Beden Eğitimi ve Engelliler bölümünü tercih… Filistinli yetimler ve Mescid-i Aksa’ya hain saldırı
Beden Eğitimi ve Engelliler bölümünü tercih… Filistinli yetimler ve Mescid-i Aksa’ya hain saldırı
Ahmet Gülümseyen
Şimdi üniversite tercih dönemi. Puanlarını öğrenen öğrenciler mesleklerine atacakları ilk adımı olan bölümlere yönelik seçimlerini yapacaklar. Öyle bir tercih ki, hayatlarının en verimli dönemlerinde bu koca dört yıl. Eğitim ve öğretim, bu üretken döneminde boşa geçirilmemesi gereken bir süreç. Böyle bir sürecin önemli bir dalını da özel gereksinimli, halkın ifadesi-tanımıyla ‘engelli’ vatandaşlarımız oluşturmaktadır.
Hareket eğitimi, egzersiz ve spor, bedensel, göreme, işitme ve zihinsel engeli bulunan vatandaşlarımız için büyük önem taşımakta. Bu önemi son on yılı geçkin bir süredir, her pazar günü gazetemiz Yeni Akit’in bize ayrılan bu köşesinde işlemeye çalıştık. Ülke nüfusunun yaklaşık %11-12’sine denk gelen bu vatandaşlarımızın hareket eğitimi ve egzersizini üstlenecek eğitmenlerin yetişmesi büyük önem taşımaktadır. Bu eğitimi almak isteyen öğrencilerin tercih edeceği bölümler, Üniversitelerin Beden Eğitimi ve Spor Fakültelerindeki Engelliler ve Spor bölümleri…
ENGELLİLER VE SPOR BÖLÜMLERİ
Üniversitelerin bölüm tercih seçenekleri arasında Spor Bilimleri Fakültesi çatısı altında Beden Eğitimi Öğretmenliği, Spor Yöneticiliği, Antrenörlük, Rekreasyon, Engelliler ve Spor ile sporun diğer alanları mevcut. Spor Bilimleri Fakültesi dahil, öğrenciler yapacakları bölüm tercihlerinin yol haritası ve neticelerini iyi araştırmaları gerekmektedir.
Engelliler ve Spor Bölümünü tercih yapan öğrencilerin, her bölümde olduğu gibi, dört yıl boyunca hangi dersleri alacakları, staj dönemi ve okuldan mezun olduktan sonra, hangi alanlarda çalışacaklarını, içinde yer aldığımız tercih dönemlerinde çok iyi araştırılması ve ona göre tercih yapmaları önem taşımaktadır. Geçmişi çok eskiye dayanmayan Engelliler ve Spor Bölümleri, ülkemizde yeterli sayıda değil.
Bu sürece katkı sağlayan Malatya İnönü Üniversitesi (Engellilerde Beden Eğitimi ve Spor Eğitimi), Muş Alparslan Üniversitesi (Engellilerde Egzersiz ve Spor Bilimleri), Gelişim Üniversitesi (Engellilerde Egzersiz ve Spor Bilimleri), Rumeli Üniversitesi (Engellilerde Egzersiz ve Spor) bölümler arasında yer alıyor. Bu bölümlerin diğer Üniversitelere örnek olması ve sayılarının artırılması gerektiği bir dönemi yaşıyoruz.
Örneğin, pilot bölge olarak Karadeniz, Akdeniz, Ege ve İç Anadolu Bölgeleri’nde yer alan bir üniversitemizin Spor Bilimleri Fakültelerine ‘Engeliler Beden Eğitimi ve Spor’ bölümleri açılması önem taşıyor. Dün olduğu gibi bugünde, YÖK’ten gelecek böyle bir kararın beklentisi içerisindeyiz…
ÖĞRENCİLERİN KENDİLERİNİ YETİŞTİRMESİ
İçinde yer aldığımız Üniversite tercih döneminde, öğrencilerin Engelliler ve Spor Bilimlerini tercih ederken, diğer bölümlerde olduğu gibi öğrencilik hayatındaki 4 yılı teorik bilginin sahada uygulama-pratik yaparak geçirmeleri önemli. Ülkemizde yer alan Spor Bilimleri Fakültelerindeki Engeliler ve Spor Bölümleri, bir elin parmaklarını geçmeyecek sayadaki okullara yönelik daha önce yaptığımız araştırmalar, süreçte edindiğimiz bilgilere göre, bu bölümde okuyan öğrencilerin engelliler alanında çalışan oranı ise %20’yi bile geçmediği görülmektedir.
Bu demek oluyor ki, bölümlerin açılması, açılan bölümlerden öğrenci mezun etmek tek başına yeterli olmuyor. Önemli olan, yönlendirme ve kariyer basamaklarını çıkarken öğrencilere doğru bir şekilde ‘rehberlik’ edilmesi. Gerek akademik gerekse iş alanında çalışmak öğrencinin görevi, bu görev süresince öğrencinin yanında olması gereken Üniversitedeki akademik kadrolar olmalılar. Bu kadrolar mesleki bilgi ve donanıma ne kadar sahip, o da ayrı tartışılması gereken, o kadar da önemli bir konu…
“DANIŞAN DAĞLAR AŞAR,
DANIŞMAYAN DÜZ YOLDA ŞAŞAR…”
‘Doğru tekdir, maceraya girmeye gerek yoktur’ derken, tercih yapacağımız, eğitim ve öğretim sürecinden sonra hayatımızın ayrılmaz bir parçası olacak ‘meslekleri’ daha öncesinden araştırmak oldukça önemli. Bizler de bu süreci yaşayanlardan olduk, elhamdülillah. Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yöneticilik Bölümü’nden 1998 yılında mezun olacağımız süreçte Öğretmenlik-Yöneticilik-Gazetecilik hususunda kararsız kaldığımızda, gazetecilik konusunda TRT’nin eski spor Müdürü Kadri Bolcan Beyefendi (Allah rahmet eylesin) ve Yeni Şafak Gazetesi Spor Müdürü Hayati Telgeren Beyefendilere (Allah rahmet eylesin) danışmıştık.
Hayatımın her aşamasında bu danışmanın önemli yararlarını gördük. Bu bağlamda, içinde yer aldığımız süreçte tercihlerimizi yaparken ‘Ben bu alanı seçtim ama bir de bu sektörde çalışanlara bir danışayım!’ denilmesi yarar sağlayacağı, kanaatindeyiz. Uygulamanın içinde olan, mesleki kariyerini sürdürenlerle yapılan görüş alışverişi, kişinin doğru karar vermesi, bu sayede de kum saatine benzeyen ve hızla tamamlanan hayat sürecini, deneme ve yanılma şeklinde işlemesinin önüne geçerek, olası zaman kaybının önüne geçmiş olur.
Büyüklerimiz boşuna dememişler, ‘Ne kadar bilirsen bil, yine de bir bilene danış, sonra karar ver’, ‘Danışan dağlar aşar, danışmayan düz yolda şaşar’ diye…
FİLİSTİN’DE YETİM KALAN 55 BİN ÇOCUK VE
3 BİN SİYONİSTİN MESCİD-İ AKSA’YA SALDIRISI
Bugün öğrencilerimizin Üniversite tercihlerini konuşurken, Filistin’deki İsrail soykırımını da görmemiz gerekmektedir. İsrail Ekim 2023’ten beri Gazze ve Batı Şeria’da 20 bini aşkın öğrenci ile 1037 öğretmeni şehit etti (21 Ekim-2025). O tarihten bugüne, siyonist İsrail, Filistin’deki çocuk, genç, kadın, yaşlı ayırt etmeksizin Müslüman topraklarındaki vahşetini devam ettiriyor.
2013 yılında hız kazanan zulüm-vahşet-işkence-gasp ve ölümlerle 73 binin üzerinde masum kardeşimiz hayatını kaybederken, 173 binin üzerinde Filistinli yaralandı. Katil İsrail bugün okul-hastane-çadır-ev-pazaryeri-cami ayırt etmeksizin bombalamaya devam ediyor. Tüm dünyanın gözü önünde, Yahudilerin İslam topraklarında yaşattığı bu işgal ve acının daha ne kadar süreceği ise belirsizliğini koruyor. Öyle bir işgal ve öldürme ki, bölgeden gelen vahşeti anlatmaya, kelimeler kifayetsiz kalıyor.
Gazze’deki Sosyal Kalkınma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada,11 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden temmuz ayına kadar ki süreçte 2 bin 39 çocuğun daha yetim aldığı, 54 bin 468 çocuğun soykırım sırasında anne veya babasından birini veya her ikisini kaybettiği, ifade ediliyor. Bu çocukların akıbetinin ne olacağı ise belirsizliğini korurken, ülke olarak yetimlere şefkat eli uzatıp, yakın takibe alıp, sahiplenmek gibi sorumluluğumuz olmalı.
Biz bu satırları yazarken, İsrail işgali altında Doğu Kudüs’te bulunan ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’ya, İsrail polisinin koruması altında 3 bin 200’ü aşkın siyonist teröristin baskın düzenlemesi, Kudüs Valiliğin açıklamasına göre ‘İsrail ordusunun Doğu Kudüs’te 5 bin dönümden fazla araziyi gasp etme kararı alması’ açıklaması, tüm dünyada olduğu gibi biz Müslümanların bu hain saldırıları izlemek, her vakit olduğu gibi sözlü protesto etmekle yetinmemiz, içinde bulunduğumuz süreci ve bölgede yaşananları o kadar net özetliyor ki…