--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hürmüz’den Karadeniz’e, Gazze’den Ortadoğu’ya İnsanlığın Sınavı

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
0

İran İslam Devrimi ve Afganistan cihadıyla büyük umutlara kapılmış; Seyyid Kutub, Mevdudi ve Said Havva gibi İslam düşünürlerinin Türkçeye çevrilen eserlerini okuyarak İslam’ın adalet, özgürlük ve barış temelinde şekillendireceği bir dünya düzeninin hayalini kurmuştuk. AK Parti’nin iktidara gelişiyle bu umutlarımız daha da büyümüş, “Artık sahada biz de varız, artık söz sahibi olacağız” diyerek büyük bir heyecana kapılmıştık. Ne var ki aradan yaklaşık kırk yıl geçti. Onca mücadeleye, beklentiye ve siyasi değişime rağmen, hayalini kurduğumuz adil ve barış merkezli düzenin hâlâ çok uzağındayız. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Bunca umut, bunca mücadele ve bunca yılın sonunda neden hâlâ aynı sorunlarla yüz yüzeyiz?

Dünya, bir kez daha savaşların gölgesinde, diplomatik çözüm arayışlarının ve kırılgan ateşkes umutlarının arasında yeni bir yol arıyor. Hürmüz Boğazı’ndan Karadeniz’e, Gazze’den Ortadoğu’nun farklı noktalarına uzanan gelişmeler, artık bölgesel çatışmaların çok ötesinde, küresel güvenliği, ekonomiyi ve insanlığın geleceğini ilgilendiren bir meseleye dönüşmüş durumda. Bugün dünyanın önündeki en önemli soru şudur: Silahların konuştuğu bir dünyada diplomasi yeniden söz sahibi olabilecek mi?

Hürmüz Boğazı: Küresel ekonominin hassas noktası

ABD ile İran arasındaki gerilim, dünyanın en önemli enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nı uluslararası siyasetin merkezine taşıdı. İran’ın boğazın yeniden açılmasına ilişkin şartları ve Katar aracılığıyla yürütülen diplomatik temaslar, krizin çözümü konusunda yeni bir umut oluşturuyor.

Tabi Hürmüz Boğazı sadece İran’ın, ABD’nin veya bölge ülkelerinin meselesi değildir. Burası dünya enerji ticaretinin can damarlarından biridir. Burada sıkıntı devam ettiği sürece, yansımaları tüm dünya ülkelerini rahatsız edecektir. Boğazdaki her kriz petrol fiyatlarından nakliye maliyetlerine, üretim giderlerinden gıda fiyatlarına kadar geniş bir alanı etkiliyor. Dolayısıyla burada yaşanacak bir çatışmanın faturasını yalnızca bölge halkları değil, dünyanın dört bir yanındaki sıradan insanlar ödüyor. Hepimiz ödüyoruz..

Bir başka önemli gelişme ise Rusya-Ukrayna Savaşı’nın küresel ekonomiye etkilerini azaltmaya yönelik diplomatik girişimler.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun açıklamalarına göre, Türkiye ve Hindistan’ın Karadeniz’de tahıl ve enerji sevkiyatının güvence altına alınmasına yönelik önerileri Washington tarafından değerlendiriliyor.


Burada gündeme gelen sınırlı ateşkes önerisi, savaşın tamamını sona erdirmese de ticari gemilere yönelik saldırıların durdurulmasını ve enerji altyapısının korunmasını amaçlıyor.

Türkiye’nin bu süreçteki diplomatik rolü de ayrıca dikkat çekiyor. Karadeniz’e kıyısı bulunan, Rusya ve Ukrayna ile ilişkilerini sürdüren ve uluslararası diplomasi kanallarını açık tutan Türkiye, taraflar arasında diyalog zemininin oluşturulmasına katkı sunabilecek önemli ülkelerden biri.

Gazze: Ateşkes var ama acılar dinmiş değil!

Dünya diplomasisinin en ağır sınavlarından biri ise Gazze’de veriliyor.

Ateşkes anlaşmalarına rağmen bölgede saldırıların, can kayıplarının ve insani sorunların devam etmesi, kâğıt üzerindeki anlaşmalarla sahadaki gerçekler arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor.

Barınma, sağlık, temiz su, gıda ve yakıt sıkıntısı milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkiliyor.

Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte çadırlarda yaşayan ailelerin, çocukların, yaşlıların ve hastaların karşı karşıya olduğu tehlike daha da büyüyor.

Gazze’de insanların güvenli bir şekilde yaşayabileceği, temel haklarına erişebileceği ve geleceğe umutla bakabileceği bir düzenin kurulması elzemdir. 

Filistin halkının güvenliği, özgürlüğü ve kendi geleceğini belirleme hakkı uluslararası hukukun temel ilkeleri çerçevesinde ele alınmalıdır. Gazze’de kalıcı barışın yolu, saldırıların durdurulmasından, insani yardımların engelsiz ulaştırılmasından, yeniden imardan ve iki halkın güvenliğini sağlayacak adil bir siyasi çözümden geçiyor.


Dünya artık yeni bir savaş düzenini kaldıramaz

Bugün Hürmüz’de enerji, Karadeniz’de tahıl, Gazze’de ise insan hayatı üzerinden yürüyen krizler aslında aynı gerçeği anlatıyor: Güvenlik birbirinden bağımsız düşünülemez.

Bir bölgede başlayan çatışma, başka bir coğrafyada ekonomik krize, gıda güvensizliğine, göç hareketlerine ve siyasi istikrarsızlığa dönüşebiliyor.

Türkiye’nin diplomasi sorumluluğu

Türkiye, bulunduğu coğrafya itibarıyla bu gelişmelerin hiçbirine kayıtsız kalabilecek bir ülke değildir. Karadeniz, Kafkasya, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler doğrudan Türkiye’nin güvenliğini, ekonomisini ve dış politika önceliklerini ilgilendiriyor.

Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli ticarete açılması, Karadeniz’de tahıl ve enerji sevkiyatının korunması, Gazze’de ateşkesin kalıcı hâle gelmesi ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sona ermesi birbirinden bağımsız hedefler değildir. Bunların tamamı daha güvenli ve öngörülebilir bir dünya düzeninin parçalarıdır.

Bugün uluslararası toplumun önünde tarihî bir sorumluluk bulunuyor. Güçlü ülkeler, askerî kapasitelerini ve ekonomik nüfuzlarını yeni çatışmaların aracı olarak mı kullanacak, yoksa 

Dünya artık yeni savaşlara değil, yeni barış köprülerine ihtiyaç duyuyor.

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle