--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Altındaki iki subaydan biri FETÖ’cü çıkan orgeneral, Sözcü’ye kefil olmuş!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Genelkurmay Başkanlığı yapmış bir orgenerali sürmanşette konuşturmuşlar..

Demiş ki, TSK’da en yüksek rütbeye ulaşmış bu generalimiz, “PKK’yı tanık, orduyu sanık yapmakla; FETÖ’cüleri tanık, Sözcü’yü sanık yapmak aynı!”

Kim bu orgeneral?

Kendisinden sonra general olan her iki subaydan birisinin FETÖ’cü çıktığı artık aşikar olan İlker Başbuğ!

Şimdi bu generalimize sormamız gerekmez mi: 

“Affedersiniz generalim, siz, altınızdaki subayları tanıyamamışsınız.. Her iki tanesinden biri, FETÖ’cü çıkmış.. Tanıyamamışsınız ki, adamları yaver yapmışsınız. 24 saatinizi bunlara izlettirmişsiniz. İsrail’e gittiğinizde ağlama duvarında resminizi çekmişler, ruhunuz duymamış.. Yakınlarınızı korumak için görevlendirdiğiniz adamlarınız, oğlunuzu takip etmişler, en mahrem ilişkilerini bulmuşlar.. Sizin haberiniz olmamış.. Şimdi kalkmışsınız, ‘Ben adamı tanırım. Ben insanları iyi tanırım. Gözüne baktım mı, kim FETÖ’cü kim değil, şıppadanak anlarım’ modunda açıklamalar yapıp.. ‘Sözcü, FETÖ’cü olamaz’ diyorsunuz.. İyi de o zaman, siz altınızdaki subayların, FETÖ’cülüklerini anladığınız halde mi, rütbelendirdiniz?”

Gerçekten içinden çıkılmaz bir durum var..

Türkiye’de en ciddi, en disiplinli, en Atatürkçü kurum olarak gösterilen TSK’nın (asgari rakam olarak söylüyorum), % 50’si FETÖ’cü çıkıyor.. Bunu anlayamayacak kadar öngörüsüz, örgütün neler yapabileceğinden habersiz olan bir kişi, şimdi ona buna referans olmaya kalkışıyor..

Kusura bakmayın, Sözcü yönetimindeki arkadaşlar.

Sizin referansınız İlker Başbuğ ise..

Bu; sizin FETÖ’cü olmadığınızı değil.

En azından % 50 ihtimalle.. Başka hiçbir delil olmasa bile.. FETÖ’cü olduğunuzu  gösterir..

•

Sözcü’nün şahitleri arasında, Çetin Doğan, Hurşit Tolon ve Metin Alan da var..

Bunlar da yine..

Altlarındaki rütbelileri tanıyamamış olmalılar ki..

Kendilerinden sonra gelenler, 15 Temmuz darbesini yapmaya kalkıştılar..

Bu üç komutan da, bulundukları makamlarda birlikte çalıştıkları subayları tanıyamamış olmalılar ki, FETÖ’cülerin TSK içinde hemen her birimi ele geçirmesinden haberdar olamamışlar..

Şimdi ise..

Sözcü’ye kefil oluyorlar..

Sizin kefaletinizi, TSK’da yaptığınız işlere bakarak yorumlayacak olursak..

Kusura bakmayın ama..

Kefil olduğunuz gazetenin hali harap demektir..

Değil mi, komutanlar?

•

Sözcü’de yazan Yekta Güngör Özden de, gazetesine kefil olmuş..

Kendisi Anayasa Mahkemesi Başkanlığı yapmış, katı bir başörtü karşıtıdır..

Ama en önemlisi..

Gazetemiz yazarı Nurettin Veren’in defalarca anlattığı üzere..

28 Şubat’ın fırtınalı günlerinde.. FETÖ’cü bir lisenin öğrencilerini makamında kabul edip..

Ardından da Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’nın da, o öğrencileri kabul etmesi için aracı olan bir kişidir..

O da FETÖ’cüleri teşhiste, hayli sabıkalı, sizin anlayacağınız.

Dolayısı ile, Yekta Güngör’ün şehadeti de, Sözcü’yü aklamaz, tam aksine, şaibeli yapar..

•

Gelelim, Sözcü’nün FETÖ’yle iş tuttuğu konusunda beni ikna eden delile..

Daha önce de bu konuya değinmiştim.

Sözcü’nün yetkilileri es geçtiler..

Şimdi iddianamenin mahkemeye verilmesi vesilesi ile, bir daha gündeme geldi. 

Ben de konuyu tekrar hatırlatmış olayım..

Öncekinde de ağızlarından kaçırmışlardı..

17 Aralık darbe girişiminden hemen önce.. Sözcü gazetesi, vergi incelemesinden geçiriliyor..

Rapor hazırlanıyor..

Raporun tarihi 15.11.2013

17 Aralık’tan bir ay önce..

Sonuçta 2010 yılı için 6.138.836 TL, 2011 yılı için 4.418.166 TL ek vergi ve ceza tahakkuku öngörülüyor..

Veee..

Sonrası bilinmiyor..

4 ay önce Sözcü yönetimine çağrıda bulunmuştum..

“O rapor ne oldu? Sonucu nedir” diye sormuştum..

Sorduğum ile kaldım..

Kesilen o cezalar ve vergilerin akibetini açıklamadılar..

Daha önemlisi, o ek vergi ve cezaların sebebini de açıklamadılar.

Öyle ya..

İki sebep olabilir..

Birincisi, FETÖ, bu arkadaşlara iftira etmiştir.. Dandik gerekçelerle vergi çıkartmış, ardından da ceza kesmiştir..

Bu ihtimalde, aslanlar gibi çıkıp, o iftira içerikli raporu gazetelerinde didik didik edip, en ince ayrıntılarına kadar sorgulamaları gerekirdi..

Necati Doğru yazarlarına işin doğrusunu anlattırmaları gerekirdi..

Aydın Doğan 5 katrilyonluk ek vergi ve cezaya muhatap olduğunda, işleri vergi mahkemesinde bire bir takip ettikten sonra Sözcü’ye transfer olan Nedim Türkmen’e, rapordaki yanlışları anlattırmaları gerekirdi.

Ege Cansen abilerine, “Bu ne vergisi ya?” yazıları yazdırmaları gerekirdi.. 

Rahmi Turan abileri, eline tokmağı alıp, rapordaki her tespiti eze eze, gerçekleri anlatması gerekirdi..

Ama yapmadılar. 

Yapamadılar..

Kenarından bile geçmediler..

O zaman ikinci ihtimal doğru..

Nedir o ihtimal?

İkinci ihtimal ise..

Çıkartılan ek vergi ve cezalar haklı idi..

Yanlış olan, bu haklı vergi ve cezanın, FETÖ’nün kendi amacı ile şantaj olarak kullanmak istemesi idi..

Onlar da baktılar..

Vergi ve cezayı ödeme yerine..

Şantaja teslim olup..

Tıpkı diğer işadamları gibi..

İstenilenleri yapmaya başladılar..

“Bize uymaz” dedikleri Sözcü’nün FETÖ’cülüğünün arka planında, işte bu gerçekler yatıyor..

Aksini mi iddia ediyorlar.

Hodri meydan..

Yayınlayın o raporu..

Görelim, neler olduğunu!

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle