--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Esed’siz bir Suriye mümkün mü?

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
16

Türkiye, Suriye’de sürdürülmekte olan vekalet savaşını bitirmeye yönelik ta başından beri “Esed’siz bir çözüm” öneriyor. Rusya ve İran ise hiçbir zaman Esed’siz formüle sıcak bakmadı. Astana ve Soçi mutabakatına rağmen gelinen süreçte Rusya’nın Esed’den vaz geçtiği söylenemez. Kabul edelim ki Türkiye’den başka hiçbir ülke samimi bir şekilde Suriye’nin geleceği konusunda Esed’siz bir çözüm konusunu masaya dahi yatırmaya yanaşmadı. Türkiye Suriye ile olan sorunlarını Rusya üzerinden yürütmeye çalışıyor. Vekil güç Rusya ise her seferinde bizi arkadan hançerliyor ve Esed’in yanında yer alıyor. Daha açıkça konuşalım; Rusya Suriye konusunda şöyle düşünüyor: “Esed’e karşı olan Suriye halkı değil, dışarıdan gelen ithal İslamcı savaşçılar.”

Rusya bizi ve ÖSO’yu ithal İslamcı savaşçılar olarak görüyor. Aslında El Kaide, El Nusra gibi aşırı örgütler Suriye’de Ankara’nın elini zorlaştırıyor. Bu örgütlerin bizimle organik bağı olduğunun algısını yaymaya çalışanların asıl amacı, Türkiye’nin Suriye’den çekilmesini sağlamaktır. 

Erdoğan’ın Suriye projesi çöktü mü?

Türkiye’nin Kuzey Suriye’de sınırları tehdit altındadır. Ankara’nın toprak genişletme ve Suriye nüfusunu kendi nüfusuna entegre etme gibi bir davası bulunmuyor. Bilakis ülkemize sığınan 4 milyon göçmenin güvenli bölgelere iskanını planlıyoruz. Tabii dahası da var. ABD’nin Fırat’ın Doğusundan Akdeniz’e kadar uzanan coğrafyada Kürt tabanlı bir terör koridoru inşası projesi var. Türkiye Suriye’de, Adana Mutabakatı çerçevesinde bulunuyor. Ancak M5 karayolunu ele geçiren Suriye ordusunun Türk askerlerine ateş açması ve verilen karşılıkla tırmanan gerilim sürüyor. Gözlem noktalarımızın bir kısmı Suriye rejim güçlerinin hakimiyeti altında. Şimdilik Türkiye, Rusya ile olan ilişkisini diplomasi yolu ile yürütmeye çalışıyor.

Adana Mutabakatı, çift taraflı bir görüşmeyi gerekli kılıyor mu? Suriye yetkilileri, Türk birliklerinin Suriye topraklarına Adana Mutabakatı çerçevesinde girdiği iddiasına tepki gösteriyorlar. Rejim güçleri, Adana Mutabakatının,  iki devlet arasında yapılmış bir anlaşma olduğunu iddia ederek, Suriye hükümetiyle koordinasyon gerektirdiğini belirtiyor. Yani Suriye-Şam yönetimi demek istiyor ki, “Ey Türkiye, bizimle olan münasebetini vekil aracılığıyla değil bizimle sürdür.” Acaba Esed, Ankara’nın kendisini muhatap almamasına gönül mü koyuyor? Kendi halkını katleden Esed’i terörist olarak gören Türkiye, Esed’le masaya oturma taraftarı değil. Evet doğrudur, Adana Mutabakatı, iki ülkenin sınır güvenliğini ve terörle mücadeleyi öngörüyor. Türkiye de bu sebeple Suriye’de yer alıyor. Suriye devleti, Erdoğan’ın Suriye projesinin  çöktüğünü ifade etse de bunun pratikteki yansımasının öyle olmadığı bir gerçek. Eğer Türk askeri İdlib’te olmasa, rejim güçleri Rusya’dan aldıkları destekle kenti bombardımana tutup, büyük bir göç kitlesinin Türkiye’ye akın etmesini sağlayacaklar. Yani Türkiye, bir taraftan terör sarmalıyla, diğer taraftan ise göçmen sorunuyla boğulmak isteniyor.

Suriye’de devam eden vekalet savaşında mülteciler ve Halep konusu, bizim kırmızı çizgimizdir. Sınırlarımızda bir terör devletine asla rıza göstermeyiz. Neden Halep önemli dedik? Çünkü Halep,  Esed rejiminin dengelenmesinde stratejik öneme sahipti. Lakin Halep’le olan erişimimiz kesildi. Halep’te istediğimizi elde edemedik. Ülkemizde misafir ettiğimiz göçmenleri güvenli bölgelere yerleştirmemiz gerekiyor. Vatan hainleri bizim bu mücadelemizi, Suriye’nin kuzeyini Misak-ı Milli topraklarına katma projesi olarak anlattılar. 

Barış Pınarı Harekatı, Fırat’ın doğusunda PKK/PYD/YPG’nin nefes borusunu kesmeye yönelik bir operasyondu. Amerika araya girerek, PYD’yi (gerilla güç YPG) güvenli bölgenin ötesine taşıyacağını vaat etti. YPG bölgede saldırılarını sürdürdüğü gibi, terör yanlısı Kürt grupları (YPG’li) bağımsızlık veya federasyon gibi gerçekçi olmayan hedeflerinden uzaklaşarak Şam rejimine yanaştılar. 

Türkiye’nin Suriye politikasının başarılı olmasının yolu, İdlib’teki statükosunun iyi sürdürülmesine bağlı. Öncelikle diplomasiyi öngören Ankara, gerekirse gözlem noktalarımızı vuran rejim güçlerine misliyle mukavemet göstererek, arka planda Suriye’den çıkmamızı amaçlayan çabaları boşa çıkarabilir. Rusya ve Suriye rejimi ile karşı karşıya gelmeden bu sorunun halledilmesi elzemdir. Rusya’nın Suriye’deki eylemleri ve Esed yanlısı politikası, bizim Suriye politikamızı bozma riski taşıyor. Elimizdeki kartları, bu gerçeği görerek açmak durumundayız. Olası büyük bir göç dalgasının önüne geçebilmek için M4 ve M5 karayolundaki konumumuzun güçlendirilmesi gerekir. Amerika ile olan ilişkilerimizin bozulması riskini taşısa da, şimdilik Ankara-Moskova diyaloğunun devam etmesinin bizim için hayırlı olacağını düşünüyorum. 

Esed’siz bir Suriye mümkün mü? Yazının başlığına dönecek olursak, Şam yönetimi tıpkı Libya’daki Hafter gibi hareket ediyor. Siyasi çözüm yerine askeri (darbe) çözüme sıcak bakan Esed ile anlaşmanın yolu tıkalı. ABD, İngiltere’nin yanında, Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinden de destek sağlanmalı. Sayıları 2 milyona yakın bir göç trajedisinin önüne geçilemez ise, Suriye politikamız ve tüm kazanımlarımız çöker.

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle