Hani kibir, hani tersleme, hani despotluk?
Bir algı operasyonudur gidiyor...
Fon yolsuzluğunun büyük çoğunluğu, AK Partili isimler tarafından organize edilmiş.
Oysa bu yolsuzluğun en tepesinde kim var?
Boşverin Muhammed Yakut’u...
Tera yok mu, Tera?
Tera’nın da başındaki isim, Emre Tezmen değil mi?
DYP milletvekilliği yapmış ismin oğlu Emre Tezmen...
“AK Parti’ye yakın hiçbir isim, fon yolsuzluğunda yok” demiyoruz...
Ama tamamı AK Partili derseniz, Mustafa Sandal’ın eşinin, 11 milyar TL ile bu işin önde gidenlerinden olduğunu hatırlatırız...
CHP eski milletvekilinin kardeşinin AK Partili eski milletvekilinden daha yüksek kazanç sahibi olduğunu, ve hala iade etmediğini hatırlatırız..
“Bugüne kadar niye bir şey yapılmadı?” diyorlar...
Emin misiniz?
Yapılmadı mı?
SPK’nın sitesine girin...
Orada defalarca kesilmiş cezaları göreceksiniz...
İşlem yasağı bir yana, milyon milyon para cezaları...
Yeterli mi?
Değil...
Ama sizin beşeri sisteminizin eksiklerini niçin dindarlara yüklüyorsunuz?
Ahiret inancı tam olsa...
Toplum bilinçlenmiş olsa...
Bu yanlışlar yaşanır mı?
Boşverin Fatma Betül Sayan Kaya’yı...
Öğrendik. Kendisini, kardeşlerini, anasını, babasını, her şeyini öğrendik...
Ama Mustafa Sarıgül’ü öğrenemedik.
Öğrenemiyoruz...
Hatta Fatma Betül’ü yerden yere vurduğunuz günlerde bile, Mustafa Sarıgül’ü savunabiliyorsunuz...
Fatma Betül için bu mahalleden hiç kimse, “Borsaya para kazanmak için girilir. Kazanmış ise suç mu bu?” demedi...
Ama Mustafa Sarıgül’ü, “Adam 50 yıldır siyasetçi, bu malvarlığı çok da değil” şeklinde yorumlarla savunan çok solcu gördük..
Sarıgül’ün “Öyle çok da değil” dedikleri malvarlığı ne kadar, biliyor musunuz?
Sadece son Almanya üzerinden yapılmak istenen operasyonda aklanmaya çalışılan miktarı 1 milyar dolar.
Malvarlığının tamamının ise 5 milyar dolar olduğu iddia ediliyor...
5 milyar dolar, bir aydır tartıştığımız fon yolsuzluğunda uçurulduğu öne sürülen toplam paranın yarısı...
Yani, bir aydır hemen hepimizin, gazetesi ile, televizyonu ile, internet sitesi ile, sosyal medya hesapları ile 24 saat sektirmeksizin tartıştığı fon yolsuzluğundaki büyüklük...
CHP içinde uzun yıllar siyaset yapmış bir kişinin toplam malvarlığının sadece iki katı...
Ve üstelik, fon yolsuzluğundaki o paranın yarısına sahip olan adamı savunuyorlar...
Gazeteci olarak tanıttıkları adamlar, o CHP’linin aleyhine bir iddia söz konusu olduğunda, “Biz o haberi yapamayız” diyor.
Yetinmiyorlar.
Tarafsız bile kalmıyorlar.
Hemen Mustafa Sarıgül abisine konuyu yetiştiriyorlar.
Ki tedbir alsın.
İlgilileri sustursun...
İlgililer bir başkasına gidip aynı haberi yaptırmaya kalkışmasın...
“Haberi yapılacak, hatta haberin yanına iftiralar da atılacak kişiler” ve “Asla aleyhine, gerçek de olsa haber yapılmayacak kişiler” diye insanları ikiye ayırarak gazetecilik yapanlar...
Utanmıyorlar, “Haber yapmadığı için tutuklanan gazeteci” diyerek bir de üste çıkmaya çalışıyorlar...
Sabahtan akşama kadar iftiralar eşliğinde hakaretler yağdırdıkları mütedeyyin siyasetçiler ise, bakın yanlış yapanı görünce hemen nasıl kapının önüne koyuyorlar...
Eski bakan imiş, eski milletvekili imiş, kayyım atanan belediyede görevli imiş...
Hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmıyor...
Ve yaşanan yanlışlardan dolayı, bir sivil toplum kuruluşu “çürümüşlük” ifadesinin de bulunduğu bir açıklama yaptığında...
Birilerinin despotlukla itham ettiği Cumhurbaşkanı, “Siz kim oluyorsunuz?” demiyor...
Erdoğan’dan yana olanların bile bazıları çıkıp, “Bunlar da kim oluyor?” diyor ama...
Halkın yarıdan fazlasının oyunu almış Erdoğan, eleştiride bulunanlara suçlama getirmiyor...
Reddetmiyor...
Kınamıyor.
Eleştiriyi alıyor, başının üstüne koyuyor...
“Her türlü teklif ve tenkidi önemsiyoruz” diyor...
Dün de önemsediğini ispat etmişti.
Bugün de ispat ediyor.
Dün İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik eleştirileri dinlemiş, gerekli kararı almış, o sözleşmeyi yırtıp atmıştı...
Yanlışta ısrar etmemiş, hatırlatıldığında yanlıştan dönmüştü...
Şimdi de, “Benim eski bakanım” demedi. “Benim eski milletvekilim” demedi... “Yanlış yapanla yollarımızı ayırırız” dedi...
Kendisini, partisini, bürokratları iyi niyetle eleştirenleri terslemedi...
“Sadece kadrolarıyla değil, aynı zamanda hakikati söyleyen çelik çekirdeğiyle de, nevi şahsına münhasır bir hareketiz” diyerek, eleştirileri dinledi...
“Patateste karaborsa yapanlara operasyon çekildiğinde, ‘Patatesin fiyatı, depolara polis baskını yapmakla, müfettiş baskını yapmakla inmez’ diyen ahlaksızların, şimdi fon yolsuzluğunda patates benzeri bir mal konumundaki hisse senetlerinde oyunlar oynandığında, ‘Müfettişler nerede, polis nerede, fiyatı indirip çıkartanları engelleyecek kadrolar nerede?’ diye soranların çelişkilerini gözler önüne sermeyi sonraya erteleyerek...
‘Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var.’ hatırlatması ile eleştirileri ne kadar önemsediğini dillendirdi.
Rüşvetçilere sahip çıkan CHP’liler, Yeni Partililer gibi yapmadığı gibi, kendisine uyarıda bulunanları da takdirle yâd etti:
“Bizi bugünlere getiren, önce yüce Allah’ın yardımı, sonra aziz milletimizin desteği, daha sonra irşat ve ikaz görevlerini layıkıyla yapan gönül dostlarımızın varlığıdır. Bunun için Rabb’ime her zaman hamdettim, bugün de hamdediyorum.”
Haydi şimdi bana izah edin..
“İtibardan tasarruf olmaz” sözünün sahibi diye saldırdığınız ve kibirle itham ettiğiniz kişi, gerçekten dediğiniz gibi miymiş?
Despot dediğiniz, hiçbir eleştiriyi kabul etmiyor gibi gösterdiğiniz, yanına yaklaşılmıyor gibi suçladığınız lider, “ikaz görevleri”ni yerine getirenlerin varlığından dolayı hamdettiğini söylüyor...
Sadece CHP’liler değil.
Bizim mahalledeki CHP yandaşlarına da seslenelim...
Erdoğan’ın şu dili sizi uyandırmıyorsa, sizi “Biz ne büyük yanlış yapıyoruz” diye kendinize gelmenize vesile olmuyorsa...
Daha hangi söz sizi uyandıracak ki?







