• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Varol
Ahmet Varol
TÜM YAZILARI

Savaştaki kayıplarının acısını savaşamayanlardan çıkarmak

02 Kasım 2023
A


Ahmet Varol İletişim: [email protected]

 

Siyonist işgal güçleri 31 Ekim Salı günü öğleden sonra Filistin’in Gazze bölgesinin orta kesiminde yer alan Gazze şehrinin yanındaki Cibaliya Mülteci Kampı’nda yine korkunç bir katliam gerçekleştirdiler. Gazze bölgesi veya Gazze Şeridi olarak adlandırılan alanla Gazze şehrinin zihinlerde birbirine karıştığını sanıyorum. Gazze Şeridi veya bölgesi denirken, Refah sınır kapısından Erez sınır kapısına kadarki tüm alan kastedilir. Bu alanın orta kesiminde bölgenin merkezi niteliğinde bir şehir var ki burası da Gazze şehridir. 

Gazze şehrinin hemen yanında ve bu şehirle bitişik durumda olan Cibaliya Mülteci Kampı’nda gerçekleştirilen katliamdan sonra, öldürülenlerin ve yaralananların kaldırıldığı, kampın da yanı başında bulunan Endonezya Hastanesi yetkilileri tarafından yapılan açıklamada kendilerine, 100 ölü 400 de yaralı ulaştığı duyuruldu. Ancak hadiseyi takip edenler yıkılan binaların enkazı altında daha birçok kişinin bulunduğunu söylediler. Tabii bunların da ne kadarının ölü, ne kadarının sağ olduğu bilinmiyordu. 

Gazze’deki yetkililer işgal rejimine ait savaş uçaklarının Cibaliya Mülteci Kampı’nda bir mahalleyi ateş çemberine alarak buranın üzerine altı adet 1’er tonluk, tahrip gücü yüksek bombalar attıklarını açıkladılar. Bunların tümü ABD’nin siyonist katillere verdiği bombalardı. Zaten saldırıdan önce ABD’nin üst düzey yetkilileri siyonist işgal rejimini askeri teçhizat ve malzeme yönünden takviye etmeye devam edeceklerini duyurmuşlardı. Dolayısıyla 365 km2’den oluşan dar bir alandaki mazlum halka ve onların haklarını savunmak için büyük fedakarlıkları göze alan direnişe karşı savaşan sadece siyonist işgal rejimi değildir. Günümüzde hâlâ küresel emperyalizmin başını çeken ABD başta olmak üzere bütün zulüm güçleri savaşıyor. Katliamları da sadece siyonist işgalciler yapmıyor. Hepsi birlikte yapıyor. Dolayısıyla hepsi suça ortaktır. 

ABD ve yandaşları, Filistin’de hakları ve özgürlükleri ellerinden alınmış, vatanları işgal edilmiş, toprakları gasp edilmiş bir halkı ve onun direnişini sindirmek amacıyla işgalci siyonistlerin yanında göğsünü gere gere savaşırken, mazlum halka arka çıkmaları gereken Müslüman halkları temsil konumunda olan yönetimlerin ve ordularının elleri kolları bağlı. Bunu bırakın insani yardım konusunda da tam bir acziyet içinde olmayı bile kendi açılarından pek utandırıcı görmüyorlar. O yüzden İzzettin Kassam Tugayları’nın sözcüsü Ebu Ubeyde Arap ülkelerindeki siyasi yönetimlerin liderlerine yaptığı çağrıda; “Kapıda bekletilen tonlarca insani yardımı harekete geçirmekten de mi acizsiniz?” sorusunu sorma ihtiyacı duydu. 

Siyonist işgalcilerin Salı günü Cibaliya’da o korkunç katliamı gerçekleştirmelerinin sebebi, Gazze’ye karadan operasyon konusunda yaptıkları tüm girişimlerin başarısız olması ve herhangi bir yerde birkaç yüz metreliğine dalış yapmaları durumunda direnişin ağır darbeleriyle sarsılarak geri çıkmak zorunda kalmalarıydı. 

İşgalci siyonistler cephedeki savaşta direniş karşısında içine düştükleri acziyetin ve aldıkları darbelerin acısını cephe gerisinde kalan, savaşla ilgileri olmayan, silahsız, savunmasız kalabalıklardan çıkarmaya çalıştı. 

Siyonist işgal rejiminin bu konudaki yöntem ve politikasını çok iyi tanıdığımızdan Salı günü o korkunç katliama kendisini yönelten ruh haletini ve etkeni teşhis etmemiz de zor olmuyor. Siyonist işgalciler bundan önceki saldırılarında da cephede ağır darbeler almaları ve amaçlarını gerçekleştirememeleri durumunda hep bu şekilde sivil kalabalıkları hedef alan korkunç saldırılar gerçekleştirerek toplu katliamlarla intikam almaya çalışmışlardır. Bunun savaş suçu olması onları hiç ilgilendirmiyor. Çünkü güya savaş hukukuyla ilgili yargılamaları yapan kurumları parmaklarıyla oynatanların da kendi dayıları olduğunu ve kendilerine şimdiye kadar bir şey yapmadıkları gibi bundan sonra da yapmayacaklarını biliyorlar. Bunun insanlığa aykırı olması da umurlarında değil çünkü insanlıktan nasipleri yok.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Orhan

İmanı olan maddeye tapmaz. Hayatında öncelik insani ve imani kriterler ile belirlenir.

Orhan İnan

Dünya acılar ile yorgun düştü. Müslümanlar yürekleri parça parça halde ve çaresiz gözüküyor. Devlet denilen yapılara hapsedilmiş esirler gibi onca zulme karşı sadece oldukları yerde bağırıp çağırıyorlar. Bu değişmeli.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23