Tarım ve hayvancılık politikasını yeniden gözden geçirelim
Sarımsak tarlada para etmiyor, Maraş biberi emekçinin yüzünü güldürmüyor, fıstık üreticisi maliyet hesabı yapıyor… Çiftçi üretiyor ama kazanamıyorsa burada ciddi bir sorun var!
Kahramanmaraş’ın bereketli topraklarında çiftçi yine tarlada, yine üretimin peşinde… Kimi sarımsak ekiyor, kimi Maraş biberi yetiştiriyor, kimi fıstık bahçesinde bir yıllık emeğinin karşılığını alabilmek için bekliyor. Gün doğmadan başlayan mesai, alın teri ve binbir zahmetle devam ediyor.
Peki sonuç?
Çiftçi üretiyor ama para kazanabiliyor mu? Bir yıllık emeğinin karşılığını alabiliyor mu? Kazandığı parayla borcunu ödeyip gelecek yıl yeniden ekim yapabilecek durumda mı?
Ne yazık ki üreticinin önündeki tablo, bu sorulara gönül rahatlığıyla cevap vermemize izin vermiyor.
Bugün Kahramanmaraş’ta sarımsak, biber ve fıstık üreticisinin yaşadığı sorun, yalnızca bir tarım meselesi değildir. Bu mesele, kırsal kalkınmanın, gıda güvenliğinin ve ülkenin geleceğinin meselesidir.
TARLADA ÇİFTÇİ, PAZARDA
BAŞKASI KAZANIYOR!
Devlet, elinden geleni yapıyor ve desteklerini esirgemiyor. Yine de çiftçi para kazanamadığı gibi tüketici de pahalıya ürün satın alıyor. Aradan sıyrılıp çıkan ise tüccar oluyor
Düşünün…
Çiftçi aylarca tarlasına emek veriyor. Mazot alıyor, gübre atıyor, ilaç kullanıyor, sulama yapıyor. İşçi tutuyor, hasat için para harcıyor. Bütün bu masrafları çoğu zaman borçla karşılıyor.
Hasat zamanı geldiğinde ise ürününü kaça satacağını kendisi belirleyemiyor.
Bir tarafta ürününü tarladan çıkarmaya çalışan üretici, diğer tarafta pazarda ve markette yüksek fiyat ödeyen tüketici var. Aradaki fiyat farkının nasıl oluştuğu ise çoğu zaman yeterince anlaşılamıyor.
Elbette nakliye, depolama, işçilik ve pazarlama maliyetleri var. Ancak asıl soru şu: Üreticinin eline geçen parayla tüketicinin ödediği para arasındaki fark neden bu kadar büyüyor?
Çiftçi kazanamıyor, tüketici ucuza ürün alamıyor. Peki bu sistem kimin lehine işliyor?
Bu sorunun cevabı, üretimden tüketime kadar uzanan bütün tedarik zincirinin şeffaf biçimde incelenmesinde yatıyor.
Pazarcık, Narlı ve Türkoğlu başta olmak üzere üretim yapılan bölgelerde çiftçi, tarlasını hazırlıyor, fideyi toprakla buluşturuyor, sulama ve bakım için emek harcıyor. Hasat döneminde ise hem taze biberin hem de pul biber üretiminin ekonomik karşılığını bekliyor.
Üretici düşük fiyatla ürün satarken işlenmiş ürün daha yüksek katma değerle pazarlanıyorsa, burada üreticinin zincir içindeki konumu yeniden değerlendirilmelidir.
Çiftçi yalnızca ham madde üreten kişi olarak kalmamalı. Kooperatifler, ortak işleme tesisleri, paketleme merkezleri ve doğrudan pazarlama imkânlarıyla ürünün katma değerinden daha fazla pay alabilmeli.
Hasat döneminde piyasaya fazla ürün çıkması ve üreticinin depolama imkânlarının sınırlı olması, fiyatlar üzerinde baskı oluşturabiliyor. Borcunu ödemesi gereken çiftçi, ürününü bekletme şansına sahip değilse düşük fiyatı kabul etmek zorunda kalabiliyor.
Oysa yeterli depolama altyapısı, üretici örgütlenmesi ve sağlıklı piyasa bilgisi, çiftçinin pazarlık gücünü artırabilir.
Üretici, gelecek yıl neyle karşılaşacağını bilmeli. Üretim planlaması, su yönetimi, sigorta ve pazarlama mekanizmaları birlikte ele alınmalı.
Tarım ve Orman Bakanlığının kadın çiftçilere, kadın girişimcilere ve hayvancılık işletmelerine yönelik destekleri kırsal kalkınma açısından önemli fırsatlar sunuyor. Ancak tarımsal desteklerin başarısını yalnızca açıklanan hibe miktarlarıyla veya hayata geçirilen proje sayısıyla ölçmek yeterli değil.
Asıl başarı, üreticinin işletmesini sürdürebilmesi, borçlarını ödeyebilmesi, ailesinin geçimini sağlayabilmesi ve gelecek yıl da üretime devam edebilmesidir.
Çiftçinin tarlaya küsmediği, emeğinin karşılığını alabildiği, gençlerin tarımdan kaçmak yerine toprağına sahip çıktığı bir düzen kurmak zorundayız.







