--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mes’ûliyet duygusu

Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
0

Nurettin Topçu merhûmun “İsyan Ahlâkı” tezini hepimiz okumuş, en azından işitmişizdir. Aslında bu “isyan”, insanın kendi içindeki ve dışındaki her türlü kötülük karşısında cesâretini ve hareket hürriyetini ifâde eder. Kötülük ve kötüler karşısında isyan cesâretini ve hareket hürriyetini kaybeden toplumları bir felâket beklemektedir. Bu “isyan”, Müslümanın en kuvvetli ve belirgin yanıdır aslında. Kötülüğe-kötülere karşı çıkmak ve onlarla savaşmak kararlılığı ve cesâreti… İsyan ahlâkı, aslında cihad aşkıdır. Nefsle ve dış düşmanla cihad… Dolayısıyla “isyan ahlâkı” büyük, derin ve granit bir îmânın meyvesidir. Kimde kavî bir îman varsa onda “isyan ahlâkı” da vardır. Cümleyi şöyle de kurabiliriz: İsyan ahlâkı olmayan insanın îmânında bir zayıflık vardır. 

“Emr-i ma’rûf ve nehy-i münker” kâidesi, Müslümanı “isyan ahlâkı” ile mükellef kılar. Kötülüğü men’ edip iyiliği emredeceksin. Yâni kötülükle mücâdele edecek, iyiliği de hâkim kılacaksın. Bunu yapmayanlar büyük felâketi beklesin… “Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder ve kötülükten sakındırırsınız, ya da Allah kendi katından üzerinize bir azap gönderir. Sonra ona duâ edersiniz ama duânız kabûl edilmez.” (Hadîs-i şerîf)

“İnanan erkekler ve kadınlar, birbirlerinin velileridir. İyiliği emrederler, kötülükten menederler” (Tevbe, 71) 

“Onlar, öyle kimselerdir ki, kendilerine yeryüzünde iktidar verdiğimiz takdirde, namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar.” (Hac, 41)

“Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men edersiniz.” (Âl-i İmran, 110)


Bu ilâhî haber ve emirler isyan ahlâkının temelleridir. 

İsyan ahlâkı, insanda, dışarıdan bir zorlama ile değil içten bir kaynama şeklinde var olmalıdır. Dışarıdan zorlama ile yüklenen bir değer, insanın üzerinde kalıcı olmaz. Zorlama kalktığı anda yüklenen kıymet de büyük ihtimâlle kalkacaktır. Oysa insanın özünden kaynaklanan bir heyecan, bir aşk ve şuur ondan hiç ayrılmayacaktır. O yüzden insanı “isyan ahlâkı” sâhibi yapmanın tek yolu, bu ahlâka sahip hocaların rehberliğindeki bir maârif faaliyetidir. Hoca, bilgisiyle zihinleri açarken hâliyle örnek olacaktır. Bugün eksikliğini en çok hissettiğimiz şey “örnek hoca”dır. Eğitimi, bir bilgi yüklemeden ayırıp bir hâl geçişine yükselten unsur, “örnek hoca”dır. Yeni nesillerin millî-mânevî değerlerden uzaklaşmasında en büyük faktör “örnek hoca”larımızın azalması, hattâ yok olmaya yüz tutmasıdır. İyi bir maârif faaliyetinin bile eğitimden geçen herkesi arzulanan kıvâma getiremeyeceği bir hakîkat iken, böyle bir faaliyet olmaksızın çok müspet netîceler beklemek beyhûdedir. Yine de elimizde iyi bir eğitim sistemi ve “örnek hoca”dan daha verimli ve mutemet bir imkân yoktur. 

Nurettin Topçu, “başarı”yı tek ölçü kabul eden eğitime taraftar değildir. Ona göre “başarı hırsı”, diğerlerini çiğneme düşüklüğü ihtivâ eden ve insanı insan yapacak yolu zehirleyen bir şeydir. İnsanı insan yapacak, isyan ahlâkına yükseltecek duygu, “mes’ûliyet hissi”dir. Eğitim sisteminin en temel ve biricik hedefi, kendisine emânet edilen dimağlara bu hissi taddırmak ve kalplerine ustaca yerleştirmektir. Eğitimin başarısı buradaki ustalıktır. 


Bağırıp çağırarak, şiddet uygulayarak değil; insan fıtratına en uygun şekilde kalplerine yerleştirmek. İşte eğitim sisteminin çocuklarımıza vereceği en büyük kıymet budur: İçlerinde duyacakları gerçek bir mes’ûliyet hissi… Bu duygu bir kalbe bir defa girdi mi o kalbin sâhibi bir anda altın değerine yükselir. Artık o insan millî-mânevî değerlerine bağlı, vatan-millet sevdâlısı, içindeki ve dışındaki her türlü kötülüğe isyan edebilen ve bu yolda mücâdeleden geri durmayan, varlığı ve her hareketi faydadan ibâret bir kişi olur. Artık iyilikleri zorla yapan değil, kendi içinden kaynayan bir heyecan ve istekle yapan bir insandır o. Mes’ûliyet duygusu bir insanın en sarsılmaz ve güvenilir mürşididir. 

Bugün bütün sıkıntılarımızın eğitim sistemimizin “mes’ûliyet duygusu”na sâhip insan yetiştirememesinden kaynaklandığını söylesek abartmış olmayız. 

Eğer bu duygu lâyıkınca verilebilmiş olsaydı bugün iğrenerek seyrettiğimiz yolsuzluklar, hırsızlıklar, ağza almaktan utanacağımız ahlâksızlıklar olur muydu? En azından bu kadar yaygın olur muydu? 

Çocuklarımızı bin bir hayvanın hırsından kurtaracak olan büyük ve derin bir “mes’ûliyet duygusu”dur. Anneler, babalar ve bütün yetkililerin üzerine en çok titreyeceği kazanım bu olmalıdır. 

Nurettin Topçu merhûmun “İsyan Ahlâkı”ndan öğreneceğimiz ve hayâtımıza katacağımız ne kadar çok şey var…

Îman, mes’ûliyet hissi ve isyan ahlâkı birbirinin ayrılmazı değerlerdir. 

 

Ahmet Tâlib Çelen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle