• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI

Çok kutuplu bir dünya

10 Mayıs 2021


Abdullah Şanlıdağ İletişim: [email protected]

Soğuk Savaş sonrası analizcisi Fukuyama gündemdeki yerini koruyor (mu?). Fukuyama “Tarihin Sonu” isimli eserini kaleme alırken dahi, ABD-Çin rekabetinden kaynaklanacak olası bir savaştan korktuğunu dile getirmişti. Ona göre tarihin yeni sonu, bağnazlık ve eşitsizliğin yol açtığı sorunlarla gelecekti. İdeolojiler arasındaki çatışmanın bitmek üzere olduğunu belirten Fukuyama, bundan sonraki süreçte liberal demokrasinin hüküm süreceğini dillendirmişti. Bundan 10 yıl öncesine kadar aynı tezinin arkasında olduğunu bildiğimiz Fukuyama’nın Kuşak Yol projesinin mimarı ve şimdilerde küresel pazarın ikinci efendisi Çin hakkında ne düşündüğünü, doğrusu çok merak ediyorum. Entelektüel camianın önemli isimleri, Fukuyama’nın Türkiye için iyimser düşündüğünü ve tarihin sonu tezinde hâlâ ısrarcı olduğunu söylüyorlar. Ekonomik krizler, medeniyetler çatışmasını frenledi. Tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 salgını sonrası yeni bir dünyanın inşa edileceğini, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söyleyen küresel patronlar Fukuyama’yı haklı çıkaracak söylem içerisindeler. 

Rusya-Çin, ABD ve AB blokunun küresel sermayenin neredeyse tamamını paylaştıkları bir dünyada çatışma muhakkaktı. Bakalım salgın sonrası nasıl bir dünya inşa edilecek? 

Sosyalizmi inşa etmek için kapitalizmi çok iyi kullanan Çin, dünyada küresel pazarın ikincisi konumunda. Kuşak Yol Projesi’ni de hayata geçirdiği vakit, kim tutar Çin’i?  Şu anda Çin büyük ve güçlü bir oyuncu. ABD gibi Doğu Asya ülkeleri de Çin’in yükselişinden ve dünya pazarını ele geçirme mücadelesinden rahatsızlar. Özellikle ABD ve bir kısım Asya ülkeleri için Çin, saldırgan ve acil bir sorun. Burnu çırpılmadığı takdirde ilerleyişinin ve pazarın tek hakimi olmasının önünde hiçbir engel kalmayacak. 

Küresel siyasetin önemli bir paydaşı Çin’dir. İster kabul edelim, isterse etmeyelim; bendeniz Çin’in dünya düzenine katkıda bulunacağını zannetmiyorum. Dünya, büyük bir dönüşüme gebe. Dijital dünya diye bir şey var artık. İnternet dünyası olmasaydı, belki Fukuyama’nın tezlerinin bugün için de geçerli olabileceğini söyleyebilirdik. 1990’ların dünyası fantezi oldu. O kadar şey değişip dönüştü ki, akıl almaz yenilikler yaşadık. Sosyal değerleri yok sayamayız. Gelişmiş ülkelerde de sosyal değerlerde, aile bağlarında çözülmeler yaşanıyor. Dönüşümün bir sonucu olarak sosyal değerler de bundan payını alıyor. Özellikle internet dünyasının gençlik üzerindeki etkisi ve çözülmeye sunduğu katkı küçümsenemeyecek kadar büyük. Tabii bunda modernleşmenin de payı var. Eskinin otoriter siyasetçileri toplumu güdebilmek için bilgiye ulaşıma kota koyarlardı. Bu anlamda internet, bilgiye erişimi hem demokratikleştirdi, hem de kolaylaştırarak, otoriter siyasete gem vurdu. Artık siyasetçiler seçmenlerini değil, seçmenler liderlerini demokratik iletişimin sağladığı kolaylıklarla denetleyebiliyorlar. Bir yere kadar bu gelişimi olumlu zikredebiliriz. 

Küreselleşme ve uluslararası ekonomik düzende Türkiye’nin yeri neresi?

Çin-Rus blokunda mı yer almalıyız, yoksa Avrupa Birliği ekseninde mi karar kılmalıyız? İkisi de yerli-milli ve İslâmi değil diyebilirsiniz. AB, bir Hristiyan kulübü, Çin de acımasız ve zalim diyebilirsiniz. Covid-19 belası ilk olarak Vuhan’da baş gösterdi. Ne hikmetse bu illeti kısa sürede alt eden Çin, şimdi dünyaya salgın aşısı pazarlıyor. Siyasette ülkeler arası tam karşıtlık politikası uzun soluklu olursa taraflara zarar verir. Bu sebeple Reise, Mısır’la ilişkiler sorulduğunda, “Mısır halkıyla olan tarihten gelen bu birliğimizi yeniden kazanmak, yeniden devam ettirmenin gayreti içindeyiz… Mısır halkını zorla Yunan halkıyla birlikte görmek bizi üzer” dedi.

Anlaşılan o ki konjonktür gereği diplomasiye bir dönüş yaşanacak. Türkiye’nin demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti konusunda çok zengin bir mirası var. Osmanlı bakiyesi koca bir ülkenin, geleceğini Avrupa’da aramasının, Çin-Rus bloku içinde yer almasının artı ve eksileri çok iyi değerlendirilmelidir. Elbette bir Batı politikamız olacak. Avrupa ile ilişkilerimiz dostane olmalıdır. Son söz: Yakın vadede demokrasinin yerini alacak hiçbir alternatif ideoloji bulunmuyor. Çok kutuplu bir dünyaya doğru yol alıyoruz. Çin, denge faktörü oluştururken, ABD’nin gücünün dağılmasına da katkı sağlıyor. Gücün ülkeler arası dağılmasına sıcak bakılabilir. Servetin tek elde toplanması her zaman için felakettir.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Arif Akça

Analiz güzel. Elinize yüreğinize sağlık. Keşke Çin'in Doğu Türkistan'a yaptığı zulme de değinseydiniz. Bizim yaşımız gitti. Umarım çocuklarımıza güzel,yaşanabilir bir dünya bırakırız. Selamlar
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23