• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Belediye parası ile yolsuzluk sanıklarının savunması yapılıyor

20 Ağustos 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Belediye parası ile yolsuzluk sanıklarının savunması yapılıyor

ALİ KARAHASANOĞLU 

Asrın yolsuzluğu davasında rekor ceza istenen Ekrem İmamoğlu, “Bana savunma yaptırmıyorlar” manşetini Karar’a, Sözcü’ye, Cumhuriyet’e, Birgün’e attırıyor.

Karşılığında da İBB kasasından, bu gazetelere yarım sayfa reklam verdiriyor..

Dünkü bu gazetelerin son sayfasındaki İBB’nin yarım sayfalık reklamından bahsediyorum..

“16 milyon İstanbullu için çalışacağız” diye söz veren Ekrem İmamoğlu, “Parti rozetimi koltuğa oturduğum gün çıkardım” iddiasında bulunan zat, şimdi kendi yolsuzluklarının üzerinin örtülmesi için, İBB kasasından para dağıtıyor..

 Beykoz-Ümraniye arasındaki metro hattını İBB’nin yapmamakta ısrar ettiği için Ulaştırma Bakanlığı’nın bu işi üstlendiği açıklamalarının yapıldığı günün ertesinde, gazetelerde yarım sayfa, İBB’nin yatırımları ile ilgili reklam yayınlanıyor..


O reklamı yolsuzluklarınızı savunduğu için ilgili gazetelere verip, belediyenin  paralarını saçacağınıza, o metro hattının bir metresini yapsaydınız da, gerçekten İstanbullular için çalışmış olsaydınız..

Şu sorgulamayı da yapalım..

İBB, Akit’e ve İBB’deki iddianameye geçmiş yolsuzlukları haberleştiren gazetelere aynı reklamı vermiyor da, yolsuzluktan tutuklu Ekrem İmamoğlu’nun şov niteliğindeki açıklamalarını birinci sayfasından veren ve onun mağdur edildiğini iddia eden gazetelere niye veriyor?

Not ediniz lütfen.


Bugüne kadar soruşturulmamış olabilir..

Bugüne kadar bu konuda bir boşluk oluşmuş olabilir.

Ama yarın bir savcı, bunu sorgularsa, kimse “Üç ay sonra mı, beş ay sonra mı aklınıza geldi” demesin..

Yapılan hokkabazlıktır.

Yapılan belediye parası ile yolsuzluğun savunulmasıdır.

O reklamları alan gazetelere de hatırlatıyorum.


O reklamları veren İBB yetkililerine de hatırlatıyorum. Aracılık eden reklam ajanslarına da hatırlatıyorum.

Sizler, yolsuzluk sebebi ile tutuklu olan Erem İmamoğlu’nun yediği haltları ifşa etti diye, bazı gazeteleri kenarda tutup, milyarlarca liralık rüşvetten yargılanan adamın avukatlığına soyunan gazetelere belediye kasasından reklam dağıtırsanız.. Net olarak söylüyorum, bu suçtur.. Bunun hesabı bir gün sorulur..

Kimse, işlediği hırsızlıkların savunmasını, kamu parası ile medya organlarına yaptıramaz.. Yaptırırsa, hem kendisi, hem de o medya organları bunun hesabını verir..


Diyecekler ki, “Ekrem İmamoğlu hakkında henüz bir kesinleşmiş yolsuzluk kararı yok.”

Evet, bu doğru..

Ama, “Yolsuzluk endeksi sıralamasında, Türkiye’nin durumu vahim” diye manşet atıp, bu ülkenin yolsuzluklarla anıldığını iddia eden ahlaksızlar, şimdi tam da yolsuzluktan yargılanan bir şovmeni ölümüne savunuyorlarsa..

“Yargılamanın sonunu bekleyelim. Mahkemenin kararına saygı gösterelim” demiyorlarsa..

Burda kirli bir çarkın kurulduğunu bizim hatırlatmamız gerekir..

Hırsızlık ne kadar büyük ise. Çalınan para ne kadar büyük ise. Hırsızlığa verilecek ceza zorlaşmamalı..

Tam aksine, küçük hırsızlıklarla uğraşılacağına, büyük hırsızlıkların üzerine gidilmeli ki, bu ülkede küçük hırsızlıkların failleri de, hırsızlığa prim verilmediğini görüp, çekinmeli..

Ama bakıyoruz, dağıtılan paralarla, Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluklarının tümünün üzerine bir perde çekilmeye çalışılıyor. Gazeteler, televizyonlar, haber mecraları tarafından, bu yolsuzluk savunması yapılıyor.

Genel değerlendirmeler yerine, somut bilgiler aktarayım.,.

Mahkeme başkanı, son tutuklu sanık olarak Ekrem İmamoğlu’na “Buyrun, savunmanızı yapınız” diyor.

Ekrem İmamoğlu bir sanık değil, sanki mahkemeyi yöneten hakim imiş gibi, “Ben savunmamı yarım günde bitiremem.” diye başlıyor.

Oysa ona, “Yarım günde savunmanı bitireceksin” diyen yok..

Kimseye denilmemiş, ona da denilmiyor..

Şovmen Ekrem, savunma yapmadan, tartışma ile yargılamayı sabote ediyor..

Mahkeme başkanı “Savunma yapmıyorsunuz. Susma hakkınızı kullandığınızı karara geçireceğim” deyince.

“Ben susma hakkımı kullanmadım” diyor..

Yargılamanın ilk aşamasındaki oynanmak istenen bu tiyatro, dünkü duruşmada da devam etti.

Öyle bir algı çalışması yapılıyor ki..


Aslında kanunda olmayan haklar, Ekrem İmamoğlu’na verildiği halde, daha fazlası, daha fazlası isteniyor. Her kural, her hak istismar ediliyor..

Sırf gerçek ortaya çıksın, yeterince savunma yapılmış olsun, eğer ayrıntıda kalan bir gerçeğin ortaya çıkarılmasında, sanıklardan birisinin katkısı olacak ise, bunun önüne set çekilmesin diye, haklar fazla fazla kullandırılıyor...

Bu kapsamda, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki düzenlemeye rağmen, sanığın bir başka sanığa direkt soru yöneltme hakkı kanunda olmadığı halde.

Mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu’na bu hakkı tanıyor.

“Belki atlanan bir gerçek vardır, savunmanın hiçbir açıdan kısıtlanmasına yol açmayalım” düşüncesi ile hareket ediliyor.

Ama ne mümkün..

Karşımızdaki sanık, tam bir oyuncu.

Tam bir şovmen..

Önce kanun maddesini vereyim, sonra dünkü İBB yolsuzluk davasındaki oynanmak istenen tiyatroyu aktarayım:

‘Doğrudan soru yöneltme

Madde 201 – (1) Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir. Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir.”

Madde ne diyor?

Sanık, mahkeme başkanı aracılığı ile soru yöneltebilir..

Bugüne kadar yüz binlerce, milyonlarca ceza davasında bu madde, bu şekli ile uygulanmış.

Ama Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk davasında, mahkeme başkanı bir esneklik getiriyor..

Ekrem İmamoğlu’nun, bir başka sanığa yönelttiği sorulara müdahale etmeden cevaplanmasına fırsat veriyor.


Bunu takdirle karşılama yerine, bakın dün ne yaşanmış, sizlere aktarayım. Yandaş sitelerden birinden aktarıyorum:

“İmamoğlu, ‘Yıllardır bizimle çalıştınız. Ve çalıştığınız ortam dürüst, namuslu insanların olduğu bir ortam diye düşünüyorum. Yani burada kimse namussuz değil. Bir namussuz olsa ben onunla ilgili gerekli işlemin yapılmasını ilk önce isteyecek kişiyim, doğru mudur Erol Bey?’ diye sordu.”

Şimdi ben merak ediyorum. 

Bir sanık, diğer sanığa, “Biz namussuz değiliz, değil mi?” diye niye sorar.

Bu soru ile neyi amaçlar..

Namussuz olup olmadıklarını sorma yerine, “Benim iki villayı, aile şirketime, alnımın teri ile kazandığım para karşılığında aldığımı biliyor musun, bilmiyor musun” diye sormasını beklediğimiz Ekrem İmamoğlu, büyük ihtimalle yılların verdiği birlikte çalışmışlığı istismar ederek, muhatabından “namussuzluk” değerlendirmesi istiyor..

Karşısındaki kişi ne desin?

“Sen alçak bir namussuzsun” mu desin?

Bir müteahhit, dünkü duruşmada, “Villayı istediğin adamın üzerine yapılmasını istemedin mi” diye net olarak itirafını yaptı zaten..

Ekrem İmamoğlu da suspus oldu..

Herkesin de aynı netlikte konuşmasını beklemek, mümkün değil..

Ve sonuçta, şovmenlik yapan Ekrem İmamoğlu’na, mahkeme başkanı, “Bundan sonra direkt soru yöneltmeyeceksin” hatırlatması yaptı.

Şimdi gazetelerden göreceğiz, “Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapması engelleniyor” başlıklarını..

Maddeyi verdim. Zaten kanunda olmayan bir hak tanınmış.

İstismar edildiği için de, geri alındı..

Bunu bile çarpıtan medya oranlarını görüyoruz..

Çünkü reklamlarla, hâlâ besleniyorlar.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Siyaset temiz ahlak ister

Pavyoncu çalışanın parasını belediyeden ödemiş onlarda normal böyle şeyler
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23