Cevat Abi için dua
Günlerdir ellerimiz ve dillerimiz dualarda. Zira dava kardeşim, arkadaşım, akrabam, gönül insanı Cevat Özkaya ağır hasta ve yoğun bakımda tedavi görmeye devam ediyor ve Cevat Abi bizlerden dua bekliyor.
Elbette dua, sadece hastalık ve sıkıntı durumlarında değil, her zaman gündemimizde ve hayatımızın merkezinde olmalıdır. Çünkü “Dua ibadettir”; “Dua ibadetin özüdür” (Ebû Dâvûd, Vitir 23; Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân 3, 41, Deavât 1). Bu Hadis-i şerif “Dua ibadetin ta kendisidir” diye de tercüme edilir. Namaz yani “salât” da kelime anlamı ve özü itibarıyla en kapsamlı duadır; kulun Allah’a sığınmasıdır. “Namaz kılan, o esnada kiminle konuştuğunu bilseydi, yüzünü kıbleden çevirmezdi.” (Câmiu’s-Sağîr, 7349)
Bakara/186. ayette yüce Rabbimiz; ‘kullarına çok yakın olduğunu ve dua edenin duasına icâbet edeceğini’ söylüyor. Devamında ise, “O halde onlar da benim dâvetime uysunlar ve bana iman etsinler. Böyle yaparlarsa, en doğru yolu bulmuş olurlar.” buyuruyor.
Hastalık deyince, aklımıza ilk olarak gelmesi gereken dua İbrahim aleyhisselamın şu yakarışı olmalıdır: “Beni yaratan da hidayete erdiren de O’dur. Beni yediren de içiren de O’dur. Hastalandığımda bana şifa veren de O’dur. Beni öldürecek, sonra diriltecek O’dur. Ahiret gününde hatalarımı bağışlamasını umduğum da O’dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni salihler arasına kat.” (Şuarâ 26/78-83)
Hastalık konusunda en ağır imtihanı Hz. Eyyûb Aleyhisselam yaşamıştır ve yüce Rabbimiz onun duasına Kur’an’da yer vermiştir: “O, Rabbine: “Beni şiddetli bir maraz kapladı. Sen erhamu’r-râhimînsin” diye nidâ etti de duasını kabul ettik ve hemen o hastalığı giderdik. Ve ona katımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için ibret olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik.” (Enbiya 21/83-84).
Bizler de şiddetli ve amansız hastalıktan kurtulması için Cevat Abi adına şu duayı yapalım: “...Rabbim! Göğsüme/gönlüme inşirah (ferahlık) ver ve işimi bana kolaylaştır...” (Tâhâ 20/25-26)
Dualarımızda hem ona ve hem de kendimize dünya ve ahiret iyilikleri dileyelim: “Rabbimiz bize bu dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi cehennem azâbından koru.” (Bakara Suresi 2/201)
“Rabb’imiz! Hesabın görüleceği gün, beni, annemi, babamı ve müminleri affet.” (İbrahim 14/41)
Hz. Mûsâ, yüce Rabbimize şöyle yalvarmıştı: “Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helâk ederdin. İçimizdeki birtakım beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi helâk mı edeceksin? Bu iş, ancak senin bir imtihanındır ki, onunla dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni doğru yola erdirirsin. Sen bizim velimizsin. Bizi bağışla ve bize merhamet et. Çünkü sen, en hayırlı bağışlayansın!” “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz (takdir buyur), ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik...” (A’râf 7/155-156)
Allah’ın varlığına, birliğine iman edip bu yüzden ölüme mahkûm edilen Hz. Musa’nın ümmeti: “...Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve Müslüman olarak bizim canımızı al.” diye dua ettiler (A’râf 7/126)
Yusuf aleyhisselâm da şöyle dua etmişti: “Ey Rabbim! Sen bana dünya mülkünden nasip verdin ve bana söz/olay/rüyaların tabirinden bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim canımı Müslüman olarak al ve beni salih kulların arasına kat!” (Yusuf 12/101)
Ashab-ı Kehf, içinde bulundukları sıkıntıdan kurtulmak için şöyle dua ettiler: “Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve bizim için şu işimizden bir kurtuluş yolu hazırla.” (Kehf 18/10) Hz. Şuayb; “...Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben yalnızca O’na dayandım ve ancak O’na döneceğim” (Hûd 11/88) dedi.
Bizler de çeşitli sıkıntılarla ve musibetlerle zaman zaman imtihan ediliyoruz: “Andolsun sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele! Onlar bir musibete (hastalık, ölüm vb.) uğradıklarında, “Doğrusu biz Allah’a aitiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler.” (Bakara 2/155-156) O halde Kur’an’ın öğrettiği gibi; “innâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn” diyelim.







