• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

AK Parti’nin 25 yılı.. Yapılanlar, yapılamayanlar.

15 Ağustos 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

AK Parti’nin 25 yılı.. Yapılanlar, yapılamayanlar. 

ALİ KARAHASANOĞLU 

Kuruluşunun hemen sonraki yılı tek başına iktidara gelen Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti’nin 25 yılını değerlendirmek gerekirse..

AK Parti’nin yaptıklarını değerlendirirken, yapmadıklarını değil, hangi konularda engellendiğini değerlendirmemiz gerekir..

Seçmenine vaat ettiği halde, iktidarının ilk yıllarında engellendiği konuları, partinin kapatılması davasını göze alarak nasıl hayata geçirdiklerini hatırlatmamız gerekir.

Bugünlerde birileri, kuruluşunun hemen sonraki ilk seçimde iktidara gelmeyi düşünüyor ve bunun örneğinin de AK Parti olduğunu iddia ediyorlarsa..

Önce AK Parti’nin tabanının oluşumunda kaç yıllık hazırlığın/birikimin olduğunu görmeleri gerekir.


AK Parti’nin seçmene vaatlerini görmeleri gerekir.

AK Parti’nin seçmenine verdiği sözü gerçekleştirmek için darbecilerin hangi tehditlerine maruz kaldığını görmeleri gerekir..

Dün CHP’de.. Bugün yeni kurdukları farklı bir partide siyaset yapanlar, seçmene hangi vaadi yapıyorlar ki, AK Parti gibi kuruluşunun hemen sonrasındaki seçimde iktidara gelebileceklerini düşünüyorlar?

AK Parti’ye girmek için aracılarla girişimler yaparken, yüz bulamayınca tam ters istikametteki CHP’de kendine yer bulan, kirli ittifaklarla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi diye, Tayyip Erdoğan gibi kendisinin de Cumhurbaşkanı seçileceğini sanan adamlar, önce şu gerçeği görmeliler.. Erdoğan, 18’li yaşlardan itibaren siyasetteki varlığının temelini, kahve kahve dolaşarak, gece yarılarına kadar halkla iç içe olarak atmıştı. Erdoğan ile kendilerini kıyaslamaya kalkanlar, bırakınız gece yarılarına kadar halkla birebir teması, “Tatil bana yakışıyor” sözleri ile gündem olduklarını unutmamalıdırlar..


 Sadece Erdoğan’ın kendisinin halkla iç içe siyaseti değil, mensubu olduğu Milli Görüş çizgisinin 50 yıllık vaatlerini gerçekleştirme sözü ile AK Parti, kurulduğu yılın hemen sonraki seçimde iktidara geldi..

Temel hak ve özgürlükleri hayata geçirme, askeri vesayeti bitirme, siyasette baskıları ortadan kaldırma, Türkiye’nin dış dünyada sözünün dinlendiği bir dik duruş, kalkınma için zorunlu olan altyapı çalışmalarının tamamlanması, yıllarca sözü edilip milim mesafe alınamayan hızlı tren, yerli otomobil, savunma sanayiinde dışa bağımlılığın azaltılması yolunda, çok büyük adımlar atıldı..

Daha bir hafta önceki Mekke Anlaşması’nın önemini ne kadar anlatsak, azdır. 

Yıllarca siyasetçilerden duyduğumuz asgari ücretin vergiden muaf tutulması, bu iktidar döneminde gerçekleştirildi..


Dün 25. yıl sebebi ile düzenlenen etkinlikte konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, vazgeçilmez hizmetler için bütçeden ayrılan payları hatırlatırken, açıkladığı rakamlar, halkın sorunlarına nasıl parmak basıldığını da gösteriyordu..

Sağlık ve eğitim alanındaki hizmetlere ayrılan bütçe payları, bu iktidarın 86 milyonun hayatına nasıl dokunduğunun da delili idi.


Sağlık konusunda devletten yardım almayan bir tek kişimiz var mı?

Zengini fakiri.. Herkesin sağlık konusunda devletle birebir teması var..

Ve bu alanda AK Parti iktidarında bütçedeki pay, eski yıllarla kıyaslanmayacak oranda artmış.

Düşünün, muhalefet, “Sağlıkta şu yanlış” diyemiyor da, “Şehir hastanelerine gerek yok” diye siyaset yapıyor!

Buna siyaset denirse..

Yine eğitim konusu, 86 milyonun tamamını kapsayan devletin vazgeçilmez hizmetlerinden birisi..

86 milyonun tamamına dokunuşun ikinci önemli alanı olan eğitimde, öğretmen sayısı, derslik sayısı, üniversite sayısı, her biri ile eski yıllarla kıyaslanmayacak rakamlara ulaşıldı...

Biz solcu kemalistler gibi çakallık yapmıyoruz, yapamayız.

Nüfus artışı ile orantılı bir iyileşmeden bahsetmiyorum..

Nüfus 2002 yılına göre % 35 artarken, öğretmen sayısından başlayın, derslik sayısına kadar, okul sayısına kadar eğitim başlığı altında ne veri varsa, hepsi nüfus artışının üç katı, beş katı yüksek rakamlara ulaşıldı..

Yapamadıkları var mı?

Evet var.


Ama yapamadıklarını söylemeden önce, başörtüsü yasağını kaldırmaya çalışırken, AK Parti hakkında kapatma davası açıldığını hatırlatalım..

Ülkeye hiçbir ekonomik maliyeti olmayacak, tam aksine sağlanacak özgürlük ortamı sebebi ile doğacak huzur sayesinde artı değer oluşturacak başörtüsü yasağının kaldırılmasında bile kapatma davasına muhatap olan AK Parti’nin, vaat edip de yapmadıklarını değil, yapamadıklarını not etmemiz lazım. 

Yaptırılmayanları not etmemiz lazım..

Faiz yükünün, dar gelirli insanların sırtından kaldırılması konusundaki Tayyip Erdoğan’ın vaadinin gerçekleştirilememiş olması, “seçmene verilen sözün yapılmaması” olarak değil, “yaptırılmaması” olarak değerlendirilmesi gereken bir konu olduğunu belirtmemiz gerekir.

“İktidar değiller mi. Kim yaptırmıyor” diye absürt bir klasik soruya muhatap olacağımı biliyorum.

Ama bu sorunun hiçbir ciddiyeti olmadığını tüm samimiyetimle ifade etmem gerekir..

Başörtüsü yasağını kaldırması için, AK Parti 10 yıl boyunca nasıl tehdit altında tutuldu ve kıyafetteki serbestlik sağlanmak istendiğinde parti tümü ile siyaset sahnesinden silinmek istenmiş ise..

Aynı tehditler, aynı siyaset sahnesinden silinme operasyonlarının, seçmene yapılan diğer vaatlerde de hayata geçirilmiştir..

Geçirilmeye de devam edilmek istenmektedir..

Yıllarca “Başörtüsü serbesttir” denilemediği gibi, bu vaat ancak iktidarın 10. yılında nasıl başarıldıysa.. 

Faiz konusunda da, “Faiz sıfırlanmıştır. Dar gelirlinin sırtından kaldırılmıştır” uygulamasına geçilmesi de, yıllarca engellendi..

İnşallah, bu vaat de tıpkı başörtüsü yasağının yıllar sonra kaldırılmasındaki gibi, hayata geçirilecektir..

Bu konuda kimse, AK Parti’nin, özellikle de Tayyip Erdoğan’ın samimiyetini sorgulama konumunda değildir.


Faizin bir mikrop olduğunu Türkiye halkına açıklayan Erbakan hoca ile yıllarca siyaset yapmış ve onun yolundan gittiğini iddia eden Saadet Partili isimler bile, “Bir de realite var” diyerek.. Sırtlarında yumurta küfesi de olmadığı halde faizin yükseltilmesi çağrısı yaparlarken..

Tayyip Erdoğan’ın bir parmak hareketi ile bu konudaki vaadini gerçekleştirmesini kimse isteyemez..

Ama bu yolda en önemli girişim yapıldı.

Tıpkı 2007’de başörtüsü yasağı kaldırılmak istendiğinde büyük bir baskı ile karşılaşılması, ama sonraki 5 yılda o özgürlüğün hayata geçirilmesindeki gibi.

Faiz konusundaki 2021’deki girişimde AK Parti başarılı olamasa da, şimdi tam 5 yıl sonrasında, inşallah gerekli adımlar yine tekrarlanacak ve bu konudaki Erbakan hocamızın vaatleri hayata geçirilecektir.     

AK Parti dışındaki siyasi partiler.. Özellikle Milli Görüş’ten doğan muhalefetteki iki parti, Tayyip Erdoğan’ın arkasında ne kadar dururlarsa, bu halkın mazlum insanlarının sorunları da o kadar erken giderilmiş olacaktır..

Kemalistler yine engellemeye çalışacaklar, “yaptırmamak” için ellerinden geleni yapacaklardır..

Ama, yanlarına Milli Görüş yavrusu partileri alamadıkları an, “yaptırmama”da eski güçlerinin kalmadığını, kendileri de görecektir..

Şunu da belirteyim..

Türkiye’nin ekonomik verilerini değerlendirirken.

Faizi sıfırlayamamasını, enflasyonu dizginleyememesini not ederken..

FETÖ ve PKK gibi iki terör örgütünün tasfiyesinin yaşattığı maliyeti de dikkate alalım..

Devleti felç etmeye kalkışan bu iki örgüt ortadan kaldırılırken, tabii ki bir maliyet çıkacaktı.. 

Enflasyon rakamlarını gözümüzün içine sokmaya çalışanların, bu maliyeti dikkate alarak, daha insaflı yorumlar yapmaları gerekir. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Öğretmen

Bence en büyük başarı FETO, en büyük hatası 12 yıllık zorunlu eğitim ve 230 üniversite. Herkes üniversiteli olursa tarım ve hayvancılığı, ara işleri kim yapacak. Okul için köyler boşaldı, ahlaksızlık tavan yaptı.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23