--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Arefe günü ansızın çıkılan piknikte, 4 farklı soyadlı akraba ile mangal..

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

 

Tabii ki mağdurlardan, mazlumlardan yana olmalıyız..

Tabii ki ezilenlerin yanında olmalıyız..

Devlet bir hata yaptığında..

Onun da üzerine gidebilmeliyiz..

“Güçlü” ile değil..

“Haklı” ile birlik olmalıyız..

Ama..

Aptalı da oynamamalıyız.

Konumuz, Sezgin Tanrıkulu’nun bayram sonrasında ortaya attığı iddia.

Aslında CHP’den çok HDP’ye.. 

Hattaen çok da  PKK’ya yakışan Sezgin Tanrıkulu dedi ki, “Silahlı insansız hava araçları sivil yurttaşları vurdu, öldürdü. Bütün alçaklığınıza rağmen bunu teşhir etmeye devam edeceğim.”

Böyle bir iddia halinde benim ilk tepkim, şu olur:

“Devletin, sivil insanları öldürme diye bir politikası var mı?”

“Var” diyene, “Milyonlarca sivil insandan niye bir kişi? Niye bir olay?” diye sorarım..

Devam ederim..

“Devlet sivil insanları öldürme niyetinde ise.. O bölgeye, milyarlık hizmetleri niye yapıyor? Yolu niye yapıyor? Havaalanını niye yapıyor? İşçiler öldürüldüğü halde, işadamlarını teşvik edip, fabrikaları niye açıyor?”

Daha devam edeceğim ama..

“Bu kadarcığı yeter” dediğinizi duyar gibiyim..

Tam bu noktada..

Devletin “sivil insanları öldürme” diye bir politikası olmadığını kabul etsek de..

Bundan hiç şüphe duymasak da..

Denilse ki:

“Tekil olaylar da olsa .. Bazı yanlışlıkların olması halinde.. Bunun üzerine gitmeyecek miyiz? Gitmeyecek misiniz?”

Peşinen söyleyeyim..

Devletin sivil insanları kasten öldürmesi ile..

Yanlışlıkla öldürmesi arasında dağlar kadar fark vardır..

Ve Sezgin Tanrıkulu’nun çıkışı, devletin sivil insanları yanlışlıkla öldürdüğü şeklinde değil..

Kasten öldürdüğü şeklinde bir amacı taşımaktadır!

Nereden çıkarıyorum bunu?

Şu cümleden: “Bütün alçaklığınıza rağmen bunu teşhir etmeye devam edeceğim.”

Altını çizerek belirteyim..

Daha olay hakkında kimsenin bir bilgisi yok iken.

Konu tartışmaya başlanmamış iken.. Ölen kişinin terörist mi sivil mi olduğuna ilişkin henüz resmi görevlilerden çok net bir açıklama gelmemiş iken..

Sezgin Tanrıkulu’na yönelik, henüz tepkiler başlamamış iken..

Sezgin Tanrıkulu, durup dururken, “Bütün alçaklığınıza rağmen” derken, acaba neyi kastediyor olabilir?

Buyursun kendisi açıklasın..

Ben kendi açımdan söyleyeyim..

Sezgin Bey bu cümlesi ile, suçüstü olmuştur.

Yapmak istediğini deşifre etmiştir.

Sivil insanları değil; teröristleri SİHA’lardan korumak için bu iddiayı ortaya attığını, ikrar etmiştir..

•

Denilebilir ki, “Sezgin Bey’in niyeti ne olursa olsun.. Sonuçta orda bir sivil insanımız ölmüş ise.. Buna seyirci mi kalacaksınız?”

Tabii ki hayır..

Tabii ki yanlışlıkla da olsa, sivil bir insan ölmüş ise..

Onun yanlışlığını dile getirmeliyiz... 

Sorumlularının takip edilmesini istemeliyiz..

Peki, yanlışlık var gibi görünüyor mu?

Öncelikle şu tespiti yapalım..

Sezgin Tanrıkulu’nun teröristten yana olduğu çok açık..

Onun için, onun beyanlarından hareket etmemiz mümkün değil..

Peki hangi beyandan hareket edelim..

Bakanın, askeri yetkililerin beyanlarından mı?

Tabii ki resmi görevlilerin beyanlarını not alacağız.

Ama esas, ölenin yakınlarının beyanlarını okuyacağız..

Okuyalım, o zaman..

Olayda ölen Mehmet Temel’in abisi Tahir Temel konuşuyor:

“Kardeşim Mehmet, Bayram arifesinde annemi almak üzere köye gitmiş. Annemin işlerinin uzaması üzerine üç akrabamız ile köyün 200 metre uzağındaki piknik alanına giderek mangal yapmışlar.”

Devamında da ağabey..

SİHA’nın atışının, bu piknik sırasında olduğunu belirtiyor..

Bakıyorum, ölen Mehmet Temel ile birlikte, arefe günü pikniğe gidip, mangal yapanlara..

Birinin adı İbrahim Sak. Diğerinin İsmail Aydın. Üçüncüsünün de Musa Tarhan..

Hani..

Doğu ve Güneydoğu illerimizde, birçok köyde, nüfusun hemen tamamının aynı soyadını taşıdığını biliriz de..

Amcasının soyadı Doğan. Halasının soyadı Doğan.. Teyzesinin soyadı Doğan.. Eşinin kızlık soyadı Doğan..

Niye?

Herkes birbiri ile akraba da onun için..

Ama ne hikmetse.

Burda piknik yapan ve akraba olduğu belirtilen dört kişiden dördünün de soyadı farklı..

Ben bu işi..

Hendek kazıldığı günlerdeki tecrübemden bilirim.

“Sivil insanlar, evlerinde öldürüldüler” dediklerinde..

Kimlikler açıklanmıştı..

10 kişinin hepsinin soyadları farklı..

İyi de bunlar, nasıl aynı aileden oluyorlar?

Adamlar evleri örgüt yuvası haline getirmişler.

Bize de yutturmaya kalkıyorlardı: “Kendi halinde evinde oturan insanlara polis baskın yaptı..”

Şimdi de aynı hikaye..

“Dört akraba” diyorlar. Dördünün de soyadı farklı..

Üstelik, anne yola çıkmaya hazırlanırken..

Biraz geciktiği için.. Ansızın pikniğe çıkanlar.. Bir de orada mangal yapıyorlar..

Herhalde 24 saat.. Mangala hazır durumdalar..

Neyse uzatmayalım..

Bunlar benim şüphelerim..

Tabii ki olaydan mağdur olduklarını söyleyenler..

Mantıklı bir açıklama yaparlarsa..

“Yanlış”ı gördüğümüzde..

Takipçisi oluruz.. 

Ama yanlış yok ise..

Kimse bizden, teröristleri takipte önemli bir güç haline gelen SİHA’ların devre dışı bırakılması için sözcü olmamızı beklemesin..

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle