Kadın voleybol ‘rüzgârı’ hakikat ve mahremiyeti savurursa...
Kadın voleybol ‘rüzgârı’ hakikat ve mahremiyeti savurursa...
AHMET GÜLÜMSEYEN
Bayan (birilerine göre kadın) Voleybol takımı 2026 DIVB Milletler Ligi (VNL) finalini kazanınca birileri alkış kopardı. Neymiş efendim, A Milli ‘Kadın’ Voleybol takımı, başarılarına bir başarı eklemiş. Giyim kuşam başta olmak üzere, etkinliğin yapıldığı ortam (kız erkek karışık-erkek antrenör-kondisyoner v.s.), sporcunun dövmesi, yazılı ve görsel basındaki görüntüler gibi çocuk ve gençleri kasırgası altına alan İslam’la bağdaşmayan, birçok özeliğiyle ‘kötü’ örnek-emsal olacak, spor adı altındaki bu olumsuz gelişmelerin bir yenisi daha yaşandı-yansıtıldı…
Spor adı altında düzenlenen organizasyon-etkinliklerle tam bir yangın-deprem-sel etkisi gibi, toplumu ‘dinini’, ‘maneviyatını’, ‘imanını’ yok etmeye yönelik felaket-yıkım yaşatılmaya çalışıyor. Evet bu denli etkili, bu derecede olumsuz sonuçları olan bir süreç. İşletilen süreçle ‘saçının telini göstermeyen nesilden, göbeğinin ortasını gösterme çabasında olan bir nesile’ doğru, hedef alınan ve yıkıma sürüklenmek istenen gençlik. Bugün kız çocuklarını sahip olduğu ‘imanını’, Müslümanca yaşama kimliğini nasıl zayıflatıp, ortadan kaldırılacağının bir yansıması oluyor sporda yaşananlar-yaşatılanlar. Adına spor denen bu denli ‘rezil’, bu denli ‘kirli’, bu denli ‘felakete’ sürüklenen-tetikleyen bir ‘oyun’. Batıl inanç-anlayışın bir ürünü olarak ortaya çıkan-konan spor adı altındaki bu oyun, kendi insanımızı içine çekmekte, milli ve manevi değerler, sahip olunan dini ‘inanç’, ‘kültür’, geçmişten gelen ‘geleneği’ yok etmektedir…
Adına spor denen öyle bir ‘oyun’ ki, her geçen gün boyutu artarak, yaygınlaşmaya devam etmekte, ülkemi yönetenler ise ‘seyirci’ kalmak bir yana, bu ‘oyuna’ alkış tutmaktadır, maalesef. Allah (cc) Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor; “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.” (Bakara-195). Bugün sporda yaşatılanlara (voleybol adı altında yaşananların yanı sıra, 10-14 yaşları arasında çocuklara güreş adı altında mayo giydirip, Türkiye’nin göbeğinde organizasyon yapmak gibi…) Bir toplum kendi eliyle, kendine ’yok’ edebileceğine bundan daha somut bir örnek olabilir mi? Toplumda birlikte yaşadığımız ve kendi insanımız dediğimiz, kötü örneğin-özentinin bir neticesi olarak spor kıyafeti diye salonlarda açık seçik kıyafete büründürülen çocuk ve gençlerimiz, cadde ve sokaklara taşmış bulunmaktadır...
2018 yılında bu satırlarda kaleme aldığımız yazımızdaki “Yarının Sultanları” projesinin bu sezonki ikinci durağı Mardin oldu” ifadesi bile, fazla söze gerek bırakmıyor, aslında. O tarihten bugüne, kaç yıl geçtiği ve o zaman aralığındaki ‘rezaletlerin’ artarak devam ettirildiğini tahmin etmek güç olmasa gerek. Biz bu satırları yazarken, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 2. İletişim Şûrasındaki konuşmasında geçen “Mahremiyetin aşındığı çağımızda hakikati, mahremiyeti ve toplumsal güveni koruyan bir dijital iletişim ekosistemi inşa etmek temel hedefimizdir.”sözlerinin aklımıza gelmesi, tesadüf değil, tevafuk olsa gerek… Nokta.
BAKAN YARDIMCISI TRİBÜNDEN ATLARSA!..
Madem doğru tektir, bizim de bu doğruları yazmak gibi sorumluluğumuz var, öfkesine yenik düşen ve tribünden atlayan Hamza Yerlikaya’yı yazmamak olmaz. Sosyal medyada kasıp-kavuran haberin gerçek yüzünün ne olduğu hakkında kamuoyunun bilgilenmesi gerek. Güreş adı altında kız çocuklarını küçük yaşta soyundurulduğu için kınadığımız başkentteki organizasyonda yaşanan Yerlikaya ‘tribünden atlama olayıyla’ ilgili, Gençlik ve Spor Bakanı, Spor Genel Genel Müdürü (aynı zamanda TMOK başkanı) Veli Ozan Çakır’ın görüşlerine rastlamadık. Açıklama yapsınlar, bizler de kamuoyuyla paylaşıp, hükümeti ‘yıpratabilecek’ bu kargaşanın-tartışmanın önüne geçilmesine vesile olalım…