• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI
27 Ocak 2020

Deprem değil, çürük binalar öldürür

Doğal afetlerde resmi açıklamaların dışındaki beyanlara itibar etmem. Sosyal medya denilen kulvarda yazılıp çizilenlerin zaten bir değeri olmadığı gibi, bu tür afetlerde art niyetli kişilerin özel hesapları kanalıyla haberciliğe soyunmalarına yetkililerce fırsat verilmemelidir. Öncelikle ülkemizin başı sağ olsun, Elazığ ve Malatya’da depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize de acil şifalar diliyorum.

Elazığ depremiyle ilgili olarak, “Sivrice ilçesinde, 24 Ocak 2020 tarihinde saat 20.55’de 6,8 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir” açıklamasının AFAD ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca yapıldığı anda, biz Kahramanmaraş’ta depremin sarsıntısının şokuyla sokaklardaydık. Depremin yaşandığı anda bilgisayarımda haber yapmaya çalışıyordum. Gündüzünde Maraş’ta meydana gelen fırtına, ağaçları kökünden sökmüş, çatılar uçarak araçları kullanılamaz hale getirmişti. Bunun etkisini atlatmadan, saatler 20.55’i gösterirken evimizde yakalandık depreme. Herkes büyük bir korku ve panikle, oturduğu, değer verdiği, asla vazgeçmediği apartmanlarını, lüks dairelerini bırakıp canını kurtarmanın derdine düşmüştü. Sokaklara taşınmıştı insanlık.. Biraz önce evlerinin sıcacık odalarında dinlenerek çaylarını yudumlayan Maraşlılar, şimdi araçlarının içerisinde, binalardan uzak mekânlarda, ne olacağının merakı içerisinde bekliyorlardı. Maraş’la ilgili izlenimlerime yazımın sonunda yine değineceğim. Depremin bizde bıraktığı acılara, gözyaşlarına ve doğal afetlere karşı inançlı bir millet olarak nasıl bir tavır almamız gerektiği noktasında bir şeyler söylemek isterim. 

Bölgede çok iyi bir sınav verildi. AFAD, UMKE, İHH ve tüm arama kurtarma ekipleri bölgede özverili bir çalışma yaptılar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; depremin yaşandığı Elazığ’a giderek “devlet ve millet olarak elimizden geleni yapacağız, TOKİ kanalıyla binalar yapacağız” şeklindeki açıklaması çok önemliydi. Huzuru tavsiye eden Erdoğan, algı operasyonlarına meydan verilmemesini, daha önceki depremlerde olduğu gibi bu depremi de atlatacağımızın altını çizdi. “Deprem öldürmüyor, binalar öldürüyor.” Bizler toplum olarak hayatı çok ciddiye almıyoruz. Alan genişletmek için kolonları, kirişleri keseriz, sonra deprem geldiğinde dizimizi döveriz. Elin adamları suyun üzerine bina yapıyorlar. Bizim; kayalıklara yaptığımız binalar yıkılıyor. Peki, ama neden? Deprem hakkında elbette herkes konuşma hakkına sahip değil. Konunun uzmanları konuşup, olası bir depremde neler yapılması gerektiği hususunda millet aydınlatılmalıdır.      

Türkiye’deki depremler 17 Ağustos Marmara Depremi’ni ve bundan sonra olası yaşanabilecek büyük bir depremin de ne kadar yıkıcı olabileceğini bir kez daha hatırlattı. Elazığ’da meydana gelen depremin etkileri Hatay ve Niğde’ye kadar hissedildi. Ne yazık ki kentsel dönüşüm kanunu ve uygulamalarına rağmen, olası bir depremde çok vahim sonuçlar doğuracağını düşünmek fevkalade üzücüdür. Hiçbirimiz, özellikle müteahhitler ‘Deprem değil, binalar öldürür’ gerçeğini hatırlamak istemez. Bu yüzden çürük binaların devlet eliyle tespiti, boşaltılması ve yıkımı çok ivedi olarak yapılmalıdır. Kabul edelim ki ülkemiz, yerkürenin en kırılgan bölgelerinden birinde yer almakta. Türkiye’nin tamamının bir deprem ülkesi olduğunun kabulü, artık kaçınılmaz bir gerçek. Depremden kaçmanın imkânı yok. Önemli olan, oturduğumuz binaların depreme dayanıklı olarak yapılması ve bilinçli olmamız. Deprem bilinciyle yaşamak bilimin, aklın, mantığın farkında olmak, tek çıkar yol. Devlet ve yerel idareciler, depreme uygun olmayan alanlara ruhsat vermemeli, çürük binalara rapor vermekle yetinmeyip; buralarda iskân edenler kolluk kuvvetlerince tahliye edilmelidirler. Deprem anında binalardan kaçanlar, bu gerçekle yüzleşmek durumundadırlar. Tek çare: “Eğitim, bilgi, bilinç, depreme dayanıklı yapıları kullanmak ve iyi yönetim.” Sözü dinleyip, kim söylerse söylesin doğrusuna tabi olmak gerekir. Adam solcu da olsa, söyledikleri gerçek ve bilimsel bir değer ifade ediyorsa, varsın muhalif olsun. Onun söyledikleri pratik hayata yansıtılmalıdır. Adam, depremlerle mücadele konusunda asıl önemli olanın ‘zarar azaltma’ sürecini by-pass edip salt deprem sonrası ‘yara sarma’ politikasına ağırlık verildiği için, depremden sonra acılar yaşadığımızı ifade ediyor.

Depremle mücadelenin ‘deprem öncesi’ ve ‘deprem sonrası’ olmak üzere iki aşamalı bir süreci olduğu söyleniyor. Bunlardan ilki; uzmanların ifade ettiği deprem öncesi yapılacak çalışmalar ve alınacak önlemlerle olası bir büyük depremin oluşturabileceği can ve mal kayıplarını, tüm zararları önlemeyi ya da en aza indirgemeyi öngören ‘zarar azaltma’ politikasıdır. Diğeri ise, deprem olduktan sonra oluşan zararların giderilmesini ve depremzedelerin mağduriyetinin giderilmesini öngören ‘yara sarma’ politikasıdır. Yara sarmada ve depremzedelere ilaç olmada takdire şayan çalışmalar yapıyoruz. Hor görülen Suriyeli vatandaşlar bile deprem bölgesinde tırnaklarıyla kazarak, göçük altından yaralı çıkarıyorlar. 

Gelelim Kahramanmaraş’a.. Yazımın başında zikrettim. Maraş, Elazığ Sivrice’de meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremi çok kötü hissetti. “Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunan Kahramanmaraş Türkoğlu çevresinde 1513 yılından bu yana depremin olmadığına dikkat çekerek “kaygı duyuyorum” diyen deprem uzmanı Naci Görür, Maraş halkını heyecanlandırdı. Uzmanlar, “Uyumakta olan uzun dönemdir aktif olmayan deprem Doğu Anadolu fay hattıyla uyandı” uyarısında bulunuyorlar. Depremin enerjisini ne şekilde ve nerelerde boşaltacağını bilemeyiz. Fay hattının içerisinde bulunmasından dolayı Kahramanmaraş da depreme gebe illerden birisidir. Kentin 3 yönden girişi (Gaziantep, Adana, Kayseri) de şehrin siluetini bozuyor. Bu bölgelerde hâlâ gecekondu binalar mevcut. Ayrıca şehrin merkezi de öyle. İvedi kentsel dönüşüm başlatılmalı ve çürük binalar tahliye edilerek yenisi yapılmalıdır. Bunlar yapılırken, sosyal medya aracılığıyla oluşturulmak istenen menfi algı operasyonlarına asla müsaade edilmemelidir.

Cuma akşamı sallanan sadece Maraş olmadı. Dolayısıyla art niyetli kişilerin sosyal medya aracılığıyla “Maraş neden ulusal basın ve televizyonlarda yer almadı?” türünden algı oluşturmaya çalışmaları üzerinde durulması gerekiyor. Depremin ana üssü Elazığ ve Malatya. Binalar orada çöktü ve insanlar orada can verdi. Kahramanmaraş’ta bir tek hasarlı bina olmadığı gibi, AFAD ve 112’ye gelen bir tek ihbar bile yok. O kişiler acaba, Allah muhafaza, Maraş’ta da bir deprem yaşanıp bu şekilde gündeme mi gelmek istiyorlar? Allah hiçbir ilimizi, hatta ülkeleri deprem ve doğal afetler nedeniyle gündem etmesin. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Aliş

Para tahsilatı ve oy için gerekli gereksiz demeden, kaçak çıkmış, ruhsata, imara aykırı yapılara YAPI KAYIT BELGESİ verir iken depreme dayanıklı olma şartı olmadan İmar Barışı diye nasıl binalara ruhsatlandı! İstanbul'da Deprem Toplanma alanları. AVM oldu.. 17 senede Kurtuluş Savaşı sonrası fabrika, yol, eğitim, sağlık da onca imkansızlığı rağmen neler yapıldı. 21 yy da bunca imkanla betondan başka yapılan ne
  • Yanıtla

Atasehirli

Sayin yaZar deprem degil bina oldurur,peki atasehirde hala imari abidik gubudik hale getiren atasehir belediyesi ne is bizlere deprem olur binalarimizda buyuk ihtimal yikldiginda bu belediye yetkililerinden hesap sorulacakmudur ,,ibb de bekleyen imari geri cek yanlius falan de ne tesaduf ibb cehapa ya gecti amac ne cok onemli yuzbinlerrce insan ist gobeginde atasehirdeki ve ibb deki bikac chp li belediyecinin abidik gubudik isinde yikimi bekliyo deprem yikimini imari yapacaklari yok nasilsa
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı