliliği yasaklayan.. Hatta yanlışlıkla yapılmış olması halinde, “mutlak butlanla batıl olduğu”nu belirten maddeler yerli yerinde dururken..
Eşi Danıştay Başkanvekilliği yapmış, kendisi de ODTÜ’de okumuş bir kişi..
“İkinci evlilikler meşrulaştırılmak mı isteniyor” diye sorar gibi yapıp, “rejim değişiyor” korkusunu topluma yaymaya kalkarsa..
Ben ona “kalın kafalı” demeyeyim de, söyler misiniz, ne diyeyim?







