--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Başkalarının ne haddine istediğinizde yıkarsınız istediğinizde kurarsınız

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

“Devleti yıkalım. Yenisini kuralım” derdinde değilim..

Sloganlardan ziyade, içerikle ilgilenmemiz gerektiğine inanırım..

Bunun için de..

Bir dönem AK Parti yönetiminde de bulunan Ayhan Oğan’ın, CNN’de bir programda sarfettiği sloganik “Biz yeni devlet kuruyoruz” cümlesini çok önemsemedim..

Fakat..

Karşı cenahın..

Özellikle de..

“6 ok”u ile meşhur CHP’lilerin..

Olmazsa olmaz dedikleri “6 temel ilkeleri”nden birisi konumundaki “devrimcilik”i unutup.. 

“Devrim”in yapılıp biten bir fiil olmadığını, her daim değişikliği içerdiğini, bunun için de “devrimcilik” ilkesinin CHP’nin “6 ok”undan biri olduğunu söyleyenlerin..

“Nah kurdururuz sana yeni devleti” söylemine geçmelerinin altındaki çelişkiye dikkat çekiyorum..

Ve diyorum ki..

Siz gerçekten Atatürkçü iseniz..

Atatürk’ün “devrimcilik” ilkesine bakın..

Devletin her daim yeniden kurulmasının kıvılcımını, orda görün…

Göremiyorsanız da, bir gözlükçüye gidin..

**

CHP kafasındakiler, “devrimcilik” ilkesini çöpe attıysalar..

Onu da söylesinler.. 

Ama ben, merak edenlere, CHP’nin halen internet sitesinde duran programına bakmalarını önereyim..

Orda devrimcilik ilkesi bakın nasıl anlatılıyor:

“CHP’nin Devrimciliği;

Çağdaş düşüncelere açılarak yenilikleri kavrayıp benimsemek; bunu süreklilik içinde bir yaşam ve yönetim biçimine dönüştürmektir.”

Dahası da var ama..

CHP’nin programına dalıp, günlük hayatlarında çiğnedikleri bu kavramları uzun uzun anlatarak, teorik anlamda da olsa propagandalarını yapmış olmayalım..

Lafa gelince devrimci olanların, icraata gelince statükocu olduklarının altını çizip, geçelim..

**

Benim CHP kafasına bir önerim olacak..

Var mısınız..

Devleti yeniden kurmayalım..

Devleti yeniden kurmak isteyenlere engel olalım..

Devleti, 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet’in ilan edildiği tarih itibari ile koruyup, kollayalım..

“Nasıl yani?” diyecekler..

Şöyle..

“Bir daha kurdurmayız” dediğiniz Cumhuriyet, aslında ne zaman kuruldu?

29 Ekim 1923’te, değil mi?

O zaman 29 Ekim 1923’ü esas alalım..

29 Ekim 1923 tarihinden sonraki tüm “devleti yeniden kurma” girişimlerine set çekelim..

Ne var, 29 Ekim 1923’te?

1921 Anayasası var..

1921 Anayasası’nda ne var?

“Madde 7- Ahkâmı şer’iyenin tenfizi, umum kavaninin vazı, tadili, feshi, ve muahede ve sulh akti ve vatan müdafaası ilânı gibi hukuku esasiye Büyük Millet Meclisine aittir.”

Kısaca söyleyeyim..

Şeriat hükümlerinin uygulanması Büyük Millet Meclisi’ne ait!

Haydi diyelim ki, 1921 anayasası, şu açıdan biraz tartışmalı: O anayasa yürürlükte iken, Cumhuriyet ilan edildiğine göre.. Yeni bir devlet kurulduğuna göre.. 1921 Anayasası’ndan ziyade, Cumhuriyet ilan edildikten sonra kabul edilen anayasaya bakmamız gerekir..

Buna da eyvallah..

29 Ekim’de ilan edilen Cumhuriyet’ten 6 ay sonra yürürlüğe giren 1924 anayasasının aynı konuyu düzenleyen 26. maddesine bakalım:

“Büyük Millet Meclisi ahkâmı şer’iyenin tenfizi, (..) bizzat kendi ifa eder.”

Hatta 24. maddeye kadar gitmeye de gerek yok..

1924 Anayasasının 2. maddesine bakalım:

“Türkiye Devletinin dini, dinî İslâm’dır.”

Şimdi soralım, Ayhan Oğan’ın “yeni devlet kuruyoruz” sloganik cümlesine itiraz eden kemalistlere: 

“Var mısınız, 1924 anayasasının ilk halini muhafaza etmeye? 1923’de cumhuriyet ilanı ile kurulan devletin, 1924’den sonra yıkılıp, tekrar tekrar kurulmasına karşı çıkmaya?”

Ben şu görüşü, bu görüşü savunma sadedinde bunları söylemiyorum.

Çelişkiye dikkat çekiyorum.

Bugünkü kemalistlerin samimiyetsizliklerini gözler önüne seriyorum..

**

Birçoğumuzun hayretini mucip olacak bir ayrıntıyı hatırlatayım..

Cumhuriyet 1923’te kuruldu..

6 ay sonra yeni anayasa kabul edildi..

Sivil hayatı düzenleyen çok önemli kanunlardan olan Medeni Kanun 1926’da kabul edildi..

Birçok kanun benzer tarihlerde çıkarıldı..

Ve bunların tümü, Resmi Gazete’de, Osmanlıca olarak yayınlandı..

Çünkü Latin harflerinin kabulü, cumhuriyetin kabulünden, 1924 Anayasasının kabulünden 4 yıl sonra olmuştu..

Haliyle..

O kanunların tümü, Resmi Gazete’de Osmanlıca olarak yayınlandı..

Düşünebiliyor musunuz..

Yeni bir devlet kuruldu diye milat kabul ettiğimiz 1923 tarihli, 1924, 1925, 1926, 1927 tarihli Resmi gazeteleri elimize aldığımızda, birçoğumuz okuyamıyor..

Şimdi istemezükçü kemalistlere çağrımızı yenileyelim..

29 Ekim 1923 Cumhuriyet’in kabul edilmesini esas alıp..

Yeni devletin kuruluşunu o güne götürüp..

O tarihten sonraki, “yeni devlet kurma” girişimlerine “hayır” demeye var mısınız? 

Bugün Ayhan Oğan’ın sözüne karşı çıktığınız gibi..

Eski yıllardaki, her biri “yeni bir devlet kurma girişimi” olan değişikliklere de “hayır” demeye var mısınız?..

Mesela, Latin harflerinin kabulünde..

Mesela, Anayasa’daki “Türkiye Devletinin dini, din-i İslâm’dır” maddesinin değiştirilmesinde..

Ve diğer köklü değişikliklerde.. 

“Hayır” demeye var mısınız?..

Biliyorum “yok”sunuz..

Nasıl ki, aklın “varım” demeyi emrettiği bu haklı çağrıda “yok”sunuz..

Bu ülkenin geleceğinde de..

“Yok” olmaya mahkumsunuz..

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle