• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Varol
Ahmet Varol
TÜM YAZILARI

Müstekbirlerle çalışmak zordur

04 Ağustos 2023
A


Ahmet Varol İletişim: [email protected]

 

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Firavun dedi ki: “Ey ileri gelenler! Ben sizin benden başka ilahınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman! Haydi benim için çamurun üzerinde ateş yak da bana bir kule yap. Belki Musa’nın ilahına çıkarım. Bununla birlikte ben onu yalancılardan sanıyorum.” O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve bize döndürülmeyeceklerini sandılar.” (Kasas, 28/38-39)

Âlemlerin Rabbine teslim olmamak ve dünyada keyfine göre hüküm sürebilmek için, bir gün O’nun huzuruna çıkarılacağını ve yaptıklarından sorguya çekileceğini kabullenmeye ya da düşünmeye yanaşmak istemeyen diktatörlerin birçoğunda bu büyüklenme yani müstekbirlik bir şekilde, az ya da çok mevcuttur. 

Bu müstekbirler herkesin kendilerine hesap vermek zorunda olduğunu düşünürken kendilerinin kimseye hesap vermeyeceklerine inanmakta ısrarcıdırlar. O yüzden adalet ve hukuk da onlar için bağlayıcı değildir. Çünkü onlara göre kanun kendi dudaklarının arasından çıkan sözlerdir. Bu sözler gerek görüldüğünde bütün yazılı kanunları geçersiz hale getirebilir. 

İşte bu gibi müstekbirlerle çalışmak zordur. Onlarla çalıştığınızda bazen sizi çok temcit edip üstün mevkilere getirebilirler. Ama gerek gördüklerinde bir anda katlayıp çöpe atmakta da hiç tereddüt etmezler. Siz ise itibar gördüğünüzde şükran borçlu olduğunuz gibi katlanıp çöpe atıldığınız zaman da şükran borçlusunuz ve kuyruğunuzu toplayıp çekilirken bu görevinizi ifa etmeniz gerekir. Çünkü diktatörünüzün, o zamana kadar bulunduğunuz mevkide tutmakla size sadece iyilik ettiğini düşünmek, bunu düşünmeseniz bile dil ile ifade etmek zorundasınız. Çünkü bulunduğunuz konum sizin hakkınız değil diktatörünüzün lütfuydu. 

Tunus diktatörü Kays Said’in 11 Ekim 2021 tarihinde başbakanlık koltuğuna oturttuğu Necla Budin Ramazan da büyük bir lütuf ve itibara mazhar olduğunu, bunun da kendisindeki birtakım üstün meziyetlerden kaynaklandığını sanıyordu. Diktatörün kendinden önceki başbakanı zulüm yoluyla, tamamen hukuka ve hakim sistemin yasalarına aykırı bir şekilde görevden almış olması kendisini ilgilendirmiyordu. Bulunduğu mevkiye halkın desteği ve oylarıyla, uygulamadaki yasalara uygun bir şekilde gelmiş olan başbakanı, hukuka meydan okuyarak görevden alabilen diktatörün kendisini çok daha kolay bir şekilde görevden alabileceğini ve işine yaramadığını düşündüğü an katlayıp çöpe atabileceğini ise belki hiç aklından bile geçirmemişti. 

Tunus’un ve Arap dünyasının ilk kadın başbakanı olarak kabul edilen Budin, diktatör Said’in 1 Ağustos gecesi geç saatlerde verdiği kararla görevden alınarak yerine Ahmed El-Haşani tayin edildi. Görevden alma ve yeni başbakan tayin etme işlemi tamamen diktatörün kararıyla oldu ve zaten resmi açıklamada da aynen; “Cumhurbaşkanı Kays Said, 1 Ağustos Salı akşamı, hükümet başkanı Necla Budin Ramazan hanımın görevine son verme ve yerine Ahmed El-Haşani’yi tayin etme kararı almıştır.” ifadesine yer verildi. Yani herhangi bir meclis kararına, mahkeme kararına, gensoru önergesine vs. ihtiyaç yoktu. Bu da Tunus’ta artık tek adam diktatörlüğüne geçiş sürecinin büyük ölçüde tamamlandığını gösteriyordu. 

Zaten bayan Budin başbakanlık koltuğunu işgal ettiği süre içinde de büyük ölçüde orada bostan korkuluğu konumunda oldu. Diktatör, ona ihtiyaç duymadan Bakanlar Kurulu’nu topladı, yine ona danışmadan hükümet kararları aldı, onun onayını sormaksızın istediği bakanı görevden alıp yerine başkasını tayin edebildi. 

Bununla birlikte Budin’in başbakanlık görevinde bulunduğu dönem Tunus’un ekonomik yönden de siyasi yönden de en sıkıntılı dönemlerinden biri oldu. Eğer olan bitenlerden onu sorumlu tutarsak arkasında büyük bir sorun yığını bırakarak makamı terk ettiğini ifade etmemiz gerekir ama onun bir bostan korkuluğunun ötesine geçemediğini ifade ettikten sonra bunu söylememiz pek uygun düşmüyor. Onun kendine yaptığı en büyük kötülük hiçbir yetkisinin bulunmadığı mevkide bütün sorunların baş sorumlusu olarak lanse edilmeye razı olmasıydı. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Uğur

Bu kadarı bence zorba diktatörlüğe kanıt değil. Bir ülkede zaten tek baş olur. Başbakan zaten gereksizdir. Ama liboş ılımlı İslamcı geçinen Raşid Gannuşi'nin tutuklanması daha büyük bir göstergedir ve Gannuşi'nin bizdeki kafadarlarına da ders olmalıdır. Ayrıca bence artık hem Türkiye'ye hem diğer Müslüman ülkelere Hz. Ömer gibi bir hayırlı diktatör gereklidir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23