Ekrem, 2024 seçimini kazanacağına kendi de inanmamış!
Ve geldik iki villa konusunda Ekrem İmamoğlu’nun açıklamasına...
Oysa önümde ne konular vardı.
Edebiyatçı, gönül insanı Mevlana İdris adına yapılan Hatay’daki kız öğrenci yurdunun açılışında AK Partili yetkililer var iken; Mevlana İdris’in yazarlık yaptığı Karar gazetesinin ölümüne desteklediği CHP ve YP adına kimse yoktu...
Bu ayrışma sizi uyandırır mı, Karar’cılar?
“İnşallah” diyelim...
O yurt açılışının ayrıntılarını da vermek isterdim ama bugün “iki villayı” yazacağız.
Soykırımcı İsrail terör devletinin Cumhurbaşkanı Herzog’un, Türkiye üzerinden resmî uçak ile uçmasına izin verilmediği için yolcu uçağına binerek geçişini yazmak isterdim...
1,5 yıldır beklediğimiz iki villanın açıklama(ma)sı gelmiş, biz buna dönelim...
Fon yolsuzluğunda son durumu da yazmalı, es geçmemeliydik.
Ama dedik ya, gündemimizde “iki villa” var.
O zaman buyurun, Ekrem İmamoğlu’nun mahkemede dün iki villa ile ilgili söylediklerini aktaralım:
Mahkeme başkanı, sanıklardan Ali Nuhoğlu’nun rüşvet olarak verdiğini itiraf ettiği iki villayı hatırlatıp, bunun ayrıntısını anlatmasını isteyerek soruyor.
Ekrem İmamoğlu cevap veriyor:
“450 metrekarelik iki ev aldım, 1500 metrekarelik üç ev ve 500 bin dolar verdim.”
Hani orada olsam, bu sözleri sarf eden adamın yüzüne tükürürdüm...
Algıya bakın...
Hani utanmasa, “O bana değil, ben ona, Ali Nuhoğlu’na rüşvet vermek zorunda kaldım. Beni mecbur bıraktı” diyecek.
Öyle ya, 450 m²’lik ev karşılığında 1500 m²’lik ev vermiş. 1’e 3 vermiş... Üstüne 500 bin dolar da fazlası...
Ticaretten anlamayanlar, emlak işlerinde gözü olmayanlar, Ekrem İmamoğlu’nun “Sülün Osman”lığını bilmeyenler: “Garip Ekrem’e ne haksızlık etmişler, gördünüz mü? Nasıl iftira atmışlar. Ekremciğimiz o alışverişte kazıklanmış ama adama rüşvet suçlaması yapmışlar” diyecekler...
İki villa karşılığında verilen üç ev falan yok arkadaşlar...
500 bin dolar da hikaye...
Bunlar; çalınan minareye, aylar sonra suçüstü olunduktan sonra hazırlanmaya çalışılan ama o da becerilemeyen çuvallar...
Açık açık anlatalım... Ekrem İmamoğlu’nun suçüstü olduğu rüşvet olayını anlatırken yaptığı sahtekarlığı, hokkabazlığı ve yalancılığı ifşa edelim.
Tarih: 7 Mart 2024.
2024 mahalli seçimlerine 23 gün kalmış...
2021’den beri cari hesap şeklinde tutulan rüşvet hesabı, Ekrem İmamoğlu’nun güvensizliği sebebiyle kapatılmak isteniyor.
Öyle ya...
23 gün sonraki mahalli seçimde Ekrem İmamoğlu İBB başkanlığı seçimini kazanamazsa; Ali Nuhoğlu, önceki yıllarda karşılıklı anlaşarak mutabık kaldıkları Sarıyer’deki iki villa rüşvetini vermekten vazgeçerse ne olacak?
1 Nisan’dan itibaren Ekrem İmamoğlu, kendisine hak olarak gördüğü bu villaları nasıl alacak?
Seçimi kazansa, seçimi kazanacağına inansa: “Nasıl olsa ben kazanacağım. Eğer iki villayı vermezse, ‘Sen bilirsin. Bundan sonra sana İBB’den tek ihale yok. Aldığın önceki ihalelerin ödemesi yerine bir bardak soğuk su içersin’ derim, olur biter” diyecek.
Ama kendisi de seçimi kazanacağına inanamıyor...
Ve seçime 23 gün kala Ali Nuhoğlu ile noterde buluşuluyor...
İki villanın sahibi olan Güllüce Tarım Ltd. Şti’nin tüm hisseleri, Ekrem İmamoğlu’nun aile şirketine devrediliyor...
Ne karşılığında?
Noterdeki resmî beyan şu: 15 milyon TL’lik üç çek karşılığında...
Bunu bir defa daha, üç defa daha, 103 defa daha buraya yazmam gerekir.
Siz yazdığımı varsayın, yerim yok...
İki villanın sahibi olan şirket 15 milyona devrediliyor.
Ve bu miktarda para da nakit verilmiyor; ileride ödenmek üzere üç tane çek veriliyor...
Anladınız siz onu...
Ödenmeyecek, çekler iade edilecek, tek kuruş ödenmeyecek.
Peki, Ekrem İmamoğlu’nun yüzüne tüküreceğimi söylediğim “üç ev karşılığında alınmış iki villa” muhabbeti nereden geliyor?
Bir hafta sonra bu iki villa gazetelere yansıyınca Ekrem’de bir telaş başlıyor.
“Ne yapalım, ne yapalım?” derdindeler...
Noter evrakı orada, satış bedeli orada, iki villanın devralındığı orada...
Her şey ayan beyan ortada...
Uyanık Mehmet Pehlivan devreye giriyor:
“Ben avukat olarak bunu çözerim.”
Sahi mi Pehlivan?
Sen bunu çözebilir misin?
Çözdüğünü iddia ediyor.
Nasıl mı?
Noterdeki devir sonrasında, rüşvet gazetelere yansıdıktan sonra bir arabuluculuk müracaatı ile olayı çözüyor.
Meğerse Ali Nuhoğlu ile Ekrem İmamoğlu’nun aile şirketi arasında noter evrakı dışında bir de ayrıca özel anlaşma varmış!
O özel anlaşmada üç ev verilmesi taahhüt edilmiş, ayrıca 87 milyon TL varmış.
İyi de arkadaş, noterde bunları söylemiyorsun.
Sonradan suçüstü olunca, “Ben karşılığında üç ev verecektim” diyorsun.
Yer miyiz?
Eğer milyon dolarlık rüşvetleri alan kişiler, “Bu rüşvet değil, satacağım dairenin parası” der ve bunu inandırabilirse, Ekrem de bu palavrasına inandırabilir...
Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu’nun yüzüne tüküreceğimizi söylediğimiz suçüstü hali, mahkeme nezdinde de çok iyi anlaşıldığı için üzerine gitmiyorlar.
Garibimi üzmüyorlar.
“Peki öyle olsun” dercesine daha fazla soru yöneltmiyorlar...
Ekrem İmamoğlu da büyük ihtimalle mahkemeyi kandırdığını sanarak sevinçle duruşmadan çıkıyor...
Ama bilmiyor ki mahkeme başkanının kendisiyle takışacak, üzerine üzerine gidecek hali yok.
Soru soruldu, cevabı alınamadı, makul izahat yapılamadı ve rüşvet tespiti yapıldı...







