--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ahmet Şık ve Tuncay Özkan, FETÖ’nün neresinde?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Tuncay Özkan, 10 yıldır sakladığı flash belleği, bayram değil seyran değil, ne diye ortaya çıkardı bilmiyoruz ama..

O flash bellek içinde sadece fetö’cülerin isim listesi mi var, yoksa ayrıca fetö’cülerin fişlediği subayların karanlık ilişkileri de mi var bilmiyoruz ama..

Her subayın bir abiye bağlı olduğu ve fetö’cü subayların dahi birbirlerini tanımadıkları, abilerin de birbirlerini tanımadıkları iddia edilen çok çok derin bu yapının, 15 bin fetö’cüyü bir flash belleğe niye doldurduğunu anlamak pek mümkün olmasa da..

Tuncay Özkan lutfettiği takdirde, başka üstü örtülmüş birçok konuyu rahatlıkla aydınlığa kavuşturabiliriz..

Ne gibi mesela?

Mesela Kanaltürk’ü yayın hayatına bile geçirmeden, Türkiye’nin çok meşhur holdinglerini nasıl arkasına aldı?

Koç Holding’den milyonlarca liralık reklam anlaşmasını nasıl yaptı?

Reklam anlaşması bir yana, reklam bedellerini, daha kanal ortada yokken peşin peşin nasıl alabildi?

Sadece Koç Holding değil.. CHP’den, çekilmemiş Atatürk belgeseli için 3 milyon lirayı nakit olarak nasıl aldı? O paranın karşılığında Atatürk belgeselini çekip, CHP’ye gecikmeli de olsa gerçekten verdi mi?

Tuncay Özkan’a sorulacak sorular çok.

O günlerin fırtınaları arasında gümbürtüye getirmişti.

Kanaltürk’ü o tarihlerde de Gülen ile irtibatı bilinen Koza grubuna nasıl satabildi?

Düşünün.. Bir tv kanalı, sabah akşam Gülen grubuna hakaretler ediyor. Sonra kanalı Gülen’e yakın bir holdinge satıyor..

Nasıl bir ilişki bu?

Sorduğumuz soru, bugüne kadar hiç sorulmamış değil..

Satıldığı gün dahi sorulmuş ama mantıklı cevabı alınamamış.

Ne demiş o tarihte Tuncay Özkan?

Şunu demiş:

“Kanalımızı sattık. Niye sattık? Çünkü zorda kaldık. Haa, alanlara da teşekkür ediyorum.. Koza grubuna da teşekkür ediyorum. Koza grubu eğer satın almasaydı, yarın bu malların tamamı haraç-mezat satılacaktı. Alanın ne önemi var.” 

Gördüğünüz gibi.. Kanalı sadece satmamış.. Bir de alan FETÖ’cü şirkete teşekkür etmiş..

Teşekkürden sonra da şunları söylemiş:

“Kanalı 25 milyon dolara sattık. Sadece 10 milyon doları vergi ve ssk borcudur.”

İşe bakın..

Koç Holding’in -hangi akla hizmet ettilerse- çok başarılı olacağına inandığı ve bunun için de yayına başlamadan milyonlarca liralık reklam verdiği Kanaltürk, çok kısa bir sürede 10 milyon dolarlık vergi ve ssk borcu yapıyor..

Yani bir anlamda, devlete tek kuruş ödemeden ve işçilerinin sgk primlerini hiç yatırmadan, AK Parti iktidarı döneminde yıllarca yayın yapıyor

Nasıl bir iş bu?

Kim izah edebilir bunu?

¥

Kanalın FETÖ’cü şirkete satışı ile, sorular daha da anlamlı hale geliyor?

Ne imiş?

Kanalı Akın İpek’e satmasa imiş, haraçmezat açık artırma ile satılacakmış. 

Niye?

Çünkü devlete borçlu imiş..

İyi de Tuncay efendi, o borcu niye yaptın sen?

Devletin vergisini ödemeden, ülkeye nizamat vermeye, niye kalktın sen?

Ve tam bu noktada, kanalın düşman gibi göründüğü FETÖ’cü şirkete satılmasını da hatırlarsak, soralım Tuncay’a: “Fetö’nün neresindesin sen?”

¥

Ahmet Şık da hayli ilginç FETÖ macerasına sahip..

2008 yılında, fetö’nün kurdurduğu Taraf gazetesine özel jüri ödülü veren heyetin içindeki isimlerden birisi de Ahmet Şık.

Yine FETÖ’nün kontrolünde olduğu artık ayan beyan ortada olan Nokta dergisinde, fetö kaynaklı haberlere imza atıp, ardından da kaynağın önemli olmadığını söyleyebilen bir isim..

Evet, 2010’dan sonra fetö ile ciddi bir kavgaya tutuştuğu görülüyor..

Ama öncesindeki ilişkisini de hiçbir dönemde izah etmiyor..

¥

Ak Parti’yi ve Tayyip Erdoğan’ı eleştirenler.. “Aldatıldık” samimi itirafını bile istismara kalkışanlar, kendi hayatlarındaki fetö ilişkileri için tek kelime ile “Aldatıldık”  bile diyemiyorlarsa..

Bizim de sormak hakkımız: “Yoksa siz aldatılmadınız mı? Kanaltürk’ü satarken Koza’nın fetö ilişkisini yakînen biliyor muydunuz? Size bir görev verilmiş, onu tamamlayıp, devir teslim mi yapmıştınız?”

Sormak hakkımız: “Nokta’da çalışırken, Genelkurmay bilgisayarından çalınan taslak belgenin ABD’ye gidip oradan Nokta dergisine gelmesinin, Ahmet Şık için hiç mi önemi yoktur?”

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle