BORSA VE FONLAR
Borsa skandalı ve fon krizi Türkiye’nin gündemini meşgul ediyor. Bazen önyargı, bazen siyasi saiklerle herkes bir şeyler söylüyor.
Öncelikle ifade edelim; şimdiki işleyişi uygun bulmuyoruz.
İslami prensiplere uygun olan bir sistemin (bankalar ve katılım bankaları örneğinde olduğu gibi) helal borsanın, kurulması gereğini savunuyoruz.
Sermaye piyasasında; kağıtların daha pahalıya satılması değil, şirketlerin üretimlerinin ve reel ekonominin daha belirleyici olması gerektiğini, düşünüyoruz.
Şu anda helal olan yatırım araçlarını, aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz;
1- Hisse senetleri; Şirketlerin hisselerine belli paylarla ortak olunan kar veya zarar iştirak edilmesini sağlayan evraklar,
2- Kira sertifikaları; Sukuk, adıyla varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen faizsiz evraklar,
3- Katılım fonları; Faiz içermeyen varlıklara yatırılan evrakları ifade eder. Bunlar katılım endeksine göre, faizsiz çalışan İslam Dinine uygun olan şirketler ve faaliyetlerinde kumar içki vb. olmayacaktır.
Dünya üzerinde ekonomiler, güven ve istikrar unsurları baz alınarak yönetilir.
Biz yapılacak değerlendirmelerin daha bilgiye dayalı ve Türkiye ekonomisine zarar vermeyecek şekilde olmasının, uygun düşeceğine inanıyoruz.
Borsalar; hisse senedi, tahvil, emtia, döviz, finansal varlıkların alınıp satıldığı yerlerdir.
Amerika, İngiltere, Avrupa, Çin, Rusya, Japonya, Hindistan, vb. birçok ülkede borsalar vardır.
Ülkemizde ise daha önceki ismi İstanbul Menkul Kıymetler Borsası yeni, adıyla BIST Borsa İstanbul Türkiye Borsası olarak faaliyet göstermektedir.
Borsa İstanbul mülkiyeti %80’i Türk Devletine bağlı olan, Türkiye Varlık Fonunun elindedir.
Bu çerçevede borsada; aracı kurumlar vasıtasıyla, şirketlerin hisse senedi veya tahvillerine yatırım yapılır.
Borsalarda kontrol edilen ekonomik değerler, önemli büyüklüktedir. Günümüzde BIST toplam piyasa değeri; 17,38 trilyon Türk lirasıdır.
Borsalar devlet garantisi altında olan kurumlar değildir. Burada yapılan alım satımlar sonucunda, kar veya zarar edilebilir.
Ancak, Türk Devleti ekonomide faaliyet gösteren kurumları kontrol eder.
Bankacılık sisteminde ise, vadesiz mevduat 11 trilyon, vadeli mevduat 21 trilyon liradır.
TMSF Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu vasıtasıyla, mevduatlarının 1 milyon 200 bin lirası güvence altına alınmıştır.
SPK tarafından tasfiye sürecine alınan şirket ve fonlarla ilgili olarak ödemelerde, Ziraat ve İş Bankası belirlendi.
Ödemeler esnasında, sisteme yatırılan anapara esas alınacaktır.
Şu anda borsada batan paraları DEVLET ÖDEMEYECEKTİR!
Bu paraların bir kısmı, Sigorta Fonu şartlarına göre ödenir ve sorumluların mal varlıklarından yapılan tahsilatlarla, ödemeler devam eder.
Son olayda görülüğü üzere, Türkiye’de bazı şirketler borsada manipülasyon yaptılar, Devlet şirketlere el koydu.
Yaşanan süreç boyunca,
1- BDDK Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu, bu şirketlere zamanında müdahale etmedi,
2- Maalesef, SPK Sermaye Piyasası Kurulu da borsadaki manipülasyonu denetleyemedi.
İlgili resmî kurumlar eleştiriliyor ve çalışmalarında problem olduğunu müşahede ediyoruz.
Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleriyle, (DDK) Devlet Denetleme Kurulu tarafından gerekli incelemeler yapılıyor. MASAK Mali Suçları Araştırma Kurulu 20 uzman görevlendirdi. Konu Türkiye Büyük Millet Meclisinde’ de ele alındı.
Malum Eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın, borsada 1 milyar lira üzeri tahsilat yaptığı ortaya çıktı.
Şarkıcı Mustafa Sandal’ın hanımının, 10 milyar aşan bir para tahsilatı yaptığından bahsediliyor.
Daha birçok ünlü ismin ve CHP’ ye yakın kişilerin de, borsa vurgununda çıkar sağladığı konuşuluyor.
Ve bu operasyon sonucunda, yaklaşık 455 bin kişinin sıkıntıya girdiği söyleniyor.
Netice itibariyle SPK 7 tane portföy şirketinin fonlarını, alım satıma kapattı. 131 yatırım fonu, tasfiye sürecine girdi. 100’e yakın isim tutuklandı.
Süreç boyunca, AK Parti açıklama yaptı ve kurumsal tavır ortaya koyarak ‘herkesin hesap vermesi gerektiğini’ ifade etti.
Daha sonra Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan; Yanlış yapanla, nefse yenik düşenle vedalaşır, yolumuza devam ederiz. Bizim farkımız budur. Biz, hiçbir konuda, kimseye tolerans göstermeyiz.
Devlet malına el uzatanlar, bizimle olamaz, özellikle ‘1 milyon lira altındaki fonların ödemesine, öncelik tanınacak’ dedi.
Tekrar ediyorum;
Fon ödemeleri için devletin kasasından ödeme olmayacak, halktan vergi veya herhangi bir kesinti yapılmayacaktır!
Meselenin üzerine gidilecektir.
Görüldüğü gibi yolsuzlukta, senin adamın benim adamım denilmiyor. Suçu olan herkesin ayrım yapılmadan, yargıya hesap vermesi noktasına özen gösteriliyor.
Yapılan operasyonda esas hedef, Sayın Cumhurbaşkanımızdır.
Her toplulukta yanlış yapan insanlar olabilir. Ama birileri ‘Fon Meselesini’ provoke ederek, bu ülkenin istikrarını hedef alıyor.
Bugün muhalefet partileri ve Özgür Özel veryansın ediyor.
Ama, daha önce Ekrem İmamoğlu hakkında, ‘böyle şey olamaz! diyerek, insanları meydanlara çağırmışlardı’. Sokaklarda, gösteri yapmışlardı.
Kısa bir süre evvel, Uşak Belediye Başkanı ‘otelde bir kadınla yakalandı, ama Halk Partili kadınlardan hiç eleştirel ses çıkmadı’.
Sosyal medyada, paylaşımlar yapılıyor.
‘Borsadaki bütün yanlışların sebebi AK Partidir, Müslümanlar yolsuzluklardan sorumludur diyorlar’.
Algı operasyonu ile, inançlı insanlara kin kusuyorlar!
Bakınız,
A-Günümüzde borsada işlem yapanlar içinde, her partiden insanlar var. Hatta borsada AK Partiliden çok başka partililer var.
B- Dünya üzerinde faizsiz işlem yapmaya çalışan kişi ve kurumların kapasitesi, toplam ekonomi içinde %10 bile değil.
Yani ekonominin %90’ı İslami hassasiyeti bulunmayan kişiler ve faizli kurumlardan oluşuyor, kapitalist ekonomi çarklarına uygun faaliyetler icra ediliyor.
O nedenle yanlışı Müslümanlara yıkmak ya bilgisizliktir ya da kasti olarak yapılmaktadır.
Dikkatinizi çekerim,
Borsa Meselesinde Tayyip Bey ve AK Parti suçluları savunmak yerine, insanların suçsuzluğunu ispat etmesini ve mahkemede hesap vermesini istedi.
Sonuç itibariyle, sakin olup sükûneti muhafaza etmek lazımdır. Sistem kendi mecrası içinde yürüyecektir.







