Ayasofya açıldı ya
Ayasofya açıldı ya
Ali Akben
Değerli okurlarım, Ayasofya’nın ibadete yeniden açılmasını önemsemenin ötesinde bir duruşun alametifarikası olmasından dolayı bir milat ve başlangıç olarak da kabul edenlerdenim.
Erdoğan dönemini tarih yazarken Ayasofya’nın zincirlerini kırma cesaretinden bahsedecek ve öyle anacak. Tıpkı merhum Menderes’i andığı gibi.
1934 yılından 2020 yılına kadar 86 yıl boyunca boynu bükük ve zincirlerle kapıları Müslümanların yüzüne kapatılan Ayasofya’nın açılması için her 29 Mayıs günü nümayişlerle bu çağdışı uygulamayı telin eder, bir gün açılacağını ama muhakkak açılacağı müjdesini veren merhum ustad Necip Fazıl Kısakürek ve Kadir Mısıroğlu’nun umud dolu sözlerinden teselli bulurdum.
İşte o kutlu günün altıncı seneyi devriyesindeyiz. O günden bugüne ülkemiz çeşitli zorluklarla mücadele etmeye devam ediyor.
Bir yanda PKK-FETÖ diğer yanda Erdoğan düşmanları ve istemezükçü kesimin haylazlıkları içeriden dışarıdan çeşitli zorluklarla topyekûn mücadele devam ediyor.
Körler ve nankörler görmese ve üç maymuncular inkâr etse de ateş çemberinin ortasında vaha gibi bir ülkede yaşıyoruz.
Terör, pandemi,15 temmuz darbe girişimi, deprem ve ekonomik krizlerin öbeğinde, teamül kural ve hukuk gibi evrensel değerlerin tüm dünyada altüst olduğu bir zaman diliminin canlı şahitleriyiz
Dışarıda ABD-İsrail, içeride ise muhalefet ediyorum derken ülke menfaatine olan her türlü olumlu gelişmeye acımasız ve orantısız tepkiler ile birlik hamurumuzun sulandırılması ile karşı karşıyayız.
Din düşmanı lâik kemalistlerin başını çektiği istemezükçü takımının öncülüğünde kurulan partinin ismi yeni olsa da fikri zikri çağdığı, yobaz ve bağnaz.
Yediği herzeler dolayısı ile tutuklanan Ekrem tayfasının dümen suyunda yüzen yolsuz ve arsızların kurduğu bu yeni partinin ipi ile kuyuya inilmeyeceği besbelli ama kitleye bunu anlatmak deveye hendek atlatmaktan daha zor.
Adam yedi yılda İstanbul’u koca bir köy haline getirmeyi başardı(!).
Dolmabahçe ve Çırağan sarayları boyu asırlık çınar ağaçlarını bile kanser edip keserek o güzelim görüntüleri yok etti. Giderek yeşillenen İstanbul bu çapsız sayesinde grileşti ve çölleşti.
Göz boyamada üstün mahareti, yalan söylemede özel yeteneği, kurduğu troll ordusu ve paralı askerleri ile de algı tüccarlığında bir numara olunca icraatsız ictihatlarla gözler boyandı ama olan İstanbul’a oldu.
Adam içeride ama eli ayağı uzun, dili pabuç. Yedi yılda yediği herzeler haddi aşmış ama ağzı laf yapıyor, yalanı iyi pazarlıyor ve hayal satıcılığında üstüne yok.
Metal yorgunu iktidar erkinin yıllar içinde çözemediği devasa sorunları, İBB başkanlığı döneminde yaptığı gibi bir çırpıda çözeriz yalanı ile milleti aldatacak.
Başarılı olurlar mı? Ben başarılı olacağını sanmıyorum.
Çeyrek asra yaklaşan Ak Parti iktidarı döneminde ülkemizde olmaz dediğimiz birçok olumlu gelişmeler oldu. Geçmişte öncelikli sorunlar terör iken bugün değil ama devasa azımsanmayacak kadar sorun da var.
Vatandaş en çok ekonomik sıkıntılardan muzdarip. Gelir adaletsizliği açık ara önde.
Ekrem kurdurduğu partinin ana sloganına ekonomik sorunları, adaletsizliği koyup vatandaşımızı aldatmaya çalışacak, yiyenler olacak ama vatandaş bu yalanı yemez diye düşünüyorum.
Aynı zamanda din düşmanı olmadığını pazarlayacak. Partinin açılış gününü cumaya denk getirip Hacı Bayram Camii’nin önünden bile geçmeyenlerle boy göstermesi ve hatta cuma namazı kılması bu düşüncemi doğruluyor.
Lâik kesim bu zokayı yutup din sömürüsü yapıldığını görmezden gelecek gibi.
Görüntü öyle.
Partisinin başına getirdiği tipitipin ülkemiz dış politikası ile ilgili talihsiz açıklamalarını sıralayacak değilim.
Suriye’yi paramparça eden Beşşar’ın vazifesini tamamlayıp tası tarağı toplayarak toz olduğu günden bir gün önce Özgür Özel’in acınası bir açıklamasını unutanlara hatırlatmak isterim.
“Esad’la acilen hemen görüşmeliyiz.” demişti.
Aynı günlerde lâik kemalist güruhun yazarçizerleri hep bir ağızdan Suriye’de İslamcı bir yönetim gelebileceğinden korku ile Esad güzellemesi yapıp Şam’dan röportajlar yaparak halkın huzur ve refah içinde yaşadığı yalanını pazarlamıştı.
Hatta bir kendini bilmez, televizyon ekranlarında aynen şöyle demişti “Güney sınırımızda Müslümanların hakim olduğu bir yönetim olması yerine lâik PKK yönetimi olması bizim için daha doğru olacaktır.
Bana göre Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması cumhurbaşkanının en önemli icraatıdır.
Belediye başkanlığından günümüze sayısız hizmetleri olan cumhurbaşkanını sadece bu hizmeti için bile desteklenip teşekkür edilmelidir.
Bu haftalık da bu kadar.