• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Emniyet'e sızan Kemalist vesayet!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Emniyet'e sızan Kemalist vesayet!

İzmir Menemen İlçe Emniyet Teşkilatı’nda görev yapan bazı polislerin sistematik mobbing, dinî hassasiyetlere yönelik baskı ve Kemalist dayatmalara maruz bırakıldığı iddia edildi.

İzmir Menemen İlçe Emniyet Teşkilatı’nda görev yapan bazı polislerin sistematik mobbing, dinî hassasiyetlere yönelik baskı ve Kemalist dayatmalara maruz bırakıldığı iddia edildi.

Avukat Yunus Arı’nın aktardığı bilgilere göre Menemen İlçe Emniyet Müdürü Gürcan Alev’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının tören alanlarına asılmasına ilişkin genelgeye rağmen Cumhurbaşkanı görselini astırmadığı, Mustafa Kemal görselini yeterli gördüğü ileri sürüldü. Aynı teşkilatta görev yapan polis memurları İsmail Zeybek ve Muhammed Emin Kaya’nın ise dayanaksız “hırsızlık” suçlamalarıyla evlerinin aratıldığı, maruz kaldıkları ağır baskı ve mobbingin ardından intihara sürüklendikleri iddia edildi.


 

Cuma namazına dahi tahammül yok

İddiaların merkezindeki bir diğer isim polis memuru İbrahim Toğuz. Toğuz’un araç tamiri sırasında cuma namazına gitmek istemesi üzerine Çevik Kuvvet Amiri tarafından, “Cuma namazı kılacaksan yanlış meslek seçmişsin, git evde kazasını kıl” denilerek engellendiği ileri sürüldü.

Dinî bir vecibeyi yerine getirmek isteyen polis memuruna karşı sergilendiği belirtilen bu tavır, meselenin sıradan bir amir-memur ihtilafı olmadığını ortaya koyuyor. İddialara göre Toğuz, yaşadığı baskıyı idareye bildirmek isteyince bu defa hakkında “psikiyatrik sevk” talebiyle rapor tutuldu ve Aile Mahkemesi üzerinden altı aylık uzaklaştırma kararı aldırıldı. Ancak daha sonra alınan Sağlık Kurulu Heyet Raporu’nda “aktif psikopatoloji saptanmamıştır” denilerek Toğuz’un ruh sağlığının yerinde olduğu tescillendi.

Arı’nın aktardığına göre Çevik Kuvvet Amiri, resmî uygulamaların dışında oluşturduğu WhatsApp grubunda Mustafa Kemal görselleri eşliğinde dinî değerleri ve tarikatları hedef alan mesajlar paylaştı. İbrahim Toğuz’un, “dindar insanların hassasiyetlerinin istismar edilmemesi” gerektiğini belirterek bu gruptan ayrılması üzerine hakkında savcılıkça iddianame düzenlendiği ifade edildi.
İddiaya göre amir, Toğuz’un Kadir Mısıroğlu’nu desteklediği yönündeki beyanlarla savcılığa başvururken, Toğuz’un amiri hakkında parmak sallayarak tehdit ettiği gerekçesiyle yaptığı şikâyet ise takipsizlikle sonuçlandı. Böylece dinî hassasiyetini dile getiren polis memurunun üzerine idari ve adli mekanizmaların sürüldüğü, buna karşılık kendisine yönelen baskı ve tehdit iddialarının neticesiz bırakıldığı ortaya çıktı.


 

Menemen’deki bu hadiseler, Türkiye’de yıllarca Müslümanların başörtüsünü, sakalını, ibadetini ve dünya görüşünü devlet eliyle baskı altında tutan Kemalist vesayetin emniyet bürokrasisinde hâlâ baskın olduğunu gösteriyor.

Cuma namazına gitmek isteyen bir memurun mesleği sorgulanıyor, dinî hassasiyetini savunan personel psikiyatrik sevkle karşı karşıya bırakılıyor ve kurum içi haberleşme kanalları Batıcı Kemalist propaganda sahasına dönüştürülüyor.

Avukat Yunus Arı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in geçmişte 15 Temmuz gecesine ilişkin Atatürkçü subaylar üzerinden yaptığı açıklamaları da hatırlatarak devlet kadrolarında yuvalanan vesayetçi zihniyete karşı yetkilileri göreve çağırdı. Türkiye’nin bir asırdır bedelini ödediği Kemalist tahakkümün emniyet içinde yeniden filizlenmesine müsaade edilmemesi, iddiaların bütün yönleriyle soruşturulması ve inancı sebebiyle baskıya uğrayan kamu görevlilerinin korunması gerekiyor.

Kaynak: Yunus Arı, Akıncı Mecra

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Devlet Düzeninde İdeolojik Dayatma: Kemalist Vesayetin Kamusal ve Toplumsal Maliyeti! Türkiye’nin siyasi tarihi, devlet mekanizmasının topluma yön vermek amacıyla belirli bir ideolojik kalıba dökülme çabasının sancılarıyla doludur. Bu çabanın merkezinde yer alan Kemalist felsefe, kendisini devletin kurucu unsuru olarak konumlandırırken, zamanla bürokraside ve kamusal alanda katı bir vesayet odağına dönüşmüştür. Toplumsal gerçekliklerden kopuk, yukarıdan aşağıya dikte edilen bu yönetim anlayışı, devleti milletin ortak çatısı olmaktan çıkarıp belirli bir azınlığın ideolojik aygıtı haline getirmektedir. Bir devlet düzeninin tek bir felsefi dogmaya hapsedilmesi, kaçınılmaz olarak liyakat sisteminin çökmesine ve kurumsal çürümeye yol açar. Emniyetten adliyeye, eğitimden bürokrasiye kadar devletin en kritik organlarında profesyonel başarı ve adalet yerine ideolojik sadakatin ölçüt alınması, kurumların asli görevlerini yerine getirmesini engellemektedir. Toplumun inançlarına, tarihsel bağlarına ve dinî hassasiyetlerine karşı adeta bir modernleşme dayatması olarak uygulanan bu baskıcı politikalar, bireysel özgürlükleri kısıtlamakla kalmayıp kurumlara olan güveni de kökünden sarsmaktadır. Kamusal alanda tarafsız olması gereken devlet gücü, toplumun bir kesimini terbiye etme veya dışlama aracına dönüştürüldüğünde, adalet mekanizması işlevini yitirmektedir.Gerçek bir demokratik hukuk devleti, kendi halkıyla ideolojik kavga yürüten bir vesayet yapısı olamaz. Devletin görevi, toplumu tek bir dünya görüşüne zorlamak değil; her bir bireyin inanç, düşünce ve yaşam tarzını güvence altına almaktır. Kamusal mekanizmaların ve idari yapıların, kendisini hukukun üstünlüğünden yukarıda gören her türlü zihniyet dayatmasından ve bürokratik vesayetten tamamen temizlenmesi, toplumsal barışın ve gerçek demokrasinin inşası için ertelenemez bir zorunluluktur.

Mehmet

İslami Müslüman Türkiye sinde halen daha bu tiplere gereği derhal yapılmalı iceri tıkılmalı
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23