--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şimdi de fon krizi

Ali Akben
Ali Akben
0

Değerli okurlarım, mal bulmuş mağribiciler yine iş başında! Bunlar sadece deveyi hamuduyla götürmekle kalmıyor, yalan ve dolanla işkembelerinde biriktirdikleri gazı üstten ve alttan çıkararak etrafa kesif kokular yaymaya da var güçleriyle devam ediyorlar.

İz’an ve insaf sahibi vatandaşlarımız bu kokunun nereden geldiğini az çok bilse de “Çamur at, izi kalsın” anlayışıyla hareket edenlerin attığı çamur, maalesef bazı zihinlerde iz bırakıyor.

Çünkü yalanın en büyük mahareti, doğruyu ortadan kaldırmak değil, insanın zihnine bir şüphe tohumu ekmektir. Doğru, kendini ispat edinceye kadar yüz seksen takla atan yalan, birkaç cümleyle binlerce insanın hafızasına yerleşiveriyor. Sonra gelsin istifhamlar, gitsin şüpheler!

Bir bakmışsınız, gerçek henüz kapıdan içeri giremeden hüküm verilmiş, mahkeme kurulmuş, infaz gerçekleştirilmiş!

Şimdi de FON kriziyle yatıp kalkıyoruz.

İşin aslını faslını araştırmadan vurun abalıya! Suçlu kim, mağdur kim, iddia ne, delil nerede? Bunları araştırmaya ne hacet!

Sosyal medyada birileri düğmeye bassın, gerisi çorap söküğü gibi gelsin!

Oysa mesele, birkaç kişinin para kaybetmesinden yahut birilerinin kazanç sağlamasından ibaret değildir.

Mesele, hakikatin yerini dedikodunun, adaletin yerini önyargının, vicdanın yerini fırsatçılığın almasıdır.

İnsan denen şerefli varlığı aşağıların aşağısına düşüren tuzaklara karşı uyanık olmak, yalnızca ahlaki bir görev değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.

Bu sorumlulukta sınıfta kalanlara devletimiz gereken cevabı vermeli; sapla samanı birbirinden ayırarak gerçeği bütün açıklığıyla ortaya çıkarmalıdır. Suçu olan cezasını çekmeli, masum olanın da itibarı korunmalıdır.

Zira adalet, yalnızca suçluyu cezalandırmak değil, suçsuzu da iftiradan korumaktır.

Değerli okurlarım, Din muameledir anlayışı, bize ahlakın yalnızca ibadetlerden ibaret olmadığını hatırlatır. İnsanlığımız; ticaretimizde, komşuluğumuzda, sözümüzde, özümüzde ve para karşısındaki duruşumuzda belli olur.

Elimize, belimize, dilimize ve menfaat karşısındaki tavrımıza dikkat etmeden ahlaklı bir toplum inşa edebilir miyiz?

Elbette edemeyiz!

Para kazanmak bir ihtiyaçtır; ancak her kazanç meşru, her fırsat helal, her menfaat mübah değildir. İnsan, kazancını artırırken vicdanını eksiltiyorsa ortada ciddi bir ahlak problemi var demektir.

Diğer vecibeler bundan sonra gelir.

Dünyanın çivisinin çıktığı, insanlığın özellikle gönül coğrafyamızda ağır bir ahlaki ve vicdani buhran yaşadığı bir dönemde ülkemiz de FON krizi adı verilen bir tartışmanın gölgesinde kalmış durumda.

Bir tarafta fonzede, diğer tarafta fonzade; bir de bu hıyardan cacık yapmaya çalışan fırsatzadeler!

Kimi yaşananlardan siyasi rant devşirmenin, kimi insanların öfkesini kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmenin, kimi de yalan pazarını daha fazla harlamanın peşinde.

Sosyal medyaya yayılan kirli bilgiler, doğruluğu araştırılmadan paylaşılan iddialar ve insanların zihnine bırakılan koca bir istifham…

Sonra da üç maymunu oynayanlar!

Kendi çıkarları söz konusu olduğunda sesini yükselten, başkasının haksızlığa uğradığı yerde susan bu anlayış, toplumsal güveni kemiren bir virüs gibidir.

FETÖ artıkları, siyonist etki ajanları, yerli görünümlü beşinci kol faaliyetçileri ve paralı troller üzerinden yapılan tartışmalarda ise dikkatli olmak zorundayız.

İddialar ne kadar ağır olursa olsun, gerçekler delillerle ortaya konulmalıdır.

Çünkü hakikat, sloganla değil, delille ortaya çıkar.

Kim bu foncular?

İçlerinde her kesimden insanın bulunduğu bir tabloda, kimlerin hangi sorumluluğu taşıdığını ortaya çıkarmak devletimizin ilgili kurumlarına düşer.

Açgözlü bir canavar misali yedikçe doymayan, kazandıkça daha fazlasını isteyen ve başkasının emeğini kendi menfaatine dönüştürmeye çalışanlar varsa; ki varlar ve elbette hesap vermelidirler.

Ancak unutmayalım: Her iddia suç değildir, her şüphe delil değildir, her mağduriyet de peşinen suçluluk anlamına gelmez.

Devletimizin görevi, öfkeyle hareket etmek değil; hukuk içinde, kararlılıkla ve tarafsızlıkla gerçeği ortaya çıkarmaktır.

Adalet terazisi, kişinin kimliğine, siyasi görüşüne veya yakınlığına göre değil, delillere göre tartmalıdır.

Aksi hâlde bir haksızlığı giderelim derken başka haksızlıkların kapısını aralarız.

FON krizinden vazife çıkarmaya çalışanlara acizane tavsiyem şudur:

Mal bulmuş mağribicilikle yalnızca kendinizi rezil etmiyorsunuz.

Toplumumuzun asıl sermayesi para değildir. Güvenin olmadığı yerde ticaret de yara alır, kardeşlik de zedelenir, adalet duygusu da aşınır.

Yalanın kazanç kapısına, iftiranın propaganda aracına, insanların mağduriyetinin de siyasi fırsata dönüştürüldüğü bir ortamda kazanan millet olmaz.

Yüce Allah, Hucurât suresinin altıncı ayetinde, bir haber geldiğinde onun doğruluğunun araştırılmasını emrediyor. Aynı surede zanlardan sakındırıyor.

Peki, ayetleri okuyoruz da gereğini yapıyor muyuz?

Anlamak istemeyenlere söyleyecek söz bulmakta zorlanıyorum.

Allah müstehaklarını versin!

Bu haftalık da bu kadar.

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle