• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Türkiye ile Yunanistan arasında NOTAM krizi! 'Bu tatbikat gerçek bir savaşa dönüşebilir!'

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Türkiye ile Yunanistan arasında NOTAM krizi! 'Bu tatbikat gerçek bir savaşa dönüşebilir!'

Ege Denizi’nde Türkiye ile Yunanistan’ın çakışan askeri tatbikat alanları nedeniyle yeni bir NOTAM krizi yaşandı. Ankara, Atina’nın yayımladığı NOTAM’ı geçersiz ilan ederken, bölgedeki gerilim yeniden gündeme geldi.

Ege Denizi’nde Türkiye ile Yunanistan’ın çakışan askeri tatbikat alanları nedeniyle yeni bir NOTAM krizi yaşandı. Ankara, Atina’nın yayımladığı NOTAM’ı geçersiz ilan ederken, bölgedeki gerilim yeniden gündeme geldi.

Ege Denizi'nde Türkiye ile Yunanistan arasında çakışan askeri tatbikat alanları nedeniyle yeni bir NOTAM krizi patlak verirken, Ankara Atina'nın hamlesini geçersiz ilan etti. Bölgedeki restleşmenin sıcak çatışma riskini tırmandırdığını belirten Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, Türk ve Yunan filolarının burun buruna geleceğine dikkat çekerek, "Aynı lokasyonda ve aynı tarihlerdeki bu inatlaşma sıcak bir çatışmaya, dönüşebilir" uyarısında bulundu.

Milli Savunma Bakanlığı, Türk kıta sahanlığında gerçekleştirilecek kablo ve boru döşeme faaliyetleri ile bilimsel araştırmaların önceden Türkiye ile koordine edilmesi gerektiğini açıkladı. Bakanlık ayrıca, 18 Mart 2020'de Birleşmiş Milletler'e deklare edilen alanlarda Türkiye'nin izni olmadan herhangi bir faaliyete müsaade edilmeyeceğini bildirdi. Bu açıklamaya Yunanistan Hükümet Sözcüsü'nün, izin alınmayacağını ve projenin devam edeceğini savunarak karşılık vermesiyle Ege'deki gerilim tırmandı. A Haber'de konuşan Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar ve Gazeteci Merve Şebnem Oruç konuya ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.


 

TÜRKİYE-YUNANİSTAN ARASINDA NOTAM KRİZİ

Gerilimin ardından Türkiye'nin 25 Eylül-27 Ekim 2026 tarihleri arasında Orta Ege'deki 5 bölge için yayımladığı tatbikat duyurusuna Atina'dan da karşı NOTAM geldi. Yunanistan'ın 12-20 Ekim tarihlerini kapsayan bu bildiriminin ardından Ankara, söz konusu NOTAM'ı geçersiz ilan etti.

Yaşanan gelişmelerin hukuki boyutunu Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar değerlendirerek, Ege Denizi'ndeki deniz yetki alanları konusunda Türkiye açısından temel bir sorun bulunmadığını, asıl problemin Yunanistan'ın hukuk dışı dayatmalarından kaynaklandığını belirtti. Olçar, "Her iki ülkenin de altışar millik kara suları, arada kalan boşluklar ve adalar bulunuyor. 25. meridyen dedikleri hat aslında ortay hattır. Türkiye bu hatta ortay hat ve hakkaniyet prensibi üzerinden haklarını savunuyor, bunun adı da Mavi Vatan doktrinidir." dedi.


 

"ADALARIN KITA SAHANLIĞI OLMAZ"

Olçar, Adalar Denizi'nin özel bir deniz olduğunu belirterek bu bölgede adalarla ilgili iki temel kısıtlama bulunduğunu savundu. Olçar, "Birincisi adaların kıta sahanlığı olamaz, ikincisi ise silahsızlandırma yükümlülüğüdür. Yunanistan şu anda bu iki kuralı da çiğniyor. Biz ortay hattın açık deniz alanlarının her iki ülke tarafından kullanılabileceğini belirtirken Yunanistan adalarının kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesi olduğunu iddia ederek tatbikatlarımızın kendi egemenlik alanını ihlal ettiğini öne sürüyor; biz de bunu kesin bir dille reddediyoruz." ifadelerini kullandı.


 

"TATBİKAT SICAK ÇATIŞMAYA DÖNÜŞEBİLİR"

Bölgedeki yabancı ittifaklar ile Türk ve Yunan filolarının sahadaki temas riskine dikkat çeken Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, "Yunanistan Girit civarında bilgisayar destekli Alexandros Tatbikatı'nı yaparak hem Trakya'daki birliklerini hem de Doğu Akdeniz ve Ege Adaları Birleşik Komutanlığı'na bağlı deniz unsurlarını alarma geçirdi. Ayrıca Medusa Tatbikatı'nı Mısır ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile icra etti; Fransa ve İtalya birlik gönderirken Birleşik Arap Emirlikleri de gözlemci olarak katıldı. Türkiye'nin kullanımına açık uluslararası sularda toplam üç tatbikat tamamladılar. Türkiye ise Adalar Denizi, Akdeniz ve Karadeniz olmak üzere üç lokasyonda Deniz Kurdu Tatbikatı'nı icra etti. İlk NOTAM'ı veren biziz, tatbikat alanlarımız belli ve uluslararası örgütlere bildirildi. Bu tatbikatta ısrar edilirse bugünlerde Türk Deniz Kuvvetleri ile Yunan filosu karşı karşıya gelecektir. Tatbikatlarımızın bir kısmı atışlıdır ve yeni tip gemilerden atılan füze sistemleri denenecektir. Yunanistan'ın tatbikatlarının hedefi ada işgali, ada fethi ve amfibi indirme harekatıdır. Trakya'daki birliklerinin adını da Ani Müdahale Kuvveti'ne dönüştürerek yüksek hazırlık seviyesine geçirdiler ve donanmalarıyla müşterek harekat icra ediyorlar. Bizim planladığımız faaliyetler ise torpido, yeni radar, füze rampası veya kiti denemeleri gibi lokal çalışmalardır. NOTAM ilan edilen sahada hiçbir sivil veya askeri gemi bulunamaz, aksi takdirde kazalarda sorumluluk söz konusu olur. Aynı tarihte ve aynı lokasyondaki bu çifte tatbikat inatlaşması İsrail ya da Amerika'nın kışkırtmasıyla sıcak bir çatışmaya dönüşebilir. Yunanistan'ın talepleri vahimdir ve Türkiye'nin buradan geri adım atması asla mümkün değildir." ifadelerini kullandı.


 

"YUNANİSTAN'IN SAKİNLİK POLİTİKASI ZAMAN KAZANMA TUZAĞIYDI"

Yunanistan Dışişleri Bakanı Yerapetritis'in Türkiye ile yürütülen sakinlik politikası sayesinde ülkesinin savunmasını güçlendirmek için zaman kazandığını ifade eden Gazeteci Merve Şebnem Oruç, dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Mavi Vatan gibi temel tezlerden taviz verilmeyeceğini bildikleri yönündeki itiraf niteliğindeki açıklamaları yorumlayan Oruç, "Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın sakinlik politikasını savunmayı güçlendirmek için bir 'zaman kazanma' aracı olarak açıklaması son derece provokatif, barışçıl niyetten uzak ve kötücül bir stratejiyi gözler önüne seriyor. Ancak bilinmelidir ki Türkiye'nin Ege, Batı Trakya ve Kıbrıs'taki gerilimi diyalogla çözme gayreti Mavi Vatan'dan veya adaların silahsızlandırılması yönündeki hukuki tez ve taleplerinden taviz vereceği anlamına gelmez. 'Bir gecede vazgeçmesini beklemiyorduk' sözlerine karşılık Türkiye bu haklı duruşundan hiçbir zaman vazgeçmeyecektir. Yunanistan iç siyasetinde iktidarlar, hatta sol partiler dahi kendi besledikleri milliyetçi hassasiyetleri kaşıyarak oylarını yüzde yirmilerden otuz beşlere çıkarmak için bu gerilimleri kullanıyor. Medya hemen devreye sokularak halkta bir teyakkuz havası yaratılıyor." şeklinde konuştu.


 

"İSRAİL YUNANİSTAN'I TÜRKİYE'YE KARŞI KALKAN YAPIYOR"

Atina yönetiminin İsrail ile geliştirdiği askeri temasların ve savunma harcamalarının perde arkasını değerlendiren Gazeteci Merve Şebnem Oruç, "İsrail, özellikle Suriye'deki değişimlerin ardından Türkiye'yi net bir tehdit olarak görmekte ve Yunanistan'ı Türkiye'ye karşı kışkırtmaktadır. Yunan kamuoyunda komutası ve kontrol düğmesi kendisinde olmayan, ortak üretimi bulunmayan askeri sistemlerin satın alınmasına yönelik ciddi tepkiler vardı. Hükümet bu tepkileri bastırmak için topluma hayali bir 'Türkiye işgali' korkusu pompalayarak İsrail ile yapılan anlaşmaları meşrulaştırmaya çalıştı. İsrail bu sayede bölgesel barış adımlarını baltalarken kötü uluslararası imajını perdelemek için Yunanistan'ı kendisine bir kalkan haline getiriyor. Aynı zamanda Türk savunma sanayisine rakip olabilmek için Brüksel'e Türkiye'yi tehdit gibi gösterip AB pazarındaki payını artırmak istiyor. Aşil Kalkanı projesinde de benzer bir çarpıklık yaşanıyor; AB'nin SAFE fonu en az yüzde 15 ortak üretim şartıyla savunma tedariklerini finanse ederken, Yunanistan hiçbir ortak üretim ve AB şartı barındırmayan bu sistemi tercih ederek kendi bütçesine ağır bir yük bindiriyor. İsrail hiçbir şeyi karşılıksız vermez; hem kurduğu radar sistemleriyle tüm bölgenin hava sahasını kontrol edip röntgenini çekecek bir koz elde ediyor hem de bunun faturasını son kuruşuna kadar Yunanistan'a ödetiyor." sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23