Dünya Kupası sonrası Süper Lig’e doğru (1)
Dünya Kupası sonrası Süper Lig’e doğru (1)
AHMET GÜLÜMSEYEN
Süper Lig’de 2026-2027 sezonu iki hafta sonra başlayacak. Bu başlangıç bizi o kadar çok-yakından ilgilendiriyor ki. Her yaş grubundan milyonlarca izleyicisi olan bir ‘oyunun’ içeriğini bilmek gibi sorumluluğumuz var. Bunun en güncel-somut örneği yakın tarihte geride bıraktığımız 2026 FIFA Dünya Kupası…
SİYASİ FUTBOLUN DÜNYA KUPASI AYAĞI
2026 FIFA Dünya Kupası’nda siyasi, ekonomi, dini ve kültürel etkileşim gibi birçok özelliği bir arada taşındı-yaşandı. Kupayı izleyen seyirci oranının, son iki Dünya Kupası’nın ikiye katlaması, ‘futbol’ isimli çekişmenin, kendi haline bırakılmaması gerektiği ‘gerçeğini’ şahit olduk. Bunu birkaç örnekle somutlaştıralım. Örneğin ABD’li oyuncu Folarin Balogun’un kırmızı kart cezasının sonrası, ABD Başkanı Donald Trump’ın FIFA Başkanı Gianni Infantino’yu arayarak, Amerikalı oyuncunun cezasının ertelenmesi. Bir başka örnek, organizasyonun ilk iki maçını ABD’nin Kaliforniya eyaletine bağlı Los Angeles kentinde oynayan İran’ın, ABD tarafından müsaade edilmediği için Meksika’da kamp yapmak zorunda kalması. Somalili futbol hakemi Omar Abdulkadir Artan’ın ABD’ye girişine izin verilmemesinden dolayı, organizasyonda görev alamayışı. Futbolun en prestijli organizasyonu olarak gösterilen Dünya Kupası’na 42 farklı ülkeden 170 hakem çağrılmasına rağmen Türkiye’den tek bir hakemin dahi çağrılmaması, uluslararası spor organizasyonlarında siyasi ‘lobinin’ nasıl oluşturulduğu-işletildiğini gözler önüne sermektedir…
DÜNYA KUPASI VE KOPYALA YAPIŞTIR TRANSFER POLİTİKASI
Yeşil Burun Adaları hakkında araştırma yaptığımızda, Batı Afrika, Atlas Okyanusu orta kesiminde 10 ada ve 8 adacıktan oluşan 530 bin nüfuslu Afrika ülkesi, bilgine erişiyoruz. İlk kez katılım gösterdiği Dünya Kupasında son 32 takım arasında yer alma başarısı gösterdi. Yeşil Burun Adaları’nın gruplardan çıkması, Mısır’ın son 16 turu, Fas’ın ise çeyrek final oynaması. Ülke olarak 24 yıl sonra katıldığımız ve Gruplardan çıkamama, ‘futboldaki’ başarısızlığımıza, yabancı oyuncu çılgınlığının etkili olmasına bağlıyoruz. İçinde yer aldığımız, 2026-2027 sezonunun başlamasına az bir süre kala, transferdeki yabancılaşma rüzgarı ‘sert’ bir şekilde esmeye devam ediyor. Bunun nedeni, futbolumuzu yönetenlerin anlık ‘skora-kazanıma’ odaklanmaları. Oyuncu yetiştirmek, futbolsevere iyi futbol izletmek, sporcuyu pazarlayıp ülke ekonomisine katkı sağlama çabası kimin umurunda? Geçmişten gelen bu anlayış, bugün olmuş devam ediyor. Bu kötü gidişe ‘dur’ diyecek çıkmadı, maalesef. Neden acaba? İnsanın aklına, “şan, şöhret, şov” özentisinden başka bir anlam-mana gelmiyor, açıkçası...
FİLİSTİNLİ, FASLI VE MISIRLI FUTBOLCU TRANSFERİ
Söz dönüp dolaşıp Dünya Kupası ve yabancı transferine geldiğinde ilk aklımıza, ülkemizde Filistin, Mısır, İran, Fas, Irak’tan sporcu-futbolcu neden olmasın, suali geliyor! Aksi takdirde, harcanan her bir kuruş, kişinin kendi elleriyle rakibinin güçlendirmek manasına gelir, ki bunun da ‘faturası’ ağır oluyor. Yabancı konusuna değinirken, hemen akla Filistin soykırımına katılan İsrailli katil sürüleri geldi. Farklı spor branşlarında İsrailli takımlarda yer alan katillerin haberini “İsrailli bazı profesyonel sporcular İsrail›in Gazze›deki soykırım sürecinde aktif görev alırken bazıları da sosyal medya paylaşımlarıyla suça ortak oldu…” Anadolu Ajansı’ndan okuduk ve konu hakkında düşüncelerimizi de buradan, bu satırlardan paylaştık. Bu bağlamda diyoruz ki, dünya-yaşam sürecinde kötüleri bilmek ve ona göre ‘tavır’ takınmak, iyilere ‘dost’ olmak gibi bir sorumluluğumuzun varlığını-önemini unutmamamız gerekiyor...
(Devam Edecek)