--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Adalet’iniz de, Divan’ınız da batsın!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
61

 

Muhalefet partilerinden bol bol dinliyorsunuz.

CHP Genel Başkanı başlıyor.

Ardından Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu devam ediyor..

“Adamlarda hukuk var” diyorlar..

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Benim de diyeceklerim var” sözleri ile koşuyor:

“Hukuk olmayan yere, yatırım gelmez” sözleri ile desteğini veriyor..

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Bensiz olur mu?” diye atlıyor, “Hukuk güvenliği kalmadı.. Yargıya kimse güven duymuyor” diyor..

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bir gün Hukuk Güvenliği endeksi, bir gün “adalet sıralaması”, bir gün “yargıya güven” diyerek, Türkiye’nin itibarının yerlerde süründüğünü, batının ise hukuk güvenliğinde zirve yaptığını öne sürüyor..

Öyle ki..

Faili meçhul açıklamalara itibar eden çakma ilahiyatçılarımızın bazıları dahi, “Batı’da yapılan bilmem ne araştırmasında, İslam’ın emirlerine uyan ülkeler sıralamasında Türkiye sonlarda. Ama Batılı şu ülkeler ilk sıralarda” diyerek, kafa karıştıran açıklamalar ile, “Dikkat çekmek için, cami duvarına işemek gerekir. Biz de öyle yapıyoruz” diyorlar..

Dün açıklandı.

Avrupa Birliği’nin (AB) en üst düzey yargı organı olan Avrupa Adalet Divanı kararı vermiş..

Adında Adalet var..

Ama adaletin a’sından haberleri yok..

Divan diyorlar ama..

Soytarılıktan başka bir fonksiyonları yok..

Neymiş kararları?

Birlikte okuyalım..

Önce davanın seyrini aktaralım.

Olay Belçika’da geçiyor..

2018 yılında yaşanmış.

Avrupa Adalet Divanı’na gidilmiş, o da 2022’de kararını veriyor.

Sadece bu şekli ile bile, yani 4 sene sonra karar verilmesi bile..

Başlı başına sorun..

Öyle ya..

Türkiye’de bir yılda, iki yılda, üç yılda karar verildiğinde, kıyametleri kopartan Babacanlar, Karamollaoğlu’lar ve diğerleri..

Avrupa Adalet Divanı’nın, bir işçinin sorunu ile ilgili olarak, 4 yılda ancak karar verebilmesini, acaba adaletin neresine oturtuyorlar..

Geçelim..

Hristiyanın her şeyi makbul..

Türkiye’nin ise, her şeyi kötü..

Eziklik kompleksine kapıldı iseniz..

Böyledir..

Devam ediyorum, skandal kararın öncesinde yaşanılanlara..

L. F adlı Müslüman kadın,  Belçika’daki sosyal konutları yöneten bir şirkete staj başvurusunda bulunmuş. Şirket, görüşme sırasında, staj sırasında başörtüsünü çıkarmayacağını söyleyen kadının başvurusunu reddetmiş.

28 Şubat’ta Türkiye’de hem kamu kurumlarında, hem de özel işyerlerinin birçoğunda yaşandığı gibi..

Hani birileri diyor ya, “Hangi asırdayız canım. Bu asırda, artık başörtü yasağı nerede olabilir ki, Türkiye’de de olsun!”

Alın size somut örnek..

Belçika’da, hem de özel işyerinde..

“Başörtü yassak kardeşim. Yasssak” denilmiş.

L.F isimli Müslüman hanım, şunu da yapmış..

“Ben farklı türden bir başörtüsü takabilirim. Önemli olan, saçımın Allah’ın emri gereği örtülü olması” demiş.

PKK’lı teröristlere bile, Türkiye’deki bir işadamını katleden DHKP/C‘li teröristlere bile insan katleden canilere bile hoşgörülü Belçika’daki özel şirket, ona da “olmaz. Olamaz. Asla ve kata” demiş..

“Ofislerde kep, şapka veya başörtüsü takmaya izin verilmediğini” belirterek, bu teklifi de geri çevirmiş.

Müslüman hanım çaresiz..

İş mahkemesine başvurarak, şirketin “Genel Ayrımcılıkla Mücadele Yasası”nı ihlal ettiğini hatırlatmış..

“Adamlar bak ne kanunlar çıkartmışlar” diyecek, bizim ezikler..

Evet çıkartmışlar.

Ayrımcılığı yasaklamışlar..

Mücadele için kanun çıkartmışlar..

Ama acaba kimler için..

Şimdi anlayacağız..

Müslüman stajyer hanımın, “Dini inançlara dayalı doğrudan veya dolaylı ayrımcılık sonucu staja kabul edilmediği, kararın iptal edilmesi gerektiği” talebi, Belçika’daki İş Mahkemesi tarafından “Ben bunu çözemiyorum. Daha doğrusu, ben çözersem.. Başka davalar ile yeniden bu konu gündeme gelebilir. Bu işi kökten çözelim. Adalet Divanı karar versin” demiş..

Dosyayı Avrupa Adalet Divanı’na intikal ettirmiş.

“Dini çağrışım içeren işaret ya da giysi yasağının din temelinde doğrudan ayrımcılık içerip içermediğini” sormuş..

Hani diyesim var ki, “Hakim olmuşsunuz ama.. Boş teneke olmaktan kurtulamamışsın. Temel hak ve özgürlüklerin sözkonusu olduğu bir mevzuda, böyle bir soru, insanlığa karşı cinayet.. Ha eline silah alıp, insan katletmişsin, ha da kanunları böyle lastik gibi çekip, tam tersi uygulamalara zemin hazırlayacak şekilde uzatıp, kısaltmışsın!”

Her neyse..

Biz gelişmeleri vermeye devam edelim..

Avrupa Adalet Divanı ne karar vermiş?

“Bir şirketin, ayrım gözetmeksizin tüm çalışanlarının görünür şekilde dini, ideolojik veya manevi işaretler takmasını yasaklaması durumunda, doğrudan bir ayrımcılık söz konusu olmadığına” demiş ve kalemi kırmış.

Yaa..

Gördünüz mü, Davutoğlu. Gördünüz mü, Kılıçdaroğlu. Babacan kardeş, Akşener abla..

Bakın ne diyor, Avrupa Adalet Divanı..

Hukuk mu?

Adalet mi?

Buyrun, hepsi birarada..

Yatırım gelmez ha!

Türkiye’de hukuk yok ki, yatırım da gelsin ha!

Avrupa Birliği’ne girmek için çırpınıyoruz ha..

Alın işte..

Hukuk dediğiniz Avrupa’da Adalet Divanı’nın kararı bu..

Sorsak bunlara..

Boynuna haç takan aynı yasağa tabi olur mu?

Vereceği cevabı şimdiden söyleyeyim..

“Dosya önümüze gelsin, bir bakalım..”’

Dosya önlerine gidince ne karar vereceklerini de söyleyeyim..

“Haç kolyesi görünür değil.. Başörtü ise görünür şekilde..”

Güler misiniz, ağlar mısınız..

Ama bu bize ders olsun. AK Parti sayesinde temel hak ve özgürlüklerine kavuşan dindar insanlar, rahatlık içinde, “artık başörtü hiçbir yerde yasak olmaz” diyorlardı ya..

İşte yasağın ayak sesleri duyulmaya başlandı..

İşyerlerinden başladı..

Özel işyerleri için bile böyle karar verildikten sonra..

Kamu kurumları ne ki?

Her şeye rağmen, biz “Allah korusun” diyelim.

“Allah fırsat vermesin” diyelim.

Bizim mahallenin muhafazakarlarına da, “Allah akıl fikir ihsan etsin” diyelim..

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle