Spor turizminde İslami hassasiyetin önemi (2)
Spor turizminde İslami hassasiyetin önemi (2)
AHMET GÜLÜMSEYEN
Spor turizmi denildiği vakit günümüzde, sadece güneş-kum-deniz akla gelmiyor.
Mevcut hükümetin sporun pazarlanması sürecinde ortaya koyduğu ‘bazı’ doğru politikalar sayesinde bugün yayla yolunda yürüyüş, nehir yataklarında rafting, rakımı yüksek manzarası mükemmel yamaçlarda paraşütle atlayış yapılabilmek mümkün. Düne kadar terör dolayısıyla ulaşılmayan bölgelere bugün gönül rahatlığıyla ulaşılabilmek, spor faaliyetleri-etkinlikleriyle doğanın eşsiz güzelliği yaşamak mümkün.
Tüm bu belirtmeye çalıştığımız, spor adı altında gerçekleşen etkinlerin en önemli özelliği de ortam ve yapılış şekliyle İslami değerleri taşıyabilir olması. Diğer türlü, spor adı altında toplumumuzun ortak ‘değerleri’ alt üst eden o kadar faaliyet gerçekleşiyor ki….
KUTSAL MEKÂNA DÖNÜŞTÜRÜLMEK İSTENEN SPOR TESİSLERİ/ALANLARI…
Modern sporlar adı altında, batıl anlayışın koyduğu kurallara uyularak, bayanlar başta olmak üzere açık seçik kıyafetlerin giyildiği spor salonları günümüzde sanki dokunulmazlığı olan, kutsal mekanlarmış gibi görülmeye başlandı, Allah muhafaza. Bu da bize, adına tatil edilen deniz-kum-plaj ortamındaki yaşam (kılık-kıyafet), önce spor alanlarına-salonlarına, şimdi ise hayatımızı sürdürdüğümüz mekânlara, cadde, sokak, park olarak adlandırılan, yaşantımızın bir parçası olan sosyal alanlarda yer almaya başlandı, maalesef. Sahi, çözüm ne?
Spor adı altında gerçekleşen bu tür faaliyetlerin önüne geçmek. Bunu biz yapmayız elbette. İlgililer, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Valilikler, Belediyeler ve diğer yetkililer yapacak….
GÜÇLÜ SERMAYEMİZ GENÇLERE DİKKAT!
Geçtiğimiz günlerde Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak “Türkiye bir spor tesisi devrimi yaşamaktadır. Cumhurbaşkanımız gençlere ve spor verdiği değer, Türkiye’nin dört bir yanında taçlanıyor” sözlerini sarf etti.
Ülkemiz spor tesisleri bakımından büyük hamle gerçekleştirdi, eyvallah.
İtiraz ettiğimiz husus, Şırnak’a (Cudi Dağı eteklerine) tenis kortu, Erciyes’in zirvesine plaj voleybol sahası gibi tesisler ve yapılan spor organizasyonlarıyla yörenin dini ve kültürel değerlerine uygun kullanılmaması. Diğer türlü, bugün varlığıyla övündüğümüz gençliği, milli ve maneviyattan yoksun yetişmesine sebep olursunuz ki, Allah muhafaza. Bunları söylerken, geçtiğimiz günlerde Mardin’i ziyaret eden Çalışma ve Sosyal Bakanı Vedat Işıkhan’ın “Türkiye Yüzyılının en güçlü sermayesi iyi yetişmiş gençler olacak.’ dedi. O gençlerimizi ‘performans sporu’, ‘spor turizmi’ adı altında çıkmazın-bataklığın içerisine sürüklenmemesine dikkat etmek gerekiyor, uyarısını yeniliyoruz…
ERDOĞAN: İMAN DOLU MİLLETİN GÜCÜ…
15 Temmuz hain darbe girişimi 10. yıl dönümündeyiz. Kanlı ihanet girişiminin püskürtülmesinin yıl dönümü dolayısıyla ülke genelinde camilerde eş zamanlı sala okunmasına yönelik Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın sosyal medya hesabında paylaştığı “Şu selalar, göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihan ilan edişinin sembolü. Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun.” sözleri oldukça anlamlı. O gençliği ‘spor’ aracılığıyla o iman şuurundan uzaklaşmaması, kuralları batıl anlayışın belirlediği performans-yarışmacı spor etkinlikleri aracılığıyla ‘manevi’ yıkımına dikkat edilmesi gerekmektedir. Biz bu satırları yazarken, Ankara’da 2.si düzenlenen Güreş Festivali Minikler Türkiye Şampiyonası’nda 81 ilden gelen 914 sporcu katılımının haberleri yer alıyordu. Minik güreşçileri kutlayan Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Osman Aşkın Bak’a sormak lazım; “Siz bu organizasyonu yapmak zorunda mısınız? Giyilen kıyafet, kız ve erkeklerin aynı ortamda spor yapması dinimiz, İslam’ın şartlarına ne kadar uyumlu?’ Hakikaten, düşündürücü, kaygı verici bir durum…
Bu vesileyle, Cuma gününün hikmet ve bereketi üzerimize olsun inşallah.