Mustafa Karahasanoğlu Camii ve Kur’an Kursu
Camiye, Kur’an-ı Kerim’e, şirk ve isyan içerisinde olmayan her insana dost idi.
Hepsinden öte, ahiret gününe dost kalmak için iş ve özel hayatını hibe eden bir insan olan Mustafa ağabey için yapılabilecek en büyük hayırlardan birisi buydu.
Geçtiğimiz Cuma günü, caminin ve Kur’an Kursu’nun açılışı yapıldı. Çok istememe rağmen katılamadım.
Hayırlı uğurlu olsun! Emeği geçen herkesin ömrüne bereket. Aile birlik ve bütünlüğünün gereği icra edildi.
Arnavutköy İlçesi Mehmet Akif Mahallesinde inşa edilen külliye, hizmete devam ettikçe, elbet Mustafa ağabeyin amel defteri de açık kalacak.
Mustafa ağabeyin evlatları İbrahim, Ahmet ve Mustafa ağabeyin kardeşleri Nuri ile Ali İhsan Bey’in gösterdikleri vefa, gazetemizin yayın hayatına başladığı günden bugüne, “dava” şuuruyla takip eden herkesi mutlu etti.
Ayrıca açılışın “Camiler Haftasına” denk gelmesi de güzel tevafuktu. Camiler sadece namaz kılınan ibadet haneler olmaktan çıkıp, medrese ve tekke vazifesi de görmesi lazım gelen bir anlayışa doğru tekrar başlamalıdır.
Mustafa Karahasanoğlu Camii ve Kur’an Kursu da bu manada, Kaymakamlık ve Müftülük izniyle sosyal ve kültürel seminerlere hizmet edecektir inşaallah.
•
Son söylediğim husus, Mustafa ağabeyin hayallerinden birisiydi.
“Mescitler, evden camiye veya işten camiye gidip gelinen mekânlardan kurtarılmalıdır” derdi.
Kendisiyle yaptığımız seyahatlerde şehirlere vardığımızda camilere giderdik. Camilerin avlularına, bahçelerine oturur ve cemaatle sohbet ederdik.
Yine yaptığımız seyahatlerde, şehirden şehirlere geçerken, yol kenarlarında gördüğümüz köylere uğrar camilerine varırdık.
“Niye böyle yapıyoruz” diye sorduğumda, meğer uzaktan köyün varlıklı bir köy olup olmadığına bakar, fakir ve gelişmemiş bir köyse oraya uğrar, camilerinin eksiği olup olmadığına dikkat edermiş.
Nuri Bey ve Ali Bey, bu özelliğini biliyorlar mıydı, bilmiyorum fakat Mustafa ağabeyin hayallerinden birini gerçekleştirdiler. Allah tüm aile fertlerinden razı olsun.
•
Belki söylemek doğru değil ama az biraz söz ediverelim. Maddi yardım yaparken, hiç göstermez ve gösterişe kaçmadan sessizce yapardı.
Gazeteye gittiğimde bazen cebinden para çıkarır, şunu falan yerde falan kimseye bırakıver derdi.
Ben de gider verirdim, yardımı alan kişi de kimden ve nereden geldiğini bilirmiş ama meğer o da aracıymış. Esas yardımı alan kimse nereden ve kimden geldiğini bilmezmiş.
Bunları da sonradan öğrenirdim. Mesela Deniz Feneri’ne atılan iftiralar üzerine ilk sahip çıkan ve yardım eden Mustafa ağabeydi.
Bakın işte onu biliyorum. Benden haber gönderip; “İhanet şebekesi, Deniz Feneri’ne çökmek istiyor, ne talep ediyorlarsa hepsine hazırız” demişti.
•
Ezcümle:
Hayatımda çok insan tanıdım ama Mustafa ağabey gibi gösterişsiz “amentü sahibini” az tanıdım. Bir dakika bile patron olduğunu hissetmedim. Ruhu için el-Fatiha.







